HÜKÜMET, içinde bulunduğumuz 21. Asrı, Türkiye Yüzyılı olarak ilan etti. Geçen 2024 yılını “Emekliler Yılı” ilan ettiği gibi, bu Türkiye Yüzyılı da oldukça sıkıntılı geçeceğe benziyor ne yazık ki!
Emeklilerin düştüğü bu durumla ilgili çeşitli altın ya da döviz hesapları yapılıyor… Meselâ bundan 10 yıl önce çeyrek altın 155 lira, 22 ayar 1 gram altın ise 95 lira civarındaydı. Yani o yılda ortalama 1000 lira ücret alan bir emekli, bu para ile 7 çeyrek altın ya da 10 gramın üzerinde 22 ayar altın bilezik alabiliyordu.
Şimdi 7 çeyrek altın 6.600 x 7 = 46 binin üzerinde bir ücrete tekabül ediyor. 22 ayar 10 gramlık bir bilezik ise yine 40 binin üzerinde tutuyor.
Zamanımıza geldiğimizde ortalama bir emekli aylığını 20 bin lira kabul etsek bile, alınacak altının miktarı en azından yarı yarıya düşüyor…
Durum bu kadar açık iken, emeklilik yılı nereye gitti?
Üstelik emekli aylığını ortalama olarak 20 bin liradan hesapladım… Bu ülkede 14.500 lira aylık alan milyonlarca emekli bulunuyor.
TÜRKİYE YÜZYILI’NA GELİNCE!
Şimdi de anlı şanlı Türkiye Yüzyılını idrak ediyoruz… Yüzyıla gerek yok, sadece 2025 yılında bile yaşadıklarımız, bu hikâyenin içi boş bir balondan ibaret olduğunu anlatıyor…
Sınır dışında verdiğimiz bunca şehide ve bütçemize büyük yükler bindiren askeri operasyonlara rağmen Suriye’de arzu ettiğimiz hiçbir gerçekleşmedi…
Biz savaştık, elin İŞİD’den bozma teröristlerinden biri geldi Suriye’nin başına çöreklendi. Hiç hesapta yoktu… Şu ana kadar uyguladığı icraat ile imzalanan anlaşmalarda daha çok katil İsrail’in ve PYD&YPG yapılanmasının emellerine hizmet ettiği ortada.
Bugün, bunca şehidimize ve oldukça sıkıntılı bütçemize bindirilen büyük giderlerle bu Ortadoğu çoğrafyasında kalakaldık tek başımıza!
Filistin’de bir avuç toprakta yaşayan masum insanlara kan kusturan zalim İsrail’in ve bütün bu soykırımların yaşanmasına destek veren, seyirci kalan Amerika ve Emperyalist güçlerin planları adım adım işliyor bu topraklarda.
BİR DE SOYDAŞLARIMIZ ÇARPTI!
Biliyorsunuz 1974’ten bu yana KKTC olarak tanıdığımız bir Türk Cumhuriyeti var Kıbrıs’ta… Şimdiye kadar adanın yarısına yakın bir yüz ölçüme sahip olan KKTC adeta Türkiye’nin 82. ili gibiydi.
Aradan tamı tamına yarım asır geçmesine rağmen biz stratejik bir konuma sahip olan Kıbrıs’taki KKTC’yi kimseye tanıtamadık. Ve yarım asırlık bir zaman diliminde bunu başaramadığımız gibi, hani şu bizim “kardeş” ülke diye nitelendirdiğimiz Türk devletleri geride kalan 15-20 gün içinde, bir oldu-bitti hareketiyle Kıbrıs Rum kesiminde birer büyükelçilik açtılar…
Yani bir anlamda Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni devlet olarak tanımış oldular.
Bu demek oluyor ki, Kıbrıs’ta Rumların dışındakiler “işgalci” olarak kabul ediliyor…
Gördünüz mü Türkiye Yüzyılını?
Bizim daha “kardeş” dediğimiz, ya da “iki devlet bir millet” olarak nitelendirdiğimiz bu ülkeler; KKTC’yi değil de Rum Kesimini tanıdılar… Ve ne yazık ki, bunun için 5 Türk devleti 12 milyar dolara fit oldular!
Ve bizim “aksakallı” Binali Yıldırım başını kuma gömmüş vaziyette pişkin pişkin sırıtıyor. Malum zat, 96 yıllık “Başbakanlık Koltuğunu” da yine sırıtarak “Koltuk elimde kaldı!” diye dalga geçmişti…
Bırakınız Türk Yüzyılını, etrafımızda olup bitenler Türkiye ve Türk dış politikası adına tam bir rezalet!
*******************
ANLAMLI SÖZ
“Bir ülkede okumaya karşı istek artmadıkça, gaflet ve bu gafletten doğacak olan felaketler azalmaz…”
BENJAMİN FRANKLİN
*******************