Sapanca Gölü’ndeki su seviyesi kritik eşikteyken, bizler artık susuzluğun kapımızda olduğunu kabullenmek zorundayız. Göl, uzun yıllardır ihmâl edilen su politikalarımızın bedelini ödüyor. Kuraklıkla mücadelede alınan önlemlerin gecikmesi, bugün park-bahçe sulamasının yasaklanması, tarımsal sulamada içme suyu kullanımının durdurulması gibi kararlarla yüzleşmemize yol açtı.

Kentimizin su ihtiyacını güvence altına almak elzem. Ancak SASKİ’nin açıkladığı acil eylem planı, bir tehdit gibi elimizde duruyor: Göl seviyesi 29.70’e iner inmez turistik havuzlar doldurulmayacak, tüketimi yüksek abonelikler takibe alınacak. Bu kurallar, aslında kaçınılmaz olanı bize hatırlatıyor; su tasarrufu bir tercih değil, zaruret haline geldi.

Meskenlerimizden parklara, işletmelerimizden tarlalarımıza kadar her alanda su kıtlığı kapımızda. Ben de bir Sakaryalı olarak bu kısıtlamaların hayatımızın bir parçası olacağını anlamalıyız. Geçmişte har vurup harman savurduğumuz su kaynaklarımız için bugün pişmanlık duymak yerine, sorumluluk üstlenme zamanıdır.

Yerel yönetimlerin aldığı kararlar, kısa vadede su stoklarımızı korumaya yönelik olsa da uzun vadeli çözüm üretmedikçe benzer krizleri yaşamaya devam edeceğiz. Yağmur suyu toplama sistemlerini yaygınlaştırmak, atık suların geri kazanımını hızlandırmak ve tarımsal sulamada modern yöntemlere geçmek artık ertelenemez.

Bireysel olarak ise suyu israf etmeyi bir alışkanlık haline getirmekten vazgeçmeliyiz. Küçük bir musluk damlası bile günlük tüketimde büyük fark yaratır. Komşumuzun bahçesini sularken akılcı yöntemler kullanmak, evde duş süresini kısaltmak, bulaşık makinesini ve çamaşır makinesini tam doluyken çalıştırmak hepimizin görevi.

Sapanca Gölü’nün kurak kalbi bize bir mesaj gönderiyor: Su, hayatın kaynağıdır ve bu kaynağı korumak hepimizin elinde. Bu eylem planı, kentimizin geleceğini teminat altına almak için atılmış bir adım; ancak esas değişim, suyu nasıl kullandığımızı yeniden tanımladığımızda gerçekleşecek. Bela kapımızdayken el ele vermek, suyu gelecek nesillere aktarabilmenin tek yolu.

Yeliz Çağlar