TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ömer Aras, gerçeğe aykırı bilgi yayma suçuyla bu muameleye tabi tutuldular.
Bakın bakalım hangisi gerçeğe aykırı?
CHP’li ve DEM’li belediyelere kayyum atanması mı?
Bolu faciasının hesabının sorulmaması mı?
Ümit Özdağ’ın tutuklanması mı?
Halk TV’den Suat Toktaş’ın 27 gündür içeride olması mı?
Teğmenlerin meslekten atılması mı?
Bunların hepsi yaşandı ve yaşanıyor…
Peki, hukuk eleştirileri gerçeğe aykırı mı?
Aykırıysa bile, gözaltına alınma biçimleri, göz altı sürecince yapılan muamele sayesinde bu eleştirilerinde de haklı çıkardınız.
Adalet Bakanı Tunç söyledi; Haklarında gözaltı kararı bile yokmuş.
Haklarında gözaltı kararı bile olmayan insanları, üstelik kötü muamele bu hale düşürerek ve bilinçli çekilen fotoğrafları servis ederek onları haklı çıkarmakla kalmadınız, dışarıdan yapılan eleştirileri de perçinlediniz.
Şimdi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’ye yabancı sermaye çekmek için ne kadar çabalasa da faydası yok.
Ha unutmadan, Ömer Aras, Katar sermayeli QNB Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanı…
Şimdi bu fotoğrafa, sermayesini ülkemize çekmek için uğraştığınız Katarlılar ne diyecek bakalım?
TÜSİAD sussun, TÜSİAD haddini bilsin tamam da onlara had bildirerek, onları susturarak neyi örteceksiniz?
Bu ülkede durum tespiti yapmak suçsa eğer ve yanıltıcı bilgi yaymaksa, her şeyden önce, işinize gelmeyen verileri olabildiğince kısıtlayan TÜİK’i kapatmanız gerekecek.
Bakın, TÜİK'in 2024 Yaşam Memnuniyeti Anketi ne diyor?
En mutsuzların oranı, AK Parti iktidara geldiğinde yüzde 7'lerdeyken bugün 14'lere yükselmiş.
Mutluların oranıysa 2003'ten 2024'e, 10 puan eksilmiş.
Yüzde 59'lardan 49'lara gerilemiş.
Son bir yılda bile ciddi düşüş görülüyor. Önceki yıldan geçen yıla, mutluluk oranında 3 puandan fazla eksilme var.
Peki bu mutsuzluğun kaynağı ne?
Mutsuzluk nedenleri arasında hayat pahalılığı başı çekiyor.
Arkasından eğitim, sonra da yoksulluk sorunları geliyor.
Ve hayat pahalılığı, eğitim ve yoksulluğun ardından "Adalet ve hukuk sistemi" mutsuzluğun sebebi…
Millet, ekonomiden, adalet ve hukuk sisteminin işleyişinden memnun değil.
Milli irade, ekonomi ile hukuk düzenimizin kötü yönetildiğini düşünüyor.
Bunun, hukuk ve demokrasiden yani kurallı yönetimden uzaklaşmaya bağlıyor.
Halk, sorunu iliklerinde hissediyor, hukuk ve demokrasinin toparlanmasını bekliyor.
Yönetenler de sorunun ve çözümünün farkında ki -girin internete bulursunuz- başta Cumhurbaşkanı olmak üzere pek çok bakanın, hukuk ve demokrasi düzeltilmeden ekonominin düzelmeyeceğini dair onlarca beyanatı var.
Hukuk konusunda yapacakları her reformu benzeri cümlelerle savundular.
İşin ilginç kısmı, 2020'de bu amaçla yargı reformu ve insan hakları eylem planı hazırlarken TÜSİAD'dan görüş aldılar.
O gün görüş aldıkları TÜSİAD’a, bugün hukuk konusunda ders(!) veriyorlar…
TÜSİAD başkanları o gün de aynı şeyi söylediler.
Yatırım ortamını iyileştirmek için hukuka üstünlük, kanun önünde eşitlik ve yargıya güvenin sağlanmasını şart koştular...
Bugün de aynı şeyleri söylüyor ama maalesef halkı yanıltıcı bilgi yaymak ve yanlış bilgi ile halkı karamsarlığa sürüklemekle suçlanıyorlar.
Buradan da anlaşılıyor ki, bu ülkede doğrular, hakim gücün iradesine göre şekilleniyor.
Neyin ne zaman doğru, neyin ne zaman yanlış olacağına hakim güç karar veriyor.
Haliyle neyi beğenip beğenmeyeceklerini bilmek ve ona göre davranmak hayli zor.