Türk Hava Kurumu, Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar” şiarıyla 1925 yılında kuruldu.
Önemli ölçüde milletin bağışlarıyla ayakta durdu. Bizim nesil okulda elimize tutuşturulan THK amblemli sarı zarflara, babalarından aldıkları paraları koyar, ertesi gün öğretmenine teslim ederdi.
Yanı sıra fitre ve zekat ama en önemli gelir kurban derilerinden elde edilirdi.
Şimdi fitre-bağış-kurban derisi denince akla ilk kimler geliyor?
Haklısınız cemaatler, tarikatlar falan…
Dolayısıyla, benimde o dönemler içinde bulunduğum muhafazakar mahalle ve siyasal İslamcıların THY nefretinin kaynağı sadece isminde Türk olması ve bizzat Atatürk tarafından kurulmasıyla sınırlı değildi, rekabetten hoşlanmıyordu arkadaşlar ve paylaşmaktan…
Haliyle ellerine fırsat geçince de Atatürk’ün var ettiği her şey gibi bu güzide kurumu da devre dışı bıraktırdılar.
THK kamu yarına çalışan dernek statüsünde bir kuruluş. Benzeri dernekler gibi yönetimi üyelerce belirleniyor ama her kurum gibi devlet tarafından denetleniyordu.
Her türlü vakıf, dernek, sendika gibi oluşumları eline geçirmekte, geçiremeyince de alternatifini oluşturma da pek mahir olanlar için THK potansiyel ballı börekti ve fırsat kollanıyordu.
Türk Hava Kurumu’nun Ekim 2018 tarihlerinde yapılan 45.Olağan Büyük Genel Kurulunun öncesi ve sonrası yaşanan bazı olayları fırsat bildiler ve THK’ya kayyum atadılar.
Uzmanların ifadesiyle Cumhuriyetin en değerli kuruluşlarının başında gelen Türk Hava Kurumu, tarihinde görülmemiş amatör kayyum uygulamasıyla bitkisel hayata girdi.
Eski yöneticilerinin ifadesiyle “İktidarın hukuk düzeninin desteğini alan birkaç muhterisin ele geçirdiği 100 yıllık çınar enkaza dönüştü.”
Toplumun bir kesiminin varlığını bile unuttuğu -ki bilerek unutturuldu- THK yalnızca orman yangınlarında hatırlanıyor.
İktidar ne kadar ismini unutturmak için çabalasa da yangında ilk akla gelen THK oluyor.
4 yıl önceki yangınlarda da akla gelmiş ve sorulmuştu. Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli de "THK ile problemimiz yok, olmaz da. Elindeki uçakla ilgili problem, uçabilecek kapasitede değil, uçsa da performans verecek kapasitede değil. THK'nın uçakları antika dükkanı gibi 1960'lardan kalma uçaklar” demişti.
Sayın Erdoğan da tartışmaya katılmış ‘biz hazırız’ mesajı veren THK yöneticisine; "Yahu bu adam zaten mezarlığa dönüştürmüş Türk Hava Kurumu'nu. Oradaki uçakların motorları, pervaneleri yok. Yani rezillik diz boyu. Şimdi büyük ihtimalle şurada birkaç gün içerisinde orayı da masaya yatıracağız. Yani bu Türk Hava Kurumu ile bir yere varamayız" demişti.
Demişlerdi ama o hurda uçaklar birkaç ay sonra gerçekleştirilen Teknofesin gözdesiydi.
Hala kayyumla yönetiliyor.
Haliyle kayyum, kurumun kapasitesini artırmaya dönük değil, tasfiyesine dönük adımlar atıyor.
2020 yılında kurumun 10 taşınmazı satışa çıkarıldı. 2021 yılında bu sayıya 44 taşınmaz daha eklendi.
Bir dönem kuruma danışmanlık hizmetinde de bulunan eski CHP’li vekil Haluk Pekşen “Kurumun içinde bulunduğu durumu iki ay boyunca bütün yönleriyle inceledim. Kurumu soyanlar, içinde bulunduğu borç batağına düşürenler isim isim devletin resmi arşivinde yer alıyor” dese de havada kaldı.
İçişleri Bakanlığı, YÖK, Vakıflar Genel Müdürlüğü Türk Hava Kurumu’ndaki yolsuzlukları ortaya koyan raporlar hazırlasalar da tamamı sumen altı edildi.
Pekşen, THK’nın Odeabank’tan yüzde 28 tefeci faiziyle dolar bazında borçlandırıldığı belgeleriyle ortaya koysa da işin üzerine giden olmadı.
Pekşen’in dediği gibi; “Buradaki niyet THK’nin büyük malvarlıklarının ele geçirilmesidir. THK’nin Etimesgut’ta bulunan havaalanı, İstanbul Laleli’de bulunan çok değerli otelini ele geçirene kadar kurumu rahat bırakmayacaklardır.”
Ve önemli bir ayrıntı daha, Murat Ağırel belgeleriyle yayınladı; Türk Hava Kurumu kayyumu 8 adet CL-215 amfibik yangın söndürme uçağı satışa çıkarmış.
‘Aman hurdadır onlar be’ demeyin.
Satışa çıkarılan bu uçaklar dünyada en çok kullanılan yangın söndürme uçakları.
Birkaç gündür videosunu seyrettiğiniz Fransa’da bir tatil bölgesinde yaşanan orman yangınına müdahale eden uçaklar bunlar…
Fransızlar aynı uçaklarla yangına müdahale ederken, dört bir yanımız yanarken biz o uçakları hangara çekmiş, satışa çıkarmışız.
Olsun be! Cübbeli Ahmet’in dediği gibi ‘Allah’u Ekber’ demekle yangın sönüyorsa iktidarı ve halkıyla Müslüman olan bir ülkeye uçak ne gerek, değil mi?