Sabah 5’te başlayan ve akşam 17.00’ye kadar süren uzun kesintiler, özellikle evden çalışan binlerce insanı mağdur ediyor. Gündüz saatlerinde yapılan bu planlı kesintiler, vatandaşın günlük düzenini altüst ediyor.
Kimse bakım yapılmasın demiyor. Aksine, altyapının güçlendirilmesi, sistemin yenilenmesi hepimizin faydasına. Ancak burada asıl mesele, bakımın ne zaman ve nasıl yapıldığı. İnsanların işte, derste, üretimde olduğu saatlerde yapılan bu uygulamalar, teknolojik çağda kabul edilebilir olmaktan çıkıyor.
Evden çalışan biri için elektrik kesintisi, bir anda bütün iş gününün bitmesi demek. Bilgisayar kapanıyor, internet gidiyor, iletişim kesiliyor. İşin aksamasa bile moralin bozuluyor. Bu sadece küçük bir aksaklık değil; zaman, emek ve verimlilik kaybı…Üstelik bu kesintiler çoğu zaman “bakım çalışması” adıyla duyuruluyor ama vatandaşın ne kadar süreceğini, hangi saatlerde geleceğini tam olarak bilemediği durumlar yaşanıyor. “Planlı” denilen kesintiler, plansız bir mağduriyet yaratıyor.
Elektrik, artık sadece bir konfor unsuru değil; evden çalışan için geçim kaynağı, öğrenci için eğitim hakkı, hastalar için ihtiyaç, esnaf için ekmek demek. Bu kadar hayati bir hizmetin yönetiminde daha hassas, planlı ve vatandaş odaklı bir yaklaşım gerekiyor. SEDAŞ büyük bir bölgeye hizmet veriyor, bunu biliyoruz. Ancak vatandaşın beklentisi çok basit: Kesintiler mutlaka olmalıysa, mümkünse gece veya düşük yoğunluklu saatlerde yapılsın. Ve en önemlisi, iletişim hattında karşımıza çıkan kimse, “bilemiyoruz, teknik ekip çalışıyor” demekle yetinmesin. İnsanların emeği, zamanı, düzeni bu kadar kolay göz ardı edilmemeli.