24 Temmuz’da yine gelenek bozulmadı. SATSO, Büyükşehir Belediyesi ve Valilik ortaklaşa kesenin ağzını açmış, biz basın mensuplarına güzel bir kahvaltı sofrası kurmuş. Yumurtalar sucuklu, çaylar taze, kahkahalar bol... "Aman ne güzel, yılda bir gün de olsa hatırlandık, el üstünde tutuluyoruz" diye tabağıma zeytin atarken, bir an için mesleğimizin o şanlı Onur Günü'nde olduğumuzu düşünüp pembe hayallere daldım.

Açılışı Sakarya Gazeteciler Birliği Başkanı Müjdat Çetin yaptı. Meslek yasası dedi, taslak dedik, birlik olalım dedi... Hani tam bir "mesleki gurur" havası esiyordu ki... Protokol sırayla kürsüye çıkmaya başladı.

Sonra ne mi oldu? Tabakta börek, mikrofonda sopa!

İlk olarak SATSO Başkanı Akgün Altuğ çıktı kürsüye. Ekim’deki SATSO seçimleri öncesi ortalık biraz gergin ya, sitemin fitilini yaktı: "Sosyal medyadaki kirli bilgilere inanmayın, doğrulatmadan yazmayın!" Eyvallah Akgün Başkan, haklısın da... Biz doğru bilgiyi almak için odanın kapısını çalınca kapı duvar olunca, haberi mecburen kulisten toplayınca niye sitem bize çıkıyor, onu anlamadık.

Derken Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar aldı mikrofonu. Yusuf Başkan sağ olsun, Basın Bayramı’nda bize sıfırdan "Habercilik 101" dersi verdi. Neymiş efendim? "Eksiltmeden, ilave etmeden yazacakmışız. Siyasi görüşümüzü habere karıştırmayacakmışız." Üstüne bir de "Eksiğimi söyleyin ama vatandaşa 'buna oy vermeyin' demeyin" diye ekledi. Yani diyor ki: "Bizi eleştirin ama öyle çok da şeetmeyin, sandık işine karışmayın." Sayın Başkanım, bayramımızda bize gazetecilik etiği dersi verdiğiniz için ne kadar teşekkür etsek az!

Kapanışı ise Vali Rahmi Doğan yaptı. O da tutumunu hüsnüniyetle özetledi: "Bazen susuyorsak basına mesafe koyduğumuzdan değil, süreçlerden." Sayın Valim, siz sustukça şehirde fısıltı gazetesi Manşet atıyor, farkında mısınız? Biz bilgiyi resmî kanaldan alamayınca haber dijital çağın hızında uzaya fırlıyor, sonra suikastı yine basın yiyor.

Uzun lafın kısası; 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı bahane, "basına ayar vermek" şahane bir organizasyon oldu.

Kendi bayramımızda protokolden tebrik beklerken, toplu bir fırça seansından geçtik. Masadaki börekler boğazımıza dizilmedi desek yalan olur. Yine de canları sağ olsun; bizi dinlediler, uyardılar, terlettiler.

Kapanışta toplu fotoğraf çekildik. Herkes gülümsüyordu. Ne de olsa bayramdı! Bir sonraki 24 Temmuz’da görüşmemek üzere...