Millî Eğitim Bakanlığı’nın Okul Randevu Sistemi’ni MEBİM (444 0 632) telefon hattı üzerinden 7/24 randevu alınabilecek şekilde genişletmesi, ilk bakışta büyük bir dijitalleşme ve kolaylık adımı gibi sunuluyor. Sistem; e-Okul VBS, internet adresi ve telefon hattı kanallarıyla biz velilerin öğretmen, rehberlik servisi ve idareyle randevulu görüşmesini esas alıyor. Üstelik randevusuz ziyaretlere ve veli/vasi dışındaki kişilerin okula girişine kesin bir yasak getiriliyor.

Kağıt üzerinde her şey oldukça düzenli, güvenli ve bürokratik bir intizam içinde görünüyor. Peki ya sahadaki karşılığı?

Bakanlık bu uygulamayla okullardaki güvenlik zafiyetlerinin önüne geçmeyi, ders saatlerinin veli ziyaretleriyle bölünmesini engellemeyi ve öğretmenlerin çalışma koşullarını korumayı amaçlıyor olabilir. Bu hedefler şüphesiz kıymetlidir. Randevusuz ve yetkisiz kişilerin okul koridorlarında elini kolunu sallayarak gezmesini bizler de istemeyiz. Ancak, eğitimin en temel bileşenlerinden biri olan okul-aile iş birliği, tamamen kontrol edilen bir randevu protokolüne sıkıştırıldığında doğacak bürokratik engelleri de görmek zorundayız.

Eğitim; yalnızca önceden takvime bağlanmış 15-20 dakikalık resmi periyotlardan ibaret değildir. Çocuğumuzun o gün okulda yaşadığı akut bir akran zorbalığı, aniden gelişen bir duygusal kriz veya öğretmenin sıcağı sıcağına bizlerle paylaşması gereken insani bir durum, MEBİM’den düşecek bir SMS veya e-posta onayını bekleyebilir mi? Eğitimi sıradan bir "kamu idaresi işlemi" gibi kurgulayıp veliyi çağrı merkezi hattında veya internet onay mekanizmalarında bekletmek, okul ile ev arasındaki o organik ve güvene dayalı bağı zedeleme riski taşıyor.

Bunun yanı sıra, MEBİM üzerinden randevu talep edildikten sonra onay yetkisinin okul idarelerine bırakılması, süreci şeffaflıktan uzaklaştırabilir. Bir veli olarak okul idaresi veya öğretmenle görüşme talebimiz keyfi gerekçelerle geciktirilir veya reddedilirse hakkımızı nerede arayacağız?

Güvenlik elbette şart; ama güvenlik sağlama kaygısı, okulları velilere tamamen kapatan aşırı korumacı bir duvara dönüşmemeli. Okul, velinin yabancılaştırıldığı bir kurum değil; eğitimin ortak paydaşı olduğu bir yaşam alanıdır. MEB’in bu resmi randevu mekanizmasını işletirken, okul-veli arasındaki o canlı, hızlı ve insani iletişim kanallarını tamamen tıkamadığından emin olması gerekiyor. Aksi takdirde, düzen kurayım derken okul ile aile arasındaki köprüleri tamamen yıkmış oluruz.