Son günlerde sık sık kullanmak zorunda kaldığımız cümle: Çağırsaydınız gelirdi!
Çağırsalar tıpış tıpış emniyete, adliyeye gidecek olan aydın, gazeteci, siyasetçi, işadamı sanki kanun kaçağıymış gibi sabahın köründe evinden alınıyor, sanki cinayet zanlısıymış gibi kelepçeler takılıyor, sürüklenerek götürülüyorlar.
Son örneği de TÜSİAD yöneticileri oldu maalesef…
Emniyet mensuplarının davranışlarına bakıyorum da sanki ırz düşmanı tutuklamışlar da onu götürüyorlar.
İşin ironik kısmı TÜSİAD yöneticileri, ülkede hukukun işleyiş biçimi de eleştirmişlerdi, değil mi?
Yani hukuksuzluktan söz etmişlerdi…
İşte yaka paça götürdükleri işadamlarına, bir anlamda bu ülkede hukukun olduğunu(!) bu şekilde ispat ettiler.
İktidar ittifakının durduk yerde açtığı yeni cephe, yandaşları tarafından çabuk satın alındı farkındaysanız.
Ne kadar yandaş sendika, dernek, vakıf ve sözde sivil toplum kuruluşu varsa ‘kınama ve had bildirme’ yarışına girdiler.
Tabi aynı zamanda saçmala yarışı gibi, adeta kim daha güzel saçmalayacak diye birbirlerini çiğniyorlar.
Mesela yandaş işadamları derneği; “TÜSİAD, yabancı sermayeye 'Türkiye'de hukuk yok, gelmeyin' diyor. Avrupa'da 'Türkiye'de hukuk yok' havası oluşturuyor” buyurmuş...
Yahu arkadaş! Dünyanın bu ülkede hukuk olup olmadığı gerçeğini anlaması için TÜSİAD'a ihtiyacı mı var?
Avrupalıların bu ülkede konsoloslukları, büyükelçilikleri, ticaret ve siyasi ataşeleri dolayısıyla bu ülkede olup biteni izleme şansları yok da TÜSİAD açıklasın diye bekliyorlar.
Bir de şunu önermişler yandaş iş adamları, sözde darbe heveslisi TÜSİAD’a; “Siyasi söylemleri, siyasetçilere bırakmak lazım!”
Rifat Serdaroğlu’nun dediği gibi; “Bak bak bak! Tamam Müslüman-Süslüman işadamları! O zaman hadi vergiyi de siyasetçiler versin! A durgun zekalılar, sizin demokrasi anlayışınız bu mu? Gıda Bankacılığı ve "AKP destekli Özel Vakıflarla" devlete bir kuruş vergi vermeyeceksiniz, kişiye özel davet usulü ile avanta ihaleler alıp, Cumhuriyet düşmanı tarikatlarla paylaşacaksınız, sonra siyasi söylemleri, siyasetçilere bırakalım diyeceksiniz. Defolun gidin be...”
TÜSİAD yöneticilerinin bir suçu da halkı karamsarlığa düşürmekmiş!
Suç ortakları da SÖZCÜ TV ve programcı Özlem Gürses!
’TÜSİAD Başkanı Orhan Turhan Özlem Gürses’in konuğu…
Hayat hikayesini anlatırken “Şimdi bir Elazığ’ın köyündeki bir çocuğun buralara gelmesi ne kadar şey tartışılır” diyor.
Vay sen misinin Türkiye’de fırsat eşitliğinin azaldığını ima eden?
RTÜK basıyor cezayı Sözcü TV’ye…
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan’ın önemli bir suçu da “Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma!”
Yani aslında güllük gülistanlık olan ülkeyi ve ülke ekonomisini karalama…
Bu ülkede bir dezenformasyon yasası çıktı, biliyorsunuz.
Yani bilgi kirliliği yasası…
Sadece muhalefete uygulanan bir yasa olarak halen yürürlükte…
Çünkü iktidar ve paydaşlarına ve hatta yandaşlarına uygulandığını hiç görmedik.
‘Dolar 10 lirayı aşar’ diyenler tutuklandı bu ülkede.
Mahkemeleri görülürken dolar çoktan 10 lirayı aşmış 12-13 bandına ulaşmıştı ama dava düşmemişti.
Hadi onlar halkı yanıltıcı bilgiyle aldattılar diyelim.
Ya dolar tahmini tutmayanlar?
Ya enflasyon tahmini tutmayanlar?
Enflasyon tek haneye düşecek derken bizi kandırmış olmuyorlar mı?
Mesela 2022 Aralık’ta “herkes hesabını yüzde 20 enflasyon oranına göre yapsın” diyenler bugün yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu işlemiş olmuyor mu?