Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Temmuz ayına ilişkin açıkladığı Sanayi Üretim Endeksi verileri, üretim ekonomimizin tehlikeli bir virajda olduğunu gösteriyor. Rakamlar ne kadar yumuşatılırsa yumuşatılsın, sahada çarkların dönmekte zorlandığı gerçeği ortada.

Son açıklanan verilere göre imalat sanayi yıllık bazda %0,3’lük cılız bir artış gösterse de aylık %0,8 geriledi. Ekonominin lokomotifi olan bu sektördeki ritim kaybı, üretimin kan kaybettiğinin açık göstergesi. Daha da vahimi, elektrik, gaz ve buhar üretimi ile dağıtımı sektörü hem yıllık %5,6 hem de aylık %2,2 azaldı. Fabrikalar çalışmıyorsa enerji tüketmez; enerji kullanımındaki bu keskin düşüş, sanayide şalterlerin yavaş yavaş indirildiğini belgeliyor. Madencilik ve taş ocakçılığı endeksi de yıllık %3,8, aylık %2,2 azalarak hammadde tarafındaki daralmayı teyit ederken, toplam sanayi üretimi bir önceki aya göre %1 daralma kaydetti.

Sanayi üretimi bir ekonominin kalbidir; kalp ritmi düzensizleştiğinde tüm beden zarar görür. Yüksek girdi maliyetleri, finansmana erişimdeki zorluklar ve daralan talep sanayiciyi ciddi bir kıskaca almış durumda. Eğer enerji tüketimindeki bu gerileme ve imalat sanayindeki aylık düşüş kalıcı bir trende dönüşürse, önümüzdeki dönemde kapasite düşüren işletmelerin zorunlu istihdam kısıntısına gitmesi ve işsizliğin tırmanması kaçınılmaz hale gelecektir. Sanayinin yavaşlaması küresel pazardaki rekabet gücümüzü zayıflatırken, artan maliyet yükünü taşıyamayan firmaların faaliyetlerine ara vermesi riski de kapımızdadır.

Üretmeden ne enflasyonla kalıcı olarak mücadele edilebilir ne de istihdam korunabilir. Sanayicinin çarkları yeniden hızlandırabilmesi için finansman kanallarının rahatlatılması ve üretim maliyetlerini düşürecek somut adımların bir an önce atılması gerekiyor. Aksi takdirde, bu durgunluğun faturası tüm reel sektöre ve toplumun geneline çok daha ağır bir şekilde yansıyacaktır.