Şehrin sokaklarına yayılan o tatlı telaş, fırınların önündeki pide kuyrukları ve sahurun o eşsiz sessizliği... Ramazan, sadece bir ibadet ayı değil; aynı zamanda kendimize döndüğümüz, soframızı ve gönlümüzü paylaştığımız koca bir manevi iklim.

Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan

Ramazan ayı, koşturmacayla geçen hayatın içinde bir "dur" ihtarı gibidir. Modern dünyanın gürültüsünden sıyrılıp sabrın, şükrün ve paylaşmanın tadına vardığımız bu mübarek günler, bize aslında azla yetinmenin zenginliğini hatırlatır.

Bu ay sadece mideyi aç bırakmak değil, aynı zamanda;

  • Dili kötü sözden,

  • Gönlü kırgınlıktan,

  • Zihni kibirden arındırma vaktidir.

Bir hurmanın tadında birleşen eller, aynı sofrada buluşan dualar bu ayı eşsiz kılar. Komşusu açken tok yatmayan bir medeniyetin evlatları olarak; iftar sofralarımızı sadece dostlara değil, ihtiyacı olanlara da açtığımız, dayanışmanın zirve yaptığı bir ay geçirmeyi temenni ediyorum.

Bereketin, huzurun ve sağlığın eksik olmadığı bir Ramazan ayı dilerim.