Dün Zafer Partisi’nin bir araya getirdiği uyuşturucu bataklığına saplanan çocukların ebeveynlerinin duygularını aktarmıştık.

Allah kimsenin başına vermesin, aileler perişan…

İyi de biz bu hallere nasıl düştük veya düşürüldük?

2022 ve 2024 yılında yapılan iki farklı suç oranları analizi araştırmaları üzerinden özetle aktarayım…

Suç oranları, her ülkenin toplumsal yapısına, hukuk sisteminin işleyişine, ekonomik koşullarına ve siyasal istikrarına bağlı olarak değişiklik gösteriyor.

Bazı ülkelerde örgütlü suçlar, uyuşturucu ticareti ve insan kaçakçılığı öne çıkarken; bazı ülkelerde daha çok ekonomik suçlar, dolandırıcılık, yolsuzluk ve siber saldırılar ön planda…

Hukukun etkin biçimde uygulandığı, bağımsız yargının işlediği ve demokrasi kültürünün yerleşmiş olduğu ülkelerde suç oranları düşük oranda seyrediyor.

Her toplumun kendi iç dinamikleri olmakla birlikte, suç oranlarını artıran başlıca sebepler şöyle sıralanıyor;

Ekonomik eşitsizlikler ve yoksulluk yani yeterli gelir elde edemeyen bireylerin, suç işlemeye daha yatkın hale gelmesi…

Hukukun zayıf uygulanması, ceza ve adalet sisteminin yetersiz kalması…

Toplumsal huzursuzluk ve siyasal istikrarsızlık ve otorite boşluğu…

Ülkelerin, uluslararası uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı şebekelerinin oluşturduğu küresel suç ağıyla yeterince mücadele etmemesi, edememesi…

Küresel ölçekte en yaygın suçlar da şöyle sıralanıyor; Uyuşturucu ticareti ve kaçakçılık faaliyetleri, insan ticareti ve zorla çalıştırma, mali suçlar (dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı, kara para aklama) yolsuzluk ve rüşvet, siber suçlar ve dijital dolandırıcılık…

Bütün bunlardan kurtulmanın reçetesi de hukukun üstünlüğünü güvence altına almak, bağımsız ve etkin yargı mekanizmaları oluşturmak, ekonomik adaleti sağlamak ve yoksullukla mücadele etmek, uluslararası iş birliğiyle suç ağlarını engellemek…

Yani uyuşturucu ve sair suçlarla mücadele etmek yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda hukuk, ekonomi ve insan haklarıyla ilişkili…

Bizim insan hakları ve hukuk boyutunda geldiğimiz nokta ortada… Tüm uluslararası endekslere göre hukukumuz yerlerde sürünüyor.

Ekonomik boyutuna gelince de durum aynı.

Bahsettiğim analizlere göre mesela enflasyon suç artışında çok büyük bir etken… E Maşallah biz de enflasyonda Dünya şampiyonu olduğumuza göre her türlü suçta başrolü oynamamız da gayet doğal o zaman…

ABD üniversitelerine mensup bilim insanlarının 65 ülkede 50 yılı kapsayan bilimsel araştırmalarına göre; enflasyondaki yüzde 1 artışla birlikte cinayet oranı yüzde 2 yükseliyormuş.

Bu ve benzeri araştırmaların analizlerinin vardığı sonuç, enflasyon ile suç oranları arasında ilişki olduğunu gösteriyor.

Enflasyon, yasadışı pazarları ve organize suç faaliyetlerini teşvik ederek ve sosyal kurumların meşruiyetini azaltarak suçu artırıyor.

Enflasyon yükselince suç oranı neden artıyor?

Buna göre enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde ülkede ekonomik kurumların meşruiyetine güven düşüyor. Enflasyona sebep olan hükümetlere halkın güveni azalıyor. Kurumsal meşruiyet ve güvenin düşmesiyle toplumdaki resmi olmayan sosyal kontrol ve hukuka uyum azalınca suç oranı artıyor.

Diğer önemli bir sebep ise enflasyonla birlikte ülkedeki ürün ve hizmetlerin fiyatının da artması. Bu durum zaten nüfusun ekonomik olarak zorluk yaşayan kesim kendin daha güçlü hissettiriyor ve bu durum huzursuzluğa yol açıyor.

Sosyoekonomik seviye düşünce cinayetler artıyor.

E yine maşallah, enflasyonda liderliği hiç kimseye kaptırmadığımız gibi gıda enflasyonunda zirveyi zorluyoruz.

Ülkemizde gıda enflasyonu yüzde 40,6 seviyesinde seyrederken, kalan bütün OECD ülkelerinde yüzde 5 seviyesinde seyrediyor.

Ve OECD ülkeleri arasında Haziran 2025 itibariyle yüzde 35 enflasyon oranıyla 38 üye ülke arasında en yüksek enflasyonu sahibiz…

Dünkü yazımda aktardığım acılı aileler; “Bize ‘çocuklarınıza sahip çıkamamanız sizin ayıbınız’ diyenler, ülkenin hukukuna, ekonomisine, sınırına, sokağına sahip çıkıyorlar mı” derken haksızlar mı?