Kendilerinden önce yapılanların yüzde 85’ini satmak, tek başına bu iktidara nasip oldu.
Biz de yıllardır, iktidarın bu özelleştirme politikasını sadece ekonomik gerekçelere dayandırarak eleştirdik.
Oysa konu tamamen ‘duygusal’ yani ekonomik değildi. İşin siyasi yönü de vardı.
Malumunuz iktidarın kendince tezlerinden bir tanesi ‘toplu iğne bile üretemeyen bir Türkiye’ devraldıkları algısını oluşturmaktı. Ama kendilerinden önce yapılanlar bu tezlerini çürütüyordu.
Dolayısıyla hem ‘babalar gibi satmak’ yoluyla kasayı doldurmak hem de bu millete kıyas şansı bırakmamak için bir dönemi ve eserlerini millet hafızasından silmekti amaç…
Şimdi, geriye kalan 15 Temmuz ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile dokuz otoyolun satılacak olmasını da sadece ekonomik beklentilerle değerlendirmemek gerek.
Öyle ya dünyaya ayar veren, Almanya’nın bile kıskandığı Türkiye, bu eserleri ‘ihtiyaçtan acil satılık’ gerekçesiyle hepi topu 3 buçuk milyar dolar için heba edecek değildir.
Biz milyarlarca doları nerelere saçmadık ki?
T24 yazarı Mehmet Yakup Yılmaz’ın dediği gibi; ‘kutuları açılmadan, kuzu gibi bir köşede yatan S 400’lere tiko para 2,5 milyar dolar, sırf Trump’ı mutlu edebilmek için 1 milyar dolar’ saçmadık mı?
Dolayısıyla mesele sadece para değildir, toplumun elinden bir ‘kıyas’ şansını daha almak, eski eserlerle yenileri arasındaki maliyet ve geçiş ücretini kıyaslama, aynı zamanda iktidarın ıslarla benimsediği yap-işlet-devret modeliyle yapılanlarla, yapılmayanlar arasındaki farkı kıyaslama imkanını ortadan kaldırmak, bu iktidar için paradan da kıymetlidir.
O kıyası çok yaptık. Hatta eski bakanlarımızdan Rıfat Serdaroğlu’nun şu paylaşımını da bu köşeden aktardık. Hatırlayalım;
“Kendiniz yapmış gibi ismini değiştirdiğiniz o Boğaziçi Köprüsü, 1973’te, Cumhuriyetin 50. Yılında açıldı. Yapımı yaklaşık 3 yıl sürdü. Uzunluğu 1560 metredir.
Türk Milletine maliyeti; 21 Milyon 774 Bin 283 ABD Dolarıdır.
Tamamen Milli Kaynaklar kullanılarak yapıldı. 47 yıldır Türk Milletine her gün tıkır-tıkır para kazandırarak, hizmet ediyor.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 26 Ağustos 2016 yılında açıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan idi. Yapımı yaklaşık 3 yıl sürdü. Uzunluğu 1408 metredir.
Türk Milletine maliyeti; 8,5 Milyar TL. (İhale yapıldığı 2013 yılı ortalama dolar kuru 1,9 TL idi.) O tarihteki kura göre maliyeti; 4 Milyar 473 Milyon 684 Bin 210 ABD Dolarıdır.
Yavuz Sultan Selim Köprüsünün yapımı için, Boğaziçi Köprüsü maliyetinin tam 39 katı fazla döviz harcanmıştır.
Yani 39 tane Boğaziçi Köprüsünün maliyeti ile, 1 adet Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılmıştır.
Boğaziçi Köprüsü Türk Milletinindir.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü, ancak 2027 yılında Türk Milletinin olacaktır.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü için inşaat firmasına günlük 135 Bin araç geçiş garantisi verilmiştir. Sadece 2019 yılında, bu garanti karşılığı olarak firmaya 1,6 Milyar TL daha ödenmiştir. (2019 ortalama dolar kuru 5,7 TL idi. 1,6 Milyar TL/5,7= 281 Milyon ABD Dolar (yaklaşık) Yani, 1 yıllık geçiş garantisi karşılığı, 2,4 adet Boğaziçi Köprüsü feda edilmiştir.
Bu ödemeler, 2027 yılına kadar devam edecektir.
Türk Devleti, 2002’ye kadar, başlangıç ve bitiş maliyeti belli olmayan, her yıl ilave yük çıkaran bir ihale yapmamıştır…”
Her yıl sırtımıza binen ilave yüklere bir örnek de İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray vermişti; “Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprülerini işleten firmalara, virüs yasakları nedeniyle araç geçişlerinin yok denecek kadar azaldığı bu yılın ilk 3 aylık dönemi için, ekonomik sıkıntılarla boğuşan halkın cebinden 91 milyon dolar ödendi.”
Peki, bu rakamla satmak ticaret mantığına uygun mu? Değil…
Beklenen gelir 3,5 milyar ABD Doları, satılması planlanan otoyol ve köprülerin yıllık geliri 600 milyon dolar.
Bugün babanızdan kalan bir evi satmaya veya almaya kalksanız, evin fiyatı ortalama 20 yıllık kira üzerinden belirlenir. Biz köprü ve otoyollarımızı 5 yıllık kira bedeli üzerinden elden çıkarıyoruz.
Yani nereden bakarsanız bakın hep zarar!
Ama maksat toplumun elinden kıyas yapma şansını almaksa o başka tabi…