Yıllardır süregelen, "Göl kıyısı kimin?" tartışmalarında nihayet son perde kapandı. Sakarya’nın can damarı, bir milyonun üzerinde insanın musluğundan akan o tertemiz suyun kaynağı olan Sapanca Gölü, bugün itibarıyla üzerindeki ağır yükten kurtuluyor.
SASKİ’nin kaçak yapılar için tanıdığı süre bugün saat 17.00’de doldu. Artık ne bir mazeret ne de "biraz daha süre" talebi masada. Çünkü mevzu bahis olan üç-beş işletmenin ticari kaygısı değil; Sakarya’nın geleceği, çocuklarımızın içeceği suyun saflığıdır.
Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın bu konudaki dik duruşunu takdir etmemek mümkün değil. "1 milyon 100 bin Sakaryalının hakkını savunuyorum" diyerek yola çıkan bir irade, sadece bir yıkım operasyonu değil, aynı zamanda bir hukuk ve çevre dersi veriyor. Yıllardır gölün etrafını adeta "parselleyen", atıklarını sızdıran ve halkın göle erişimini engelleyen o yapılar, bugün doğanın gerçek sahibi olan halka geri veriliyor.
Peki, neden bugün bir milat? Çünkü Sapanca Gölü sadece bir manzara değil, bir ekosistemdir. SİT alanı üzerine kurulan her beton, gölün nefes borusuna atılan bir düğümdü. Şimdi o düğümler çözülüyor. Yıkım ekipleri sahaya inerken, aslında sadece kaçak duvarları değil, "ben yaptım oldu" zihniyetini de yerle bir ediyorlar.
Bu operasyonun sonunda bizleri ne mi bekliyor?
-
Daha temiz bir içme suyu havzası.
-
Ekolojik dengesi korunmuş bir kıyı şeridi.
-
Ve en önemlisi; halkın ortak kullanımına açılmış, tellerin ve duvarların olmadığı, özgür bir Sapanca Gölü kıyısı.
Vatandaş olarak beklentimiz net: Bu kararlılıktan tek bir santim bile geri adım atılmasın. Göl bizim, su bizim, gelecek hepimizin. Şimdi iş makinelerinin sesi, doğanın yeniden uyanışının habercisi olsun.