Hep söylediğimiz gibi; ‘nasıl öldüğümüz, nasıl yönetildiğimizin resmidir’ başımıza gelen her türlü bela ve musibetin kaynağı da işte bu ucube rejimdir.

Kuvvetler ayrılığı dediğimiz yargı, yasama, yürütme ve dördüncü kuvvet diye tanımlanan basının, tek kişinin iradesine bağlandığı bir ülkede, işlevini yitiren ilk ve en önemli kurum TBMM olur.

TBMM demokratik fonksiyonlarını yitirip işlevini kaybettikten sonra gerisi teferruattır.

TBMM artık millet adına yasa yapmak, millet adına denetlemek gibi en hayati görevlerini yerine getiremiyor maalesef.

Dolayısıyla sosyal, siyasi, ekonomik her türlü bela ve musibetlerden yakamızı kurtaramıyoruz.

İşim ve vatandaşlık görevim gereği 30 yıldır parlamentoyu takip ediyorum.

Bakıyorum da başımıza gelen tek bir bela ve musibet yok ki muhalefet uyarı görevini yapmamış olsun.

Evet, yaşadıklarımız sadece ibret alınmayan tarihin tekerrürü değil, aynı zamanda iktidarın bütün uyarılara rağmen hatadan vazgeçmeme inadıdır.

Son yazılarımda ‘bu ülkede terör bitmez, biri bitmeden diğeri başlar’ demiş, PKK’dan sonra IŞİD’in devreye sokulacağını iddia etmiştim.

Bölücü terör başarılı olamadı, dinci terör sahneye konacak’ demiştim.

Tamam, emniyet güçlerimizin çabasıyla yılbaşı gecesini kazasız belasız atlattık ama bitti mi?

Terör, sadece emniyet güçlerinin çabasıyla bitecek bir organizasyon değildir. Mücadelenin asıl unsurları siyasi, hukuki ve sosyal kurumlardır.

Siyasi, hukuki ve sosyal sorumluluklar yerine getirilmiyorsa, son olaydaki gibi ‘üç polisimiz şehit oldu ama karşılığında altı teröristi etkisiz hale getirdik’ diye ancak ‘skor’ üzerinden teselli bulursunuz.

Ama bunu şehit polislerimizin ailelerine ve yakınlarına anlatamazsınız. Çünkü hiçbir evlat ‘sayı’ değildir.

Bu terör belasıyla ilgili yasama ve yürütme görevlerinin yerine getirilmediği hepimizin malumu.

Hatırlarsınız, muhalefet yıllarca FETÖ uyarıları yaptı, araştırma ve soruşturma önergeleri verdi ama hiçbiri dikkate alınmadığı için 15 Temmuz’da direkten döndük.

Muhalefet bu konuda da 2 yıl önce araştırma önergesi verdi, iktidar kanadınca reddedildi.

O önergede, IŞİD terör örgütünün Türkiye’de “Mektebi Furkan” adı altında yeniden yapılandığını belirtildi.

Önergede “Yalova” diye nokta da verilerek “Merkezi Yalova’da yer alan, Gürcistan’da da temsilciliği bulunan ‘Ahlak ve Sünnet Dergisi’ çevresinde toplanan grubun taban kazanmak ve silahlı eğitim için dirsek temasında bulunduğu vurgulandı.

“Son yıllarda örgüt yeni bir hazırlık aşamasında” denildi.

Önerge de, Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Çeçenistan, Mali, Uganda, Sudan’da örgüte yeni eleman kazandırmak için propaganda faaliyetleri yürütüldüğü iddiasına yer verildi.

Militanların silahlı ve askeri eğitimlerini Gürcistan’da aldıkları, eğitimlerini tamamlayan militanların Gürcistan’dan Türkiye’ye geldikleri belirtildi.

Örgütün tıpkı fetö gibi kendine has sosyal medya ve haberleşme uygulamaları kullandığı hatırlatıldı.

Örgütün, Türkiye’de sadece psikiyatri ve beyin cerrahisi hekimlerinin yazabileceği, bağımlılık yapan ve “IŞİD hapı” olarak bilinen bir ilacın örgüte yakın hekimler tarafından reçete edildiği ve bu ilacın militanların büyük kısmı tarafından kullanıldığı iddia edildi.

CHP, önergedeki iddialarını Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın IŞID'in yeni yapılanması “Mektebi Furkan” hakkında hazırladığı iddianameye dayandırmıştı. Yani hukuki dayanağı da vardı.

CHP Grubunun, “IŞİD’in ülkemiz sınırları içerisinde organize olduğu, buna karşın hükümetin IŞİD ile mücadele konusunda etkin bir çalışma yürütmediği anlaşılmaktadır. Tüm bu anlatılanlar ışığında; IŞİD’in ülkemiz sınırları içerisindeki yeni yapılanmasına karşı tedbir almak adına meclis araştırması yapılması gerekmektedir” talebi iktidar çoğunluğunca reddedildi.

Bu dahil, iktidarın IŞİD’e karşı tavizsiz bir mücadele yürütmesinin pek mümkün olmadığını gösteren örnekler çok maalesef…

Mevzu dinci örgütse eğer, mücadelenin en önemli ayağı olan Diyanet nerede peki?

Diyanetin böyle hassas konularda nasıl davrandığının en yakın örneği fetö gailesine karşı tutum geliştirip geliştiremediğidir.

İçinizde Diyanet bu sorumluluğunu bihakkın yerine getirdi, diyebileniniz var mı?

Ayrıntılara yarın girelim…