İmralı heyetinin, Öcalan’ın taleplerinin yüzde seksenini sansürlemesi pek işe yaramadı.

TBMM ve komisyon başkanı Numan Kurtulmuş’a sunulan DEM raporu, gizli sevişenlerin aşikar doğurduğu bir kez daha gösterdi.

DEM heyetinin ziyaretinde Pervin Buldan’ın ‘bütün sözlerinin altına imza atarım’ diyen Bahçeli DEM’in raporunun altına da imza atar mı, bilmiyorum.

Bugün grup toplantısında öğreniriz.

Ben atmaması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü, bebek katilinin ve DEM’in talepleriyle, Bahçeli’nin bugüne kadar bize anlattığı ‘sürecin’ hiçbir alakası yok.

DEM’in talepleri, Kurtuluş Savaşı ve Lozan Barış Anlaşması ile tarihin çöplüğüne attığımız Sevr’in güncel versiyonları.

Önceki açılım sürecinde de gündeme gelmiş ama dönemin Bahçeli’si çok kızmış; “Sevr’e, barış antlaşması diyerek imza atanların varisleri, bugün yeniden barış sözleriyle Türk milletinin defin törenini hazırlamaktadır… Şayet barıştan bahsediliyorsa, bir savaşa girilmiştir de bu mu sonlandırılmak istenmektedir? Savaş var idiyse, bunun karşı cephesi kim ya da kimlerden oluşmaktadır? PKK, Türk devletinin eşiti, muhatabı haline mi gelmiştir?.. ‘Barışın kazananı, savaşın kaybedeni olmaz’ şeklindeki ucube sözü adeta Türkiye Cumhuriyeti’ni PKK’yla eşitlemek ve bir göstermek için servis edilmiştir” demişti.

Ve eklemişti; Görüyoruz ki, İmralı canisinin 2009 yılında belirlediği kanlı yol haritası, ölüm rotası AKP tarafından birer birer uygulamaya koyulmuş ve koyulmaktadır… İmralı canisi 1921 Anayasası’na vurgu yapmış, bu anayasayı övmüş, aynısını Başbakan da ifade etmiştir. İmralı canisi, 1924 yılından sonra sorunların yaşanmaya başlandığından bahsetmiş, Başbakan da aynı dili kullanmıştır… Bu ikilinin müşterek çabaları altında çözüm ve barış çığlıklarıyla Türkiye adeta cehenneme götürülmektedir.”

Bahçeli zamanında sürece dair gizli oturumları da ağır biçimde eleştirmiş; Gerçekleri Türk milletinden gizlemek için TBMM’nin bu konuya gizli oturumda ele almasını isteyenlerin neden utandıklarını Türk milleti çok iyi değerlendirecektir. AKP’nin Meclis’in kapalı oturum yapmasındaki ısrarını sürdürmesi halinde, oturum sonrası ne cereyan ettiğini Türk milletine bizzat açıklayacağımızı şimdiden ilân ediyorum” diye rest çekmişti.

Ama biz bugün sürecin karanlık kalan taraflarını Bahçeli’den ve İmralı’ya gönderdiği adamından değil, DEM’lilerden öğreniyoruz.

Sürecin tıkandığı ortada. Sürece toplumun nasıl baktığı da anketlerden belli.

Dolayısıyla, gönül arzu eder ki sürecin üzerine ilk toprağı MHP atsın. DEM bunun için yeterli gerekçeler sunuyor çünkü…

Dolayısıyla MHP’den ve Bahçeli’den beklentimiz şu;

TİSK Genel Kurulu’nda; “Gayemiz belli. Artık kan akmasın, ocaklara ateş düşmesin, yürekler dağlanmasın. Türkiye bu sorunu gündeminden tamamen çıkarsın. Terörden beslenen odakların tahrip edici, tahrik edici söylemlerine rağmen iktidar ve ittifak olarak ilk günden itibaren samimiyet ve kararlılığımızın en yüksek düzeyde olduğunu gösterdik. Yeter ki bu sorun çözülsün diye. Yine ittifak olarak elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koyduk. Sürece muhalefet partilerinin de dâhil olması için daima yapıcı davrandık, uzlaşmacı bir tavırla ve hüsnüniyetle hareket ettik… Milletimizin sürece dair umutlarını güçlendiren Komisyon’un, aynı özgüvenli yaklaşımı son ana kadar devam ettireceğine inanıyorum. Komisyon raporunun, sürecin önünü açacak öneri ve değerlendirmeleriyle müteakip adımlar için ortak bir perspektif çizmesini temenni ediyorum” diyen Erdoğan’a, geçmişte sarfettiği şu sözlerle karşılık verebilsin;

Demişti ki; Kan akmasını Türkiye’de etnik ayrışma, çatışma ve bölünme süreci başlatarak mı durduracaksınız? Şehit annelerinin gözyaşlarını terör örgütüne teslim olarak, onlarla müzakere ederek mi dindireceksiniz? Türkiye’nin milli birliğini, bölücü terörün ayrılıkçı emellerinin taşeronluğunu yaparak, bu talepleri siyaset sahnesine taşıyarak mı sağlayacaksınız?”

Gerekçe hazır; DEM raporu…

Bebek katili Abdullah Öcalan’a övgüler yağdıran, koşulsuz serbest bırakılmasını isteyen, ulusal devlet yapımızın altına dinamit koyan, Türkiye Cumhuriyeti ve kurucularına alenen hakaretler yağdıran, federasyon, Kürtçenin resmi dil olması, Türklük, Cumhuriyet düşmanı isyancı hainlere iade-i itibar talepleri içeren bu ihanet raporu…

İnanıyorum ve hatta iyi biliyorum ki sadece Ülkücüler değil, mevcut MHP tabanı da bu çıkışı bekliyor.

Bekleyelim, görelim…