Okul zilinin çalmasına artık sayılı günler kaldı. Sokaklarda, çarşıda, kırtasiye vitrinlerinin önünde o hepimizin yakından bildiği tatlı telaş yeniden baş gösterdi. Defter, kalem, çanta, üniforma derken evlerde hummalı bir hazırlık devam ediyor. Veliler bir yandan listeyi eksiksiz tamamlamaya çalışırken diğer yandan bütçelerini denk getirme mücadelesi veriyor. Öğrencilerde ise tatilin bitmesinin getirdiği o hafif burukluk ile yeni döneme, arkadaşlarına kavuşacak olmanın heyecanı birbirine karışmış durumda.
Aslında her yeni eğitim-öğretim yılı, sadece okul kapılarının açılması demek değildir. Her aile için yeni bir günlük düzenin, disiplinin, sabah erken uyanma rutinlerinin ve elbette yeni umutların başlangıcıdır. Çocuğunun çantasını sırtına takıp okula yolcu eden her anne babanın yüreğinde aynı temenni var: Evlatlarımızın güvenli, huzurlu ve nitelikli bir ortamda geleceğe hazırlanması.
Ekonomik yükün ve koşuşturmacanın ağır bastığı bu günlerde, asıl amacımızı gözden kaçırmamak gerekiyor. Okul alışverişi bir şekilde tamamlanır, eksikler zamanla kapatılır. Önemli olan, çocuklarımıza bu sürecin sadece sınavlar ve notlardan ibaret olmadığını; öğrenmenin, kendini keşfetmenin ve sosyalleşmenin ne kadar kıymetli bir yolculuk olduğunu hissettirebilmektir.
Bizler de masamızın başında, bu kentin ritmini tutan gazeteciler olarak her Eylül öncesi aynı heyecana ortak oluyoruz. Sokaktaki velinin endişesini de, sınıflara dolacak evlatlarımızın gözlerindeki ışıltıyı da yakından takip ediyoruz.
Yeni eğitim-öğretim yılının tüm öğrencilerimize, fedakârca çalışan öğretmenlerimize ve her türlü kolaylığı hak eden velilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu telaşın ve emeğin sonu, çocuklarımızın yüzünü güldürecek başarılara vesile olsun.