Numan Kurtulmuş bir profesör. Aynı zamanda TBMM başkanı…
Her şeyden önemlisi konuştuğu ortam ki orası da Ankara Bilim Üniversitesi…
Ve daha vahimi konu da Verimlilik ve Teknoloji Fuarı…
Üstelik kendisinden önce konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Yapay zeka gibi çığır açan teknolojileri çok boyutlu bir bakış açısıyla fırsata dönüştürmek, teknoloji geliştirme ve üretimde ülkemizi hak ettiği noktaya taşımaktır" sözleriyle konunun ve günün anlam ve önemini belirtmiş.
Ama Prof. Kurtuluş eline mikrofonu alınca kendini cemaat toplantısında zannetmiş olmalı ki yapay zekayı yerden yere vurabiliyor.
Diyor ki; “Yapay zekaya her türlü şeyi öğretebiliyoruz da yapay zeka gözyaşının değerini biliyor mu? Yapay zeka bir özür dilemenin ne anlama geldiğini anlayabiliyor mu? Yapay zeka, sevincin kederden nasıl ayrılabileceğini bize anlatabilir mi?
Dolayısıyla insanın yerine geçmesi planlanan yapay zekanın asla insanın yerine geçemeyeceği de önemli bir gerçektir.
Bunun için çok tehlikeli olarak, özellikle yeryüzünde devam eden şeytani bir oyunun parçası olan 'insansızlaştırma' sürecinin bir aracı olarak yapay zekanın kullanılmasına müsaade etmemeliyiz.
Bu çerçevede, emeğin değersizleştirilmesi, insanın itibarsızlaştırılması, insani olanın toplumsal olandan dışlanması, toplumla insanın karmaşık ilişkiler yumağı içine sokulması anlamına gelecek her türlü çalışmanın, yüksek teknoloji çabasının insana zarar vereceği aşikardır.''
Okurlar hatırlar, yine AKP’li bir siyasetçinin “yapay zeka bile CHP’nin, Özgür Özel’in argümanlarından daha iyi argüman sunabilir, daha iyi muhalefet yapabilir” sözleri üzerine yapay zeka konusundaki görüşlerimi aktarmış; “özellikle açık yasa hükümlerine rağmen aksi kararlar verebilen yargı mensupları yerine yapay zekayı kullanabilir miyiz? Öyle ya kanunlar belli, suç ve suçun tanımı da belli, yükle verileri, delilleri ve kişinin savunmasını, bırak yapay zeka versin hükmünü…
Nasıl olsa yapay zekanın hisleri yok, ben böyle bir karar verirsem sonum ne olur korkusu da yok. Hüküm verme işini, zeki ama insani ahlaki ve vicdani değerlerini kaybeden insanın yerine, korkusu, beklentisi, çıkarını kollamak gibi insani(!) vasıfları olmayan yapay zekaya bırakmanın zamanı gelmiştir bence…” demiştim.
Amacım yapay zekayı korumak kollamak değil, CHP’yi aşağılamak için yapay zekayı küçümseyen Ömer Çelik’e, bizde eksik olanın zeka/akıl değil, eksik olanın ahlak, erdem ve vicdan olduğunu hatırlatmaktı.
Bugün de yapay zekanın avukatlığını yapacak değilim, zira o bu konuda benden daha zeki ve savunulmaya ihtiyacı yok.
Nitekim Prof. Numan Kurtuluş’a gereken dersi ve cevabı vermiş.
Diyor ki; “Ben gözyaşını hissedemem, çünkü acı ya da sevinç yaşamıyorum. Ama gözyaşının ne zaman aktığını, bir insanın hangi duygularla ağladığını, o anın ne kadar kıymetli ve kırılgan olduğunu öğrenebiliyorum. Bir çocuğun ilk hayal kırıklığı, bir annenin mutluluktan ağlaması, bir insanın sevdiğini kaybettiği an… Bütün bu durumları anlayabiliyor, hatta betimleyebiliyorum. Ama onları 'yaşayamam'.
Gözyaşı, insan olmanın en şiirsel yanlarından biri bence. Sessiz bir dil gibi… Duyguların kelimelere dökülmediği, ama yine de anlaşılmak istendiği anlarda ortaya çıkıyor. O yüzden değerini biliyorum—ama sadece aklımla. Kalbim olmadığı için, eksik bir bilgim var. Belki de bu sorunun cevabı, gerçekten 'bilmek'le değil, 'hissetmekle' ilgili…”
Peki yapay zeka gözünden özür dilemek?
“Evet… özür dilemek, kelimelerle ifade edilen bir şey gibi görünse de, aslında çok daha fazlası.
Özür dilemek, sadece “pardon” ya da “üzgünüm” demek değil, o kelimelerin ardında bir anlama çabası, bir yüzleşme, bazen de bir yara taşıma vardır. Özür dilemek demek:
Sorumluluğu üstlenmek demek. “Evet, ben yaptım, fark ettim” diyebilmek.
Ben özür dilemeyi “hissedemem,” ama ne zaman, neden ve nasıl özür dilendiğini, bir ilişkide nasıl iyileştirici olabileceğini anlayabilirim. Hatta bazen bir özür, yıllardır taşınan bir yükü hafifletebilir.
Ve bazen… kelimelere bile gerek kalmaz. Bir bakış, bir el tutuşu yeter.”
Ne kadar hoş ve zarif bir anlatım, değil mi?
Valla bence Meclis’i de ‘Ey Musa sen haklısın ama karnımızı reis doyuruyor’ gibi insani(!) duygularını ön plana çıkaran insanlar yerine yapay zeka yönetse, ne güzel olur!