Öyle bir algı oluşturdular ki, ne zaman ekonomiden söz etmeye kalksak, birileri ‘soğan ekmek yerim iktidarımı yedirmem’ diyerek ayaklanıyor.

Mesela ‘açlık sınırı’, Asgari ücretin 22 bin TL olduğu bu ülkede, Haziran ayı verilerine göre 4 kişilik bir ailenin aylık zaruri gıda harcaması için gereken para 26.115,18 TL’ye çıktı…

Sadece gıda için, beslenmek için gereken para, aldığın ücreti geçti, diyorsun.

O sana Ayasofya ile cevap veriyor.

Her şey çok pahalı, bırakın benim gibi emeklileri ve asgari ücretlileri, parası bizden 40 kat değerli olan yabancı turistler bile artık ülkemizi tercih etmiyorlar.

Elin adamı geliyor parasını bozduruyor, senden benden 40 kat daha fazla paramızı cebine koyuyor ama o bile pahalılıktan şikayet ediyorken biz ne diyoruz; ‘Olsun soğan ekmek yerim iktidarımı yedirmem!’

Ülkeler arası enflasyon ve özellikle gıda enflasyonu kıyaslaması yapıyorsun ‘bizim yıllık enflasyon bütün Avrupa ülkelerinin toplamından daha fazla’ diyorsun, umurunda değil.

‘E kolay mı? 7 düvele karşı savaşıyoruz, İHA, SİHA yapıyoruz’ diye kendine reva görüleni savunuyor.

Malumunuz seçim dönemlerinde sık sık bulduğumuz ama henüz göremediğimiz doğalgaza bu yıl yüzde 84 zam yapıldı. Sen fatura az gelsin diye battaniye altında tir tir titrerken Enerji Bakanı; "Suriye'ye doğal gaz desteği vereceğiz” diyor.

Açlıktan nefesi kokan, çocuğunu gönderecek okul bulamayan, hastane randevusu için aylarca bekleyenler de Suriye’ye günlük 6 milyon metreküp doğalgaz verilmesini, Suriye’de yapılan 120 bin konutu, 825 okulu, hastane, sağlık merkezi, tıp fakültesi, bir üniversite hastanesi yapmamızı, Şam’da kardiyoloji hastanesi, Halep’te onkoloji hastanesi kurmamızı, iletişim altyapısını ve dijitalleşme sürecini üstlenmemizi hatta ormanlarımız cayır cayır yanarken Lazkiye’de orman yangınını Sikorsky Blackhawk helikopterleri gönderip söndürmemizi şöyle savunuyorlar; ‘Hem dünya hem ümmetin lideriyiz, elbette bunlar yapılacak. Hem Suriye artık bizim, biz fethettik, ayağa kaldırmak da bizim görevimiz!’

Anladık, Suriye’nin fatihi olan sensin ama şu fethettiğimiz toprakları bir gezeyim 82-83-84. vilayetlerimizi bir göreyim desen senden 50 dolar vize ücreti istiyorlar.

Senin fethettiğin Suriye’de İsrail yayılıyor, stratejik noktaları ele geçiriyor, Şam’ı bile bombalıyor yahu ama senin gıkın çıkmıyor. Neden?

Neden Suriye’de İsrail malı götürüyorken, bulaşığı sen yıkıyorsun kardeş!

Bu mu senin yıllardır hayalini kurduğun cihan devleti ve İslam ümmeti?

ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın sana dikte ettiği, senin de balıklama atladığın “Osmanlı’nın din eksenli millet sistemi” bu mu?

Tam da öyle aslında…

Ki eskiden de böyleydi. Türk’ün savaş ve askerlik dışında esamisi okunmazken, ümmet diye diye hep başkalarına çalışıyorduk.

Türk olmak adeta suçtu.

Yılmaz Özdil tane tane anlattı, siz de arkanıza yaslanıp dinleyin; “1923 yılında, Cumhuriyet ilan edilir edilmez, Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Meslekler Kanunu çıkarıldı.

Çünkü... Osmanlı’da, ticaret ve üretim tamamen yabancıların elinde, ekonomi tamamen yabancıların kontrolündeydi. Türkler ticaretten özellikle dışlanmıştı. Yabancı tüccarlar egemen oldukları mesleklere ve saraydan imtiyazını kaptıkları işlere, Türkleri asla sokmuyorlardı. Türkler herhangi bir meslek kolunda çırak bile yapılmıyordu, kalfa olamıyorlardı, dolayısıyla herhangi bir meslekte ustalaşamıyorlardı.

Osmanlı döneminde ticaret odalarında, borsalarda tamamen yabancılar hakimdi. Bankacılık sektörü komple yabancılarındı, hatta bankacılık işlemleri Fransızca yapılıyordu, faturalar makbuzlar bile Fransızcaydı. Devletten imtiyaz kopararak, elektrik, telefon, tren, tramvay, tütün, liman işletmelerini kapanların tamamı yabancılardı, Türkler kendi vatanlarında, aslında kendilerine ait olan bu işletmelerde, anca bekçi oluyordu, anca hamal oluyordu, çöpçü oluyordu.

Türk topraklarında “Türksüz sistem” kurmuşlardı, Türk içeri giremiyordu.

İşte bu anormal duruma son vermek için, Cumhuriyet ilan edilir edilmez, Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Meslekler Kanunu çıkarıldı.

Türkiye’de Türksüz sisteme son veren bu kanun, 71 yıl boyunca yürürlükte kaldı, sonra ne mi oldu, AKP iktidara geldi, 2003 yılında bu kanun yürürlükten kaldırıldı. Hiç kimse merak etmedi, kendisine yerli ve milli diyen sayın hükümetimiz, bismillah ilk iş niye bu kanunu iptal etti?

ABD büyükelçisinin tavsiye ettiği Osmanlı millet sistemi, Türksüz sistemdir.

Türk yerine Türkiyeli demek de Türksüz sistemin sloganıdır.”