Dün İsmail Arı’nın Uluslararası Dublin Üniversitesi adı altında faaliyet yürüten yapıyla ilgili 2 yıl önce ilgilileri uyardığını aktarmıştım.

O yazının ve uyarının devamını ve sonra yaşanan gelişmeleri yine İsmail Arı’dan aktarmaya devam edelim;

“TMMOB, 13 Aralık 2023’te Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’na bir yazı yazarak, “Son zamanlarda çeşitli internet sitelerinde ve sosyal medya uygulamalarında üniversite eğitimi ve sonrasında diploma verdiğini belirten şirketler Birliğimizce tespit edilmiştir” dedi ve tespit edilenlerden birinin de Uluslararası Dublin Üniversitesi olduğunu vurguladı.

YÖK’e gönderilen yazıda, “Online üniversite adı altında faaliyet yürüten bu kurumların yasal olup olmadıkları, yasal bir dayanak söz konusu değilse daha önce bir işlem yapılıp yapılmadığı’’ soruldu. YÖK ise yaklaşık bir yıl sonra, 23 Eylül 2024 tarihinde TMMOB’ye bir yazılı yanıt gönderdi.

YÖK’ün yanıtında, “Ülkemizde yasa dışı eğitim-öğretim faaliyeti yaptığı bildirilen ‘International Dublin University’ hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen takipsizlik kararına Kurulumuzca itiraz edilmesi üzerine, itiraz reddedilerek takipsizlik kararı kesinleşmiştir” denildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli Cumhuriyet Savcısı B.K.’nin şikâyet dosyasını kapatma gerekçesi ise “Şirket ve yetkilileri olan şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi” şeklinde açıklandı.

Savcının dosyayı kapatma kararına itiraz edilse de Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 4 Eylül 2024’te itirazı reddetti.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ise "Sadece Bir Sahtecilik Değil, Bir Utanç Tablosu” başlığıyla yaptığı açıklamada, “Bu organize sahtecilik, ülke geleceğinin ticaret konusu yapıldığı bir utanç tablosudur. TMMOB, geçmişten bu yana bu tür sahtecilik girişimlerine karşı kararlı bir mücadele yürütmüştür. Ancak Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından verilen denklik belgelerindeki hatalar ve meslek odalarının denetim yetkilerinin kısıtlanması gibi yapısal sorunlar, bu sahteciliğin kolayca yayılmasına zemin hazırlamıştır. Mesleklerimizin onurunu, kamu güvenliğini ve halkımızın geleceğini korumak, Birliğimizin temel varlık nedenidir. TMMOB, bu çürümüş düzenle mücadeleyi, sahteciliğin tüm ayakları ortaya çıkarılıp sorumlular adalet önünde hesap verene dek kararlılıkla sürdürecektir” ifadelerini kullandı.”

Görüyorsunuz, teflon iktidarına hiçbir suç ve kir yapışmadığı gibi kendi içlerinden ve muhalif kanattan gelen hiçbir uyarıyı da dikkate almıyorlar. Ve bu aymazlığın bedelini topyekun ödüyoruz.

Muhalefetin, hiçbir konuda soru önergelerine cevap verilmiyor, her türlü araştırma önergeleri reddediliyor ya işte bu sahte diploma konusundaki önergesi de havada kalmış.

Saygı Öztürk yazdı.

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, 1 Aralık 2022 tarihinde sahte diplomalı doktor, öğretmen, akademisyen ve bürokratların yarattığı risklerin araştırılması için TBMM Başkanlığı'na önerge sunmuş.

Sahte diploma ticaretinin sosyal medya ve internet üzerinden aleni şekilde yürütüldüğü, cezaların yetersiz olduğu ve bu durumun suçun yayılmasına yol açtığı ifade edilmiş. Ancak CHP grubunun bu girişimi, Cumhur İttifakı'nın oylarıyla gündeme alınmamış.

Reddedilen önergenin içeriğini aktarayım ki bugün yaşadıklarımızın tesadüf olmadığı, teflon tava iktidarının görmezden geldiği her şeyin yaşandığına dair bir delil daha ortaya çıksın;

“'Sahte diploma dolandırıcılığı o kadar aleni hale gelmiştir ki sosyal medya platformlarından veya kurulan web siteleri üzerinden, ilkokuldan üniversiteye kadar tüm kademeler için diploma tarifeleri ilan edilmektedir. Açık açık sahte diploma satışları yapılmakta, hatta reklamlar düzenlenmektedir. İnternetten veya sosyal medyadan iktidara karşı yapılan eleştirel yorumlar dahi anında tespit edilip, jet hızıyla işlem yapılırken, sahte diploma satış siteleri illegal faaliyetlerine rahatlıkla devam edebilmektedir.

Sahte diploma satışı yapan, sahte diplomayla iş bulup gelir elde eden kişilere yönelik cezaların yetersiz olması da bu suçun yaygınlaşmasının bir diğer nedenidir. Sahte diploma satanlar ya da kullananlar genellikle 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmakta, çoğu durumda da hükmün açıklaması geriye bırakılmaktadır. Dolayısıyla ceza yetersizliği de sahte diplomalıları artırmaktadır.”

İşte önerge, işte uyarı, işte teklif ve işte sonuç…

Hep diyorum ya biz yönetilmiyoruz, savruluyoruz.

İktidarın yarattığı algının bir sonucu olarak; Uçtuğumuzu sanıyoruz ama düşüyoruz…