Son grup toplantısında, önüne konulan metni okuyan Bahçeli’nin hedefinde yine CHP vardı.

Önüne konulan metni inceleme, içeriğini araştırma gereği duymayan, bazen o metni ancak önüne konulduğu kürsüde gördüğünü düşündüğüm Bahçeli, yine CHP’ye gollük paslar verdi.

O pasları gole çevirmek de Özgür Özel’e kaldı haliyle…

Özetle aktarayım;

“Sayın Bahçeli, ‘CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Yeni atanan Adalet Bakanı ile ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım?’ demiş.

Şöyle izah edeyim. Birkaç yıl ileri gidelim. Allah nasip etti CHP iktidarını kurduk. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘na Ali Mahir Başarır’ı atadım.

Göreve gittiği gün o kadar televizyon dururken gitti, Halk TV’yi ziyaret etti, Sözcü TV’yi ziyaret etti. Başka hiçbir televizyona, gazeteye gitmedi.

Oturdu, göreve başladı. Göreve başladıktan sonra sabahın erken saatinde, diyelim ki sizin Silivri Belediye Başkanı’nı 06.00’da aldı götürdü. İki kolunda iki jandarma, ona dedi ‘Terörist.’ Ondan sonra Ülkü Ocaklarına geldi, seçimini iptal etti. 5 bin polisle birlikte Ülkü Ocakları’na girdi, dağıttı. İstanbul İl Başkanlığınızı işgal etti. Sonra Ali Mahir Başarır İstanbul’da görevli olduğu halde Aliağa Belediye Başkanınızı evinden aldırdı, İstanbul’a getirdi. Tokat Belediyenize operasyon çekti. Döndü, bir önceki dönem Kütahya Belediye Başkanınızı getirdi. Osmaniye’de belediye başkanınızı aldı, ayrıca Adana’daki üç dönem önceki belediye başkanınızı da kendinden öncekinin yaptığı işlerden aldı. Her gün partinizin bir evladını jandarma iki koluna girmiş şekilde sıraya dizerek ve kameralardan çekerek televizyonlardan alaycı yayınlar yaptırılıyor. Öyle şeyler söylüyorlar ki… ‘Bunlar şunu çaldı, bunu yaptı. Devlet Bey kongreyi kazanamayacaktı, Milliyetçi Hareket Partisi delegeleri iradelerini tek tek sattı.’ Diyor ki ‘Hepsinin kaydı, kuydu var. Bin 200 tane cep telefonunu Devlet Bey’e rakip çıkmasın diye gençlik kolları dağıttı. Devlet Bey’in veya en sevdiklerinin evlerinin kasasından paralar fışkırdı, görüntüsü var. Oradan o çıktı buradan bu çıktı. Dünya kadar iftira, hakaret. Dönüyorlar, partinizin siyasetçilerinin aile düzenini bozmak için çocuğuna saldırdı, çoluğuna saldırdı.

Ali Mahir Başarır vurdukça vuruyor, vurdukça vuruyor. Sonra da bu yaptıklarını ispatlayacak diye beklerken sen, bir iddianame çıkarıyor. Ne cep telefonu var, ne para var, ne kayıt var. Yalancı şahit var, korkutarak Ülkü Ocakları’ndan korkutarak ‘Bunu söylemezsen çocuğunu 30 yıl göremezsin’ deyince imza atan, ama kanıt koyamayan, bir tek kanıtla desteklenmeyen iftiralar var.

O Ali Mahir Başarır orada çırpıyor, yapıyor, ediyor. Sonra da biz onu alıp Adalet Bakanı diye getiriyoruz. Sayın Bahçeli o sırada siz kalkıp, Ali Mahir Başarır yemin ederken ya da yeminden sonra gidip, ‘Beyefendi hayırlı uğurlu olsun. Çok kutsal bir göreve geldiniz, çok önemli işler yaptınız’ mı diyeceksin?

Diyorsun ya ‘Sizin tepkinizin sebebi ne?’ diye. Bir benim yerime koyun bakalım kendinizi Sayın Bahçeli.”

Özgür Özel, Bahçeli’nin günümüzü mimar Sinan’ı ilan ettiği Murat Kurum’la ilgili merakını da şu sözleriyle giderirken Bahçeli’nin “Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza 'boş senet imzalatıyorlar' demek, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır” sözlerine de cevap verdi;

“Murat Kurum deprem bölgesinde ilk üç gün orduyu dışarı çıkarmayanların, üç gün ‘Çadır yok’ diye 1999’da eleştirdikleri hükümetten sonra 33’üncü gün daha çadır dağıtamayanların, millet çadır sırasında iken Kızılay’a çadır sattıranların, ‘Bir yılda konutları vereceğiz’ deyip de bu konutların bir yılda yüzde 2’sini bile vermeyenlerin, üç yılın sonunda yüzde 70’e gelince de buradan bir başarı hikayesi anlatmaya çalışanların övmeye, köpürtmeye çalıştığı Murat Kurum bütün beceriksizliklerin sorumlusudur.

Faizsiz verilmesi gereken deprem konutlarından ve dükkanlardan faiz almaya niyetlendiklerini, boş senetlere imza attırdıklarını söyledik.

Boş senedi gördük ve dedik ki ‘Boş senede imza attırmak tefeci işidir, bunu yapmayın. Faizi çizene anahtar vermiyormuşsunuz, faiz anlayacağınızı açıklayın ve boş senetleri yırtın atın.’ O kadar çok yalan attılar, o kadar çok kendi televizyon kanallarında lafı yuvarladılar ki. Üzülerek takip ettim. Sayın Bahçeli, bugün ‘Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza ‘Boş senet imzalatıyorlar’ demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır’ demiş. (söz konusu senetten bir örnek göstererek) Alın bunu, afet borçlandırma senedi. Madde bir, tanımlar. Madde iki, borç tutarı. ‘Bankaya toplam … TL, yalnız bu kadar borçlandığımı… Borçlunun beyanı … oranında faiz ödemeyi, bankaya olan borcun … yıl vadeli olduğunu kabul ederim.’ İmzası atılmadan anahtar verilmiyor. Burada bühtan varsa Murat Kurum’dadır. Burada iftira varsa Murat Kurum’dadır. Hezeyan varsa da ‘İttifak ortağım’ diye onlara inanan, bir depremzedeye gidip de sormayan şahsınızın siyasetinin adıdır.

Ben Sayın Bahçeli’den özür beklemiyorum, Murat Kurum’dan Bahçeli’ye ‘Kusura bakmayın, sizi bu hale getirdim’ diye özür telefonu bekliyorum.”