Gazze’de yaşanan soykırım, taban baskısı ve seçmen kaybetme kaygısıyla sözde kınamalardan öte gitmiyor. İcraata dönmüyor, dönüşmüyor.
En son örnek mesela; Uluslararası Adalet Divanı'nın oluşturduğu Lahey Grubu ortak bir bildiriyle İsrail kınadı. Yetmedi altı maddelik somut bir eylem planı da imzaya açıldı.
Bu eylem planına göre imza atan ülkeler; İsrail'e silah, mühimmat, askeri alanda kullanılacak yakıt ve çift kullanımlı ürünleri göndermeyecek, İsrail'le halihazırda yürürlükte olan tüm kamu anlaşmalarını gözden geçirip gerekirse iptal edecek, uluslararası hukuk kuruluşlarının İsrail hakkında aldığı ceza ve yaptırım kararları tam olarak uygulanacak, işgal altındaki Filistin topraklarında suç işleyenlerin kendi mahkemelerinde de ceza alabilmelerini sağlamak için hukuk sistemlerinde gerekli değişiklikler yapılacaktı.
Türkiye önce imzalamadı. Sonra CHP ve sair muhalefet tepki gösterince kerhen imzaladık. İmzaladık ama uyacağımızı hiç zannetmem. AHİM kararlarına bile uymayanlar buna mı uyacak?
Görüyorsunuz, Dünya adeta ayaklandı.
Kolombiya Cumhurbaşkanı mesela; “İsrail’e bir ton bile kömür gitmeyecek. Bu, Kolombiya başkomutanı olarak benim emrimdir. Biz soykırımcıların suç ortağı değiliz” diyerek donanma komutanlarına emir verdi.
Filistin’de görevli Avrupa Birliği personeli, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’a mektup yazarak, Gazze’ye insani yardım girişine izin vermesi için İsrail’e baskı yapılması talep ettiler.
"İsrail’in bir anlaşmayı daha hiçe saymasına ve Avrupa Birliği’ne karşı daha fazla saygısızlık göstermesine izin verilemez" dediler.
AB ülkelerine, İsrail ile diplomatik ilişkilerin askıya alınması çağrısı yaptılar.
ABD ve sapık başkanı da eleştirilerin hedefi haline geldi.
Washington Post’tan İshaan Tharoor mesela; Trump’un Gazze’yi tatil köyü olarak gösterdiği vidoyu eleştirdi.
“Yalnızca Hamas’ın tamamen yenilgiye uğratılmasını istemekle kalmadı, aynı zamanda Gazze’nin 2 milyondan fazla nüfusunun tamamını ortadan kaldırılması gereken bir düşman nüfus olarak gösterdi” eleştirisini yaptı.
Bir örnek de Gazze'de gördüğü savaş suçlarına tahammül edemeyip görevinden istifa eden ABD askeri, Yarbay Tony Aguilar.
Gazze İnsani Yardım Vakfı adına Gazze'de insani yardım dağıtımı görevindeydi. Kendi çektiği bir video ile yaşananları anlattı. ABD basınına röportajlar verdi.
Yerim dar, lütfen internetten bulun ve okuyun. Soykırımı görün.
Özetle diyor ki;
Dağıtım Noktası’nda tam bir kaos ve kargaşa hakim. Filistinlilerin yardıma ulaşma şekli, Açlık Oyunları filmini andırıyor. Hayatta kalma mücadelesi. Kim daha hızlı koşarsa, kim daha erken varırsa yardım alıyor. Bu yüzden çoğu zaman yardım alamayanlar çocuklar, kadınlar ve engelliler oluyor.
Dağıtım noktalarındaki kalabalığı dağıtma yöntemi ise insanlara ateş etmek, biber gazı ve göz yaşartıcı gaz sıkmak, onlara kauçuk mermi atmak şeklinde. Bu sadece bir ya da iki kere olan bir şey değil. Her gün, her dağıtımda, her noktada oldu.
Abartmıyorum. Bu Hamas propagandası değil, Gazze Sağlık Bakanlığı’nın söylediği bir şey değil. Benim gördüğüm şey.
4 Numaralı Dağıtım Noktası’nda, bir sözleşmeli görevli kendi silahıyla kalabalığa ateş açtı. Ayaklarının dibine, kafalarının üzerinden ve doğrudan kalabalığın içine ateş etti. Bunu yaparken yaptığı şeyin eğlencesini çıkardı ve ‘Vuhuu!’ diye bağırdı.
1 Numaralı Dağıtım Noktası’nda, bir UG sözleşmelisi kalabalığın içine bir ses bombası attı. Ses bombasının metal parçası bir Filistinli kadının kafasına çarptı, kadın anında yere yığıldı, öldü.
Han Yunus’taki gıda dağıtım alanında 20 Filistinli hayatını kaybetti.
O ölümler bizim üzerimizdedir Amerikalılar olarak. Biz de bu işe ortak olduk.
Amerikalılar, açlıktan kıvranan bir halka yiyecek verilecekse, bu yiyeceği savaş alanının ortasına koyup, oraya yürümelerini sağlayıp, sonra onlara ateş açıp biber gazı ve ses bombası atmazlar. Bu Amerikan tarzı değil. Bu, Amerikan değerleriyle bağdaşmaz.
Üniformamı çıkardım ama yeminimi bırakmadım. Benim yeminim Anayasa’ya ve bu ülkenin değerlerine. Ne bir başkana ne bir kongreye ne bir şirkete, sadece bu ülkeye.
Her durumu liderliğe rapor ettim, çözüm önerileri sundum. Ama liderlik hiçbir şey yapmayınca benim için kırmızı çizgi aşıldı. Ahlaki sınırım aşılmış oldu. Görevi bıraktım. Sözleşmemi feshettim ve eve döndüm.”
Elin gavurları bu hassasiyeti gösterirken biz ne yapıyoruz?
Allah nasip ederse Gazze kurtulacak ve biz Gazze’li kardeşlerimizle şükür namazı kılacakmışız!
Siz bu kafayla ancak bol bol cenaze namazı kılarsınız, o da gıyabında…