Bütçe görüşmelerinde yaşananlar, insanın tahammül derecesini zorluyor ama seyretmek de hem vatandaşlık görevi hem işimizin gereği…
Ben de biliyorum, tepeden inme, yüce Meclis’in virgülünü dahi değiştiremeyeceği, bütçeyi yönetenlerin diledikleri gibi kaydırma yapabildikleri bir bütçe nihayetinde, yani yapım ve yönetimi tamamen saraya ait bir bütçe…
Ama o bütçe görüşmeleri nasıl yönetildiğimizin, Bahçeli/Erdoğan ortak yapımı ucube rejimimizin turnusol kağıdı, nasıl yönetildiğimizin resmi…
Keşke herkes izlese de kimlere oy verdiğini görse…
Kavga açılışta başlıyor. İlk tartışma sebebi çoğunluğun sağlanıp sağlamaması…
Ve o çoğunluk bir türlü zamanında sağlanamıyor. Özellikle iktidar ittifakı milletvekilleri ‘dersi asıyor’ çağrı üzerine lütfedip çoğunluğu sağladıktan sonra kulise ya da odalarına çekiliyorlar.
Muhalefet yoklama talebinde bulunur bulunmaz, koştur koştur gelip çoğunluğu sağlıyor, sonra yine ortadan kayboluyorlar.
Yanlış anlaşılmasın, tembellikten değil, o eleştirileri duymak ve görmek istemiyorlar da ondan.
Hani Orta Anadolu’da bir laf vardır; İt yese kudurur! O sözleri işitip, o eleştirileri dinleyip çıldırmamak elde değil yani…
Olan bütçesini savunmak için orada bulunması gereken Bakan ve bürokratlarına oluyor, çaresiz dinliyorlar. Bir de nöbetçi milletvekilleri var, ayrılamıyorlar. Bir görevleri de sürekli sataşma ve laf atmalarla görüşmenin insicamını bozmak…
Atama bakanlar yani saray memurları da bu konuda ellerinden geleni yapıyorlar.
Bütçelerini savunmak yerine genellikle İBB operasyonu üzerinden muhalefeti itham edip olayı çarpıtıyorlar.
En çok şikayet konusu da Meclis’e saygısızlıkları…
Haliyle sık sık “Burada bütçe görüşmeleri yapıyoruz. Bakanlar bırakın eleştirileri sorularımıza dahi cevap vermiyorlar. Cevap vermek yerine itham ve sataşmayı tercih ediyorlar. Ya, sorduğumuz sorulara cevap verecek durumda değiller ya da bilgi saklıyorlar. Eleştirilere sürekli yalan ve iftira diyor ama karşılığında bir belge sunamıyorlar. Bakanlar buraya bütçelerini savunmak için ve yüce Meclisten bütçe almak için gelirler. Burası Bakanların küstahlık yapacağı kürsü değildir” uyarıları alıyorlar ama nafile…
İktidarın zamlarını unutturmak ve kısmen enflasyon sebebi göstermek için ‘CHP’li belediyeler suya zam yapıyor’ diyen bakan bile gördük.
Oysa su zamları zincirleme uygulamanın bir sonucudur, zincirin önceki halkası elektriğe yapılan zam dahil maliyeti arttıran gelişmelerdir. Kaldı ki Sayıştay denetimleri gereği her belediye maliyetin üzerine yüzde 10 koyup satmak zorundadır.
Nöbetçi milletvekilleri de kendilerine verilen sataşma yoluyla insicamı bozma görevini yerine getiriyorlar.
Örnek vereyim;
Murat Emir; (Kürsüde) Bizim arkadaşlarımızın veremeyeceği hiçbir hesap yoktur, tek kör kuruş yoktur. (CHP sıralarından alkışlar, AKPARTİ sıralarından sıra kapağına vurmalar)
Osman Gökçek; Verin o zaman. Gel mal varlığını açıkla, mal varlığını! O malları nereden edindin onları açıkla!
İsmet Gümüşhan; Sen babanın hesabını ver, babanın!
Murat Emir; O paçavra iddianameye güveniyorsanız, o yargı kolları savcınızın hazırladığı iddianameye güveniyorsanız, olmayan delillere güveniyorsanız TRT'de yayınlarsınız tüm millet görür. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Osman Gökçek; Anlat, üstüne olan malları anlat, üstüne! Nereden edindin onları bir anlat!
Murat Emir; MURAT EMİR (Devamla) - Ama değerli arkadaşlar, masumiyet karinesi diye bir şey var; vicdanı olanlar için, birazcık hak, hukuk, adalet bilenler için masumiyet karinesi diye bir şey var. Osman Gökçek; Mallarını anlat, malları! Anlat bakalım, mallarını bir anlat!
Eyyüp kadir İnan; Ya, rüşvetleri açıklayın ya! Yolsuzluğun İstanbul'da kitabını yazdınız; şimdi bunu açıklamak yerine burada gelip istismar ediyorsunuz!
Osman Gökçek; Nasıl aldın bunları, nasıl aldın!
Gökhan Günaydın; Ya, babasının bakamadığını buraya gönderiyorlar ya! Babasının, anasının bakamadığını buraya gönderiyorlar ya!
Midenizin bulandığını biliyorum ama yine de görüşmeleri izleyin, TBMM’nin fotoğrafını çekin ve çevrenizle paylaşın. Başka şansımız yok.