TBMM’de iktidarın memur/sekreter bakanlarını, bakan olduklarına pişman eden bütçe görüşmeleri sürüyor.
Turan Çömez, kendisi doktor malumunuz ve haliyle sağlık sisteminin de sağlık bakanlığının da içinden geçti adeta.
Neler duyduk, neler öğrendik, özetliyeyim;
2017-2023 yılı arasında, tam yedi yıl içerisinde 102 milyar lira para harcanmış şehir hastanelerine. Bu yıl harcanacak olan para tam 136 milyar lira; bu, korkunç bir rakam ve şehir hastaneleri giderek büyüyen bir kara delik hâline dönüyor.
136 milyar liralık bu yılki bütçeden 78'i kullanım bedeli, yani hastane sahiplerine ödediğimiz para…
Peki, bu hastaneler nasıl yapılıyor? Sayın Erdoğan diyor ki müteahhidin birine: Gel, ben sana şurada bir şehir hastanesi yapılmasını emrediyorum veya istiyorum. Müteahhit gidip parayı Londra'daki finans kaynaklarından buluyor, cebinden bir tek kuruş para harcamıyor, bulduğu o krediyi Türkiye'ye getiriyor. Bir taraftan Türkiye'den hem garanti alıyor, devlet garantisi hem de bunun yanı sıra Londra mahkemelerini tahkim mahkemesi olarak kabul ediyor ve böylece cebinden bir tek kuruş para çıkmadan, en küçük bir risk üstlenmeden inanılmaz paraları cebine boca ediyor ve korkunç bir rant kapısıyla beraber Türkiye'nin istikbali ipotek altına alınıyor.
Randevu sorunu nasıl çözülmüş? 2 dakikaya bir randevu verilerek…
Allah aşkına, iki dakika hastanın girişine, çıkışına, adını soyadını söylemesine, şikâyetini anlatmaya bile yetmez. Böyle yaparsanız tabiatıyla randevu problemi olmaz.
Türkiye'deki problemin temeli aslında koruyucu sağlık hizmetlerine ve birinci basamak sağlık hizmetlerine hak ettiği değerin verilmemiş olması. Birinci basamak sağlık hizmetleri yeterince desteklenmediği için birinci basamakta ve koruyucu hekimlikte muhafaza edilmesi ve bir anlamda önlenmesi gereken yığılma bu sefer ikinci, üçüncü basamağa, orada da durmayanlar acil hizmetlere yığılarak maalesef sistem üzerinde büyük bir külfet oluşturuyor.
Birinci basamak sağlık hizmetleriyle ilgili geçtiğimiz aylarda çıkarılan yönetmelikler, genelgeler, uygulamalar aslında sistemin handikaplarını çözmek için değil, handikapları büyütecek nitelikte. Diyorsunuz ki: "Reçete yazarsan maaşını keserim, reçete yazmazsan hastalar senin puanını düşürür yine maaşını keserim, hiç hasta gelmezse maaşını keserim, eğer hasta hastaneye çok giderse yine maaşını keserim." Böyle bir uygulama olmaz.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin mutlaka desteklenmesi, ASM'lerin sayısının artırılması yanı sıra ASM'lere dünyadaki örneklerinde olduğu gibi uzmanlık alanlarının da ihdas edilmesi lazım; çocuk gibi, kadın doğum gibi, dahiliye gibi branşların artık ASM'lerde hizmet vermesi lazım.
Gelişmiş 40 ülkenin çocuk ölümleri ortalaması, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin ortalaması binde 3,4; maalesef, bizim ülkemizde 12,8. bizim ülkemizde çocuk ölümleri, bebek ölümleri inanılmaz yüksek.
Son dönemde Türkiye'deki diyabet hastalarının artış hızı dünya geneline göre 2 kat daha fazla, Avrupa'ya göre de 3 kat daha fazla. Niye bizim ülkemizde diyabet hızı bu kadar artıyor, niye obezite bu kadar tehlike? Bunun birçok sebebi var; temelinde beslenme var, onun yanı sıra koruyucu hekimlik ve diğer önlemlerin yeterince alınmayışı var,
Türk hekimlerine uygulanan bir negatif yaklaşım söz konusu. Ben hep söylüyorum, nedir sizin bu Türk milletine olan gareziniz diye. Allah aşkına, TUS sınavlarında Türk hekimlerinin 70 puanla girdiği yere yabancılar 55 puanla giriyor.
Yıllardan beri performans uygulaması var, bu da son derece yanlış. Yani doktora diyorsunuz ki: "Ne kadar ameliyat yaparsan o kadar para veririm." Böyle bir uygulama doktorlara bir anlamda, teşvik demeyeceğim ama gereksiz ameliyatlara alan açıyor. Mutlaka bu performans uygulamasından vazgeçilmesi lazım.
Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde dediniz ki: "Bu ülkede 25 milyon kez MR çekilmiş, 30 milyon kez tomografi çekilmiş." Şimdi, bu son derece önemli bir problem. Bakın, uzun yıllar yurt dışında MR ve tomografi istemiş birisi olarak söylüyorum: OECD ülkelerinde Türkiye'dekinin üçte 1'i, Avrupa ülkelerinde Türkiye'dekinin dörtte 1'i oranında MR ve tomografi isteniyor. Siz doktora "İki dakikada, beş dakikada hasta bak." derseniz o da eline geçirdiği talep evrakıyla hastayı gönderir, MR ve tomografi ister ve bir anlamda, stresten veya sorundan kurtulmaya çalışır. Ama temel problem şu: Bakın, birçok hastanede, başta şehir hastaneleri olmak üzere, bu tür görüntüleme üniteleri, radyoloji merkezleri maalesef özelleştirildi, bir rant ve talan ilişkisi kuruldu ve kurulan bu ilişki sebebiyle de biz, MR ve tomografiye yılda 40 milyar liraya yakın para harcıyoruz.