Dünya lideriyiz hesapta ama dış politikada sürekli çuvallıyoruz…

İşte en bariz örneği de Suriye.

ABD Suriye’yi niye vurmuyor diye kızıyorduk. Suriye vuruldu. Neticede milyonlarca sığınmacı başımıza bela edilirken, sınırlarımızda PKK devleti kuruldu.

Sonra kafayı Esed niye devrilmiyor konusuna taktık. Devrilmesine çanak tuttuk.

Sonuç?

Esed devrildiğinde sanki Suriye’yi biz fethetmişiz gibi bir hava uyandırıldı. Plakalarımıza yenileri ekledik, 82 Şam, 83 Halep falan.

Ama şimdi Suriye’ye yani fethettiğimiz topraklara vize ile girmek zorunda kalıyoruz.

Vize ücretimiz de en kallavisinden üstelik; 150 dolar...

Lübnan, Ürdün ve Tunus muaf tutuldu. Fas, Cezayir, Sudan, Yemen: 40 dolar, Libya: 75 dolar…

İşte yeni yönetimin, yani neredeyse bizim çocuk konumunda lanse edilen Colani’nin Türkiye’ye bakış açısı bu…

Bundan böyle Kasyun dağında çay içip, Emevi camiinde namaz kılmanın bedeli bu.

Biz adamları sınırdan bedavaya geçirdik değil mi? Hatta 70 yıllık mayınları söktük rahat geçsinler diye…

Sığınmacılarına milyarlarca dolar harcadık. Bozulan sosyo-ekonomik ve demografik yapımızda cabası…

Türkiye gazetesinden Yılmaz Bilgen'in haberine göre, Suriye yönetiminin sınır kapılarında yüksek gümrük vergileri uygulamaya başlaması sebebiyle bizim her gün yaklaşık 200-250 tırımız PKK kontrolündeki yolları kullanarak Suriye’ye geçiyormuş.

Bir anlamda, terör örgütü PKK’ya finans kaynağı oluşturuyormuşuz.

Soran olursa fethettiğimiz Suriye, İsrail’in kucağına oturdu.

Esed gider gitmez İsrail, Suriye’nin pek çok stratejik noktalarına el koydu, güneyini işgal etti.

Çok taze bir haber daha; İsrail Başbakanı Netanyahu, Suriye’yi böleceklerini resmen ilan etti.

Diyor ki; “Yeni rejimin askeri güçlerinden Suriye'nin güneyinin tamamen boşaltılmasını talep ediyoruz. HTŞ güçlerinin ve yeni Suriye ordusunun Şam'ın güneyine girmesine izin vermeyeceğiz. Güney Suriye'deki Dürzileri korumaya kararlıyız ve onlara yönelik hiçbir tehdide tolerans göstermeyeceğiz.”

Yani, bizim fethettiğimiz söylenen Suriye’yi biz değil İsrail şekillendiriyor.

Bizim fethettiğimiz Suriye, Lazkiye'deki limanı Fransa'ya verdi.

Bizim fethettiğimiz Suriye yeni yönetimi, Kıbrıslı Rumları krallar gibi ağırladı.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yapılan görüşmede “Kıbrıs” bayrağını kullandı.

Emevi Camii'ne giderken MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın şoförlüğünü yapan, Erdoğan'ın da Aziz kardeş ilan ettiği Suriye'nin yeni Cumhurbaşkanı Colani, Türkiye'nin tanımadığı Kıbrıs Rum kesimini heyetini kabul ettiyse, bu yakında resmen tanıyacak demektir…

Zira, Suriye resmi haber ajansı SANA ziyaret haberinde “Kıbrıs Cumhuriyeti” demeyi tercih etti.

GKRY basınında da ziyaret şöyle verildi: "Komşu ülke ve Avrupa Birliği'nin en yakın üye ülkesi olarak Kıbrıs, Suriye ve daha geniş bölge için refah, istikrar ve güvenlik perspektifiyle Suriye halkına pratik ve aktif desteğini ifade eder. Etnik ya da dini kimlikleri ne olursa olsun Suriye halkının, özellikle Esad rejiminin düşmesinin ardından yaşanan bu tarihi ve önemli anda, umut verici ve sürdürülebilir bir gelecek ummaya hakkı vardır. Bu bağlamda Kıbrıs, deniz hukuku da dahil olmak üzere uluslararası hukukun temel kuralları ve iyi komşuluk ilişkileri temelinde Suriye'nin uluslararası sisteme yeniden entegrasyonunu olumlu ve yapıcı bir şekilde destekleyeceği yönündeki ilkeli tutumunu iletmiştir."

Peki bizim sınır güvenliğimiz ne olacak?

Sınırımızda kurulan terör devletleri yani kırmızı çizgilerimiz ne olacak?

Maalesef bizim çocuk Colani, PKK/PYD terör örgütüne özerklik verme yolunda…

Hiçbir konuda Türkiye’yi takmadığı gibi ABD, İsrail ve S.Srabistan’ın emrinde…

911 km sınırımız olan burnumuzun dibindeki Suriye ile ilgili uluslararası toplantılarda yokuz. - Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan dünyaya dağılan, milyonlarcası da ülkemize doluşan sığınmacıları milyar euro karşılığı beslemeye devam ediyoruz, ama onlarla ilgili uluslararası toplantılarda yokuz.

Bize yine milyonlarca sığınmacıyı beslemek, ülkenin başkentinin yıkılan havalimanını yapmak, Emevi Camii’nin halılarını yenilemek düşecek…

Fetih buysa, üstü kalsın…