TÜRK Sporu çok değerli bir spikerini kaybetti. Geçtiğimiz Perşembe günü aldım ölüm haberini… Hemen hemen bütün haber kaynakları “Ümit Aktan vefat etti” diye duyuruyordu…

İnanamadım… Gerçi son bir yılda sağlık sorunları vardı, lâkin işin buralara geleceğini kimse aklından bile geçirmiyordu. Yıllarca İstanbul’da oturan Ümit Aktan, son 15 yıldır Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşamını sürdürüyordu.

Aydın Nazilli’de doğan Aktan, yıllarca İstanbul’da TRT ve birçok özel kanalda çalıştıktan sonra döndü doğduğu topraklara…

Ümit Aktan, spikerlik ve sunuculuk mesleğinin en iyilerindendi… Engin ve zengin bir anlatımı vardı. Teşbihleri, benzetmeleri ve maçı radyodan anlatımı bir başkaydı; dinleyenlere sanki maçı adeta seyrettiriyordu…

Bir ara 1990’lı 2000’li yılların başındaki ilginç maç anlatımıyla gündem de olmuştu. Maç anlatıyor ama dalaktan başlıyor, kalpten, ciğerden ve yürekten devam ediyordu; karşılaşmayı anlatırken edebiyatın güzel örneklerini de sunuyordu…

TAKLİT EDİLEN BİR SPİKERDİ

Bunun da sebebi, Ümit Aktan’ın çok kitap okuması, zengin bir Türkçeye ve doğaçlamaya sahip olmasıydı. Birçok meslektaşı onu taklit etmeye çalışıyordu…

Bence spikerlik mesleğinde Halit Kıvanç, Orhan Ayhan’dan sonra gelmiş en iyilerindendi. Aktan’ı bu işin ikinci kuşaklarından olan Doğan Yıldız, Hüseyin Başaran, Ercan Taner, İlker Yasin, Levent Çelik ve Kenan Onuk gibi spor spikerlerin klasmanında değerlendiriyordum.

Ümit Aktan çok birikimli bir spikerdi… Bu nedenle meslek hayatındaki kıymetli anılarını “SPİKERİZ” adlı kitabında toparladı. Bu mizahi kitap, benim de kitaplığımda, yazarından “imzalı” olarak yer alıyor.

BİRLİKTE PROGRAM DA YAPTIK

Ümit Aktan’la aslında 1998-2000’li yıllarda Yeni Şafak Gazetesi’nde de çalıştık. Bu gazeteye spor müdürü olarak atandığımda, ilk iş olarak Ümit Aktan’ı kadroya dahil etmek için aradım. O zamanlar sanırım Kanal-6’da program yönetiyordu. “Bizim gazeteye yazar mısın?” diye sorunca daha teklifi sunar sunmaz, “evet” demeden şu cevabı verdi;

“Yazıyı ne zaman göndereyim?”

“Dur, acele etme senin güzel bir anonsunu vereyim. Ertesi günü yazarsın…”

Yalnızca spikerlikte değil, yazı konusunda da ustaydı; yazdığı yazıyı okutuyordu. Aynı akıcılık, espriyi ve dilin tüm inceliklerini, hicivlerini yazıya da yansıtıyordu.

Ben Yeni Şafak’tan ayrıldım, o yazmaya devam etti. Fakat yollarımız kesişmişti bir kere, daha sonra televizyon programında buluştuk… O’na “Ümit’im, Aktan’ım” diye hitap ediyordum…

SPOR SAATİ’NİN YARUMCUSU İDİ

Bendeniz, gazeteciliğin yanı sıra Tv-5’te birkaç sezon spor programı yapmıştım 2008-2011 yılları arasında. Ve devamlı yorumcularım arasında Atilla Gökçe, Naci Arkan, Ahmet Çakır, Onur Belge ve Ümit Aktan vardı. Görüldüğü gibi, belki de Türkiye’nin en güçlü yorumcu kadrosuydu… Ve her biri de, ekranda kavgayı marifet saymayan gerçek spor yazarı…

Doğrusu güzel işler yapmıştık SPOR SAATİ adlı canlı yayınlanan programda. Lakin son yıllardaki ekonomik kriz dolayısıyla televizyon kanalı “Sponsorunu bul, istediğin gün ve saatte ekran 2 saat senin” diye teklif gönderdi. Lakin bize sponsor olacak bir firmayı bulamadık…

EKİBİMİN YARISI GİTTİ!

Ve bu güzelim programa ara vermek zorunda kaldık. Ekimizden Ahmet Çakır, 2024’ün Ekim ayında vefat etmişti… Vefat etmeden 2 ay önce konuşmamızda ise, “Hüsamettin’ciğim, ne zaman başlıyoruz? Artık bir araya tekrar topla bizi” diye konuşmuştu. Olmadı… Yapamadık… Yine yorumcularımdan Onur Belge’yi de 2015’in bir Eylül ayında kaybetmiştik.

Ümit Aktan, geride kalan Cuma günü Bodrum’da öğle namazını müteakiben toprağa verildi… Ve ne yazık ki ona karşı son görevimi yapamadım!

Ve maalesef bizim türünün son örneği “özel nesil” tek tek ayrılıyor aramızdan. Benim hazırlayıp sunduğum SPOR SAATİ ekibinden 3 kişi eksildik… Geride Atilla Gökçe ile Naci Arkan ustalarım kaldı… Onlara ve tüm spor yazarlarına uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum…

Evet… Kelimelerin ustası sustu… “Ümit’im, Aktan’ım” gitti!

Spor camiasının başı sağ olsun… Aktan’a, Allah’tan gani gani rahmet, değerli ailesine başsağlığı diliyorum. Mekânın Cennet olsun inşallah…

*****************

ANLAMLI SÖZ

“Ölüm güzel şeydir... Budur perde arkasından haber;

Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber?”

NECİP FAZIL KISAKÜREK