Sakarya yolları minibüs şoförlerinin özel mülkü değil! Ama öyle davranıyorlar.
Direksiyon başına geçen kimi minibüsçü, sanki şehrin tüm yolları kendisine tahsis edilmiş gibi davranıyor: İstediği yerde durur, istediği yerde yolcu indirir, hatta gerekirse kavşağı bile kapatır. Kısacası şehirde trafik düzeni değil, minibüsçünün keyfi geçerli!
Köprübaşı’nda, Çark Caddesi’nde, Serdivan’da, Erenler’de... Sanki görünmez bir orkestra var ve minibüsçüler o kaosun maestrosu! Yavaş yavaş yolun ortasında giden, aniden duran, yolcu almak için sağa çekmeyi akıl etmeyen bir kitle. Arkasında onlarca araç, korna çalıyor, sabır tükeniyor ama umurlarında mı? Değil! Çünkü onlar kendilerini trafikte “dokunulmaz” sanıyor.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor: Sakarya’da minibüs şoförlüğü, bir ulaşım hizmetinden çok, bir güç gösterisine dönmüş durumda. Direksiyonun başına geçen bazıları, sanki “ben yoldayım, herkes bana yol verecek” mantığıyla hareket ediyor. Halbuki o direksiyon, insan hayatını taşıyor. O direksiyon, bir çocuğun, bir annenin, bir babanın kaderi olabilir. Ama bunu düşünen var mı?
Yok!
Bir de “yavaş gidiyorum ya, ne olacak” zihniyeti var.
Hayır efendim, mesele hız değil!
Mesele disiplinsizlik!
Sen yolun ortasında git, sinyal vermeden dur, arkandakini düşünme sonra da “ne var bunda” de! İşte bu, trafik kültürünün çöktüğü nokta...
“Ekmek parası için çalışıyoruz” bahanesi artık kimseyi inandıramaz.
Evet, ekmek kutsaldır, ama kimsenin hayatı senin ekmeğine malzeme olamaz.
O direksiyonun başına geçiyorsan, önce kurala, sonra insana saygı duyacaksın. Bu kadar basit!