Okullar açıldı. Çocuklarımız yeniden sabahın erken saatlerinde evlerinden çıktı, sırtlarına çantalarını taktı, kimi annesinin elini tutarak kimi arkadaşlarıyla sohbet ederek okulun yolunu tuttu. Anne babalar da çocuklarını sınıflarına bırakıp işe, evine, günlük hayatına döndü. Herkesin beklentisi aynıydı: Çocuklarımız okusun, oynasın, arkadaşlarıyla büyüsün, akşam da sağ salim evine dönsün.

Ama daha okul zilinin sesi yeni duyulmuşken, insanın içini ürperten bir haber geldi. Manisa Turgutlu’da okul önünde silahla ateş açıldı. 10 öğrenci yaralandı, yaralılardan 2’sinin hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi. Olayla bağlantılı olduğu belirtilen 15 yaşındaki bir öğrenci gözaltına alındı.

Şimdi ister istemez insanın aklına aynı soru geliyor:

Bu çocuk o silahı nereden buldu?

Silah kimin?

Nasıl saklanıyordu?

Bir çocuk o silaha nasıl ulaşabildi?

Ve en önemlisi, bu silahın bir çocuğun eline geçebileceğini hiç kimse düşünmedi mi?

Bunlar basit sorular değil. Çünkü okulun önünde silah patladıktan sonra güvenlik tedbiri konuşmanın artık bir anlamı yok. Asıl konuşmamız gereken, o silahın daha en başta bir çocuğun eline geçmesini nasıl engelleyeceğimiz.

Birkaç ay önce Kahramanmaraş'ta yaşananları unutmadık. Ortaokulda yaşanan silahlı saldırıda 1 öğretmen ve 9 öğrenci hayatını kaybetti, 15 öğrenci yaralandı. O olayda da saldırganın evden getirdiği silahlarla okula geldiği açıklandı. Soruşturma tamamlandı, dava başladı ve bugün gelinen noktada saldırganın anne ve babası da yargılanıyor. Kahramanmaraş'ta yaşanan o korkunç olaydan sonra hepimiz aynı şeyi söyledik: “Bir daha olmasın.”

Ama bugün Turgutlu'dan gelen haber, bize çok acı bir gerçeği hatırlatıyor.

Sadece “bir daha olmasın” demek yetmiyor. Bir çocuğun eline silah geçiyorsa, ortada sadece çocuğun değil, yetişkinlerin de cevaplaması gereken sorular var. Çocuğun eline telefon verirken saatlerce düşünüyoruz. İnternette ne izliyor, kimlerle konuşuyor, hangi oyunları oynuyor diye takip ediyoruz. Peki evde bir silah varsa onu nasıl saklıyoruz? Çocuğun ulaşamayacağı gerçekten güvenli bir yerde mi? Anahtar nerede? Mühimmat nerede? Çocuk biliyor mu? Evdeki silahın varlığından haberi var mı?

Bunları konuşmak zorundayız.

Çünkü “Benim çocuğum yapmaz” cümlesi, silah güvenliği konusunda bir tedbir değildir.

Bir çocuğun eline silah geçtiğinde artık “ama biz ona güveniyorduk” demenin hiçbir anlamı kalmaz. Çünkü o anda yaşanan şey geri alınamaz. Bir kurşun çıktıktan sonra “keşke” demenin kimseye faydası olmaz.

Kahramanmaraş bize bunun en ağır örneğini gösterdi. Orada çocuklar okul sıralarında hayatını kaybetti. Bir öğretmen öğrencilerini korumaya çalışırken yaşamını yitirdi. Arkadaşlarını kaybeden çocuklar, aylar sonra bile yaşadıklarının izlerini taşımaya devam ediyor. Saldırının ardından binlerce aileye psikososyal destek verilmesi gerekti. Çünkü böyle bir olay sadece o gün orada bulunanları değil, koca bir mahalleyi, aileleri ve çocukları etkiliyor.

Şimdi Turgutlu'da 10 çocuğun yaralandığını duyuyoruz.

Yarın başka bir şehirde başka bir okulun adını mı duyacağız?