İktidar kanadı yeni Anayasa diye tutturunca, tek amaçlarının Erdoğan’ı tekrar seçtirme ve iktidarı sürdürme olduğunu zannediyorduk. Yanılmışız…
Turpun büyüğü heybedeymiş ve o turp bölücü terör örgütü ile DEM’lenerek yeni bir Anayasa ile yeni bir devlet oluşturmakmış meğer.
‘Tasfiye’ kelimesi biraz ağır olmadı mı hocam diyenleriniz olacaktır.
İyi de kardeşim! Türkiye’nin temeli, kuruluşun temel direği olan Lozan delinecekse, tekrar Sevr şartlarına dönülecekse, bunun başka bir izahı var mı?
Bölücü örgütün sözde tasfiye bildirisinde, cumhuriyetin kuruluş belgesi sayılan Lozan anlaşmasına karşı özgürlük mücadelesi verdiklerini söylemeleri başka ne anlama geliyor?
Bize dayattıkları Sevr Anlaşmasını yırtıp atıp yerine Lozan’ı kabul ettirdiğimiz Emperyalist işgal kuvvetlerinin, 100 yıldır ellerinden gelse Lozan’ı tümden yürürlükten kaldırma ve Sevr’i hortlatma arzularının olduğunu ve iğrenç bildirinin ilgili maddesinin onlara fırsat tanıdığını görmeyecek kadar saf mıyız?
Ayrıca bildiride geçen, hesapta Kürtlere uygulanan 100 yıllık soykırım ifadesinin Emperyalistler için ne büyük fırsat teşkil ettiğini anlamayacak kadar salak mıyız?
Yıllardır başımızda Demokles’in kılıcı misali sallanan sözde Ermeni soykırımı martavalından sonra, bir o kadar yıl daha Kürtlere soykırım uygulamadığımızı anlatmak zorunda kalacağız.
Soykırım bahanesi ile yeni ve bir sürü yaptırımlara uğrayacağız, anlamıyor musunuz?
Şimdi bu bildiriye istinaden birileri kalkıp ‘Lozan’ı yeniden ele alalım’ dese, senin yerli ve milli iktidarın(!) ‘hop, o kadar da değil’ diyebilecek mi?
Siyasal İslamcıların yıllardır Lozan’ı sevmediklerini, Lozan’ı zafer değil aksine hezimet olarak değerlendirdiklerini, Lozan üzerinden ‘yer altı zenginliklerimizi çıkaramadığımız’ türü yalanlar saçtıklarını unuttunuz mu?
Siyasal İslamcıların, yıllardır saltanatın ve hilafetin kaldırılması üzerinden Atatürk ve Lozan’a karşı olduklarını, unuttunuz mu?
En basit bir örnek hatırlatayım; Tarih, 29 Eylül 2016…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de topladığı muhtarlara hitap ediyor;
“Tarihte bize ne yaptılar. 1920'de bize Sevr'i gösterdiler, 1923'te Lozan'a bizi razı ettiler.
Birileri de Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı.
Her şey ortada. İşte şu an Ege'yi görüyorsunuz değil mi? Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'da verdik. Zafer bu mu?
Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var ama şu anda hala Ege'de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz, hala bunun mücadelesini veriyoruz.
Niye? İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar, o anlaşmanın hakkını vermediler. Veremedikleri için şimdi onun sıkıntısını biz yaşıyoruz.”
Bu adalar konusu da tıpkı ‘Lozan yüzünden madenlerimizi çıkaramıyoruz’ palavrasından ibarettir oysa...
Yahu, o söz konusu adalar Lozan Anlaşması’ndan 12 sene önce Uşi Antlaşması ile İtalya'ya verilmişti zaten.
Veren de Atatürk değil, sizin o bayıldığınız padişahınız…
Ha, hakkını yemeyelim. Erdoğan; ‘Lozan "Cumhuriyetin kurucu belgesidir, 'Aziz milletimizin inanç, cesaret ve fedakârlıkla elde ettiği zafer, Lozan Antlaşması ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanına taşınarak tescil edilmiştir’ de dedi.
Ama buradaki sorun şu; Hangi açıklamasına uygun davrandı?
Ve bugün bölücü terör örgütünün uluslararası arenada Lozan’ı tartışmaya açtırmasına, “Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı” denilerek, Sevr şartlarına dönmek arzusuna ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin reddedilmesine, nasıl bir tepki verecek?
‘Haklısınız, zaten birileri de bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı’ mı diyecek?
Yoksa ‘hadi len oradan, ‘Lozan, Cumhuriyetin kurucu belgesidir’ mi diyecek?
Göreceğiz…
Ha, yerli olanın ne diyeceğini kestirmek pek zor değil de ‘milli’ olanın ne diyeceğini mi merak ettiniz?
Kendinizi yormayın, ‘yerli’ olan ne derse ‘milli’ olan da onu tasdik edecek…