Bugün masamda ne güncel siyasetin sığ tartışmaları var ne de ekranların o parıltılı ama boş gürültüsü... Kulağımda bir türkü, gönlümde ise bu şehrin sokaklarından gelen bir sızı var. Hani diyordu ya: "Yaz gazeteci yaz..." Peki, bizden neyi yazmamızı istiyorlardı? Ya da asıl soru şu: Biz Sakarya’da neleri yazarken, kimleri eksik bıraktık?
Elbette güzel işleri göreceğiz; belediyemizin şehrin çehresini değiştiren yatırımlarını, sosyal alanlardaki atılımlarını ve Sakarya’yı geleceğe taşıyan modern vizyonunu yazmak bir görevdir. Yapılan her yeni yol, açılan her sosyal tesis bu şehrin ortak kazancıdır ve biz bunları takdirle manşetlerimize taşıdık. Ancak Çark Caddesi’ndeki o ışıklı vitrinleri ve belediyenin estetik projelerini anlattığımız kadar; OSB’lerdeki fabrikalarda vardiya çıkışı yorgunluktan omuzları çökmüş işçinin, ay sonunu getiremeyen emeklinin derdini kaç kez asıl gündem yaptık?
Şehrin merkezindeki modern bulvarları alkışladık; haklıydık da. Ancak artan maliyetler karşısında kepenk kapatmamak için direnen Uzunçarşı esnafının feryadını, "Bugün de siftah etmedik" diyen dükkân sahibinin hüznünü ne çabuk unuttuk? Belediyenin vizyon projelerini kaleme alırken; fındığını dalda bırakan, mazotun yükü altında ezilen üreticiyi ya da market rafları arasında emekli maaşıyla mucize yaratmaya çalışan o saçı başı ağarmış amcamızı neden hep dipnotlara hapsettik?
Kendi çevremizdeki "güçlüleri" övmeyi, meşhur isimlerin davetlerini haber yapmayı meslek bildik. Oysa asıl haber; bir kış günü Akyazı’nın yükseklerinde yolu kapanan köylü kadar, akşam pazarının dağılmasını bekleyen o sessiz kalabalıktır. Bugün vicdanımızı sorgulama günü. Eğer kalemimiz sadece protokole, parası olana veya vitrinde durana selam duruyorsa; o kalem bizim değil, bizi susturanların elinde bir oyuncaktır.
Gelin bugün sadece "parlatılanı" değil, "gerçek olanı" yazalım. Hizmeti alkışlayalım ama bankadaki rakamları değil, sofraya giren eksik ekmeği; makam odalarını değil, sanayide ter akıtan çırağın ve dükkânında kara kara düşünen esnafın umudunu önceliğimiz yapalım. Çünkü biz yazmazsak, o nasırlı ellerin vebali bu şehrin sokaklarında hepimizin boynunda kalacak. Yaz gazeteci yaz... Ama sadece Sakarya’nın gerçeğini, sadece insanımızı yaz.