Bahar bitti, yaz geldi, havalar ısınıyor diye sevinirken, Sakaryalı olarak haziran ayına maalesef buz gibi bir soğuk duşla başladık. SASKİ Genel Kurulu’nun aldığı zam kararı, 1 Haziran itibarıyla resmen yürürlüğe girdi. Yani şu günlerde evlerimizde, dükkanlarımızda musluğu her açtığımızda, o çok konuşulan yeni ve can yakan tarifeler üzerinden borçlanıyoruz. Çok değil, birkaç gün sonra ilk "güncellenmiş" faturalar kapımıza dayandığında durumun vehametini çok daha net anlayacağız.

SASKİ, su fiyatlandırmasında şehrimizi iki gruba ayırdı. Adapazarı, Serdivan, Erenler, Sapanca, Karasu gibi merkez ve kıyı ilçeleri kapsayan 1. gruptaysanız durumunuz gerçekten parlak değil. Su bedeli 30,52 TL olarak belirlendi, yetmedi üzerine bir de 12,25 TL atık su bedeli eklendi. Yani metreküp başına neredeyse 43 lira ödeyeceğiz! İkinci gruptaki Akyazı, Hendek, Geyve, Pamukova gibi ilçelerimiz biraz daha "insaflı" bir tarifede gibi görünse de orada da toplamda 34 liranın üzerinde bir rakam çıkıyor karşımıza. Düşünmeden edemiyorum; biz bu suyu içerken, yemek yaparken ya da en temel hakkımız olan temizlik için kullanırken metreküp hesabı mı yapacağız? Evde musluğu her açtığımızda arkadan bir taksimetre sesi mi duyacağız? "Aman çocuk banyoda fazla kalma" diye kapılarda nöbet mi tutacağız?

"Hayat pahalı, enflasyon var, maliyetler arttı" nakaratını dinlemekten hepimizin kulakları aşındı. Tamam, her şeye zam geliyor, anladık. Ama su bu, su! İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için alternatifi olmayan, alternatifi üretilemeyen en temel insani haktır. Çarşı pazar zaten alev alev, mutfaktaki yangın bir türlü sönmüyor; şimdi bir de bu yangına su dökmeye kalksak, o suyun faturası yangından daha çok can yakacak! Hizmet üretmek, yatırımları sürdürmek elbette belediyelerin ve bağlı kurumların görevi. Ancak bu maliyetlerin yükünü her defasında, zaten geçim derdiyle boğuşan Sakaryalının sırtına yüklemek ne kadar adil? Vatandaşın cebindeki delik büyürken, musluktan akan her damla suyun "lüks tüketim" haline gelmesi kabul edilebilir bir durum değil.

Bu aydan itibaren faturalar şişecek, orası kesin. Biz yine her zamanki gibi evde "musluğu açık bırakma", "bulaşıkları sudan geçirmeden makineye koyma" seanslarına başladık bile. Biz vatandaş olarak kemer sıkacağız, üzerimize düşeni yapacağız. Peki, bizi yönetenler, bu tarifeleri belirleyenler ne yapacak? Onlar da bütçeyi denkleştirmek için vatandaşa yüklenmek yerine kendi harcamalarında, şatafatlarında, büyük bütçeli reklam projelerinde tasarrufa gidecekler mi? Umarım bu haziran zammı, sadece faturaları kabartmakla kalmaz; yetkililerin vatandaşa karşı olan sorumluluk bilincini de biraz olsun "günceller". Çünkü bu gidişle Sakaryalıya temiz bir nefes almak da, ağız tadıyla bir bardak su içmek de hayal olacak.