ÖNCEKİ hafta21 Mart Cumartesi, hem Ramazan Bayramı’nın ikinci günü hem de Nevruz Bayramı idi... Birçok Türk ve komşu coğrafyalarda kutlandığı gibi bizde de kutlandı. Nevruz, “tabiatın uyanışı” anlamına geliyor...

Aslında biz her yıl 6-7 Nisan’da Hıdırellez olarak kutluyorduk bunu... Sonra, herkes bu güzel geleneği bırakıp Nevruza döndü... Kimisi Nevroz diyor, kimisi Farsçada olduğu gibi “yeni gün” diye anıyor.

Ülkemizde yoktu nevruz... 1950’li yıllarda İstanbul’da tahsil hayatını sürdüren birkaç Iraklı talebelerin kutlamasıyla başlamış Nevruz... Sonra yayıldı çığ gibi... Kürt seviciler olayı, “Newroz” olarak sahiplendi...

Esasen Orta Asya’daki Türk devletlerinde ve Kuzey Irak’ın bazı bölgelerinde de vardı benzer isimle kutlamalar... Bizdeki kutlamalar ise, PKK’lıların ve Kürkçü yöneticilerin bunu Newroz adıyla sahiplenmesiyle 1990’lı yılarda başladı. Ülkemizdeki bazı doğu kökenli politikacılarca da sahiplenilen bu olay, bayramın dışında her bir amaca hizmet etmek için kullanılmaya başlandı... Bazı politikacılarımız Nevruzu PKK unsurlarına kaptırmamak için bu yalancı bayramın gelişmesine katkıda bulundu.

O tarihten bu yana da her yıl büyük ateşler yakıyor, üzerinden atlıyor, kıçlarını ve başlarını ısıtıyorlar!

***

BİZİM HIDIRELLEZ’E NE OLDU?

Çocukluk yıllarından hatırlıyorum... Havaların ısındığı, cemrelerin havaya, karaya ve denize düştüğü, tabiatın uyandığı Nisan ayının başında bir etkinlik düzenleniyor ve buna da Hıdırellez deniliyordu...

Akyazı ve civar köylerinden gelen binlerce vatandaş, Kuzuluk’taki maden suyunun yamacındaki korulukta hareketli bir gün geçiriyordu. Gelemeyenler ise kendi bulundukları bölgelerde benzer kutlamalar yapıyordu. Herkes yiyeceğini, içeceğini, piknik malzemeleri ve topunu alarak geliyordu bu ormanlık alana... Çeşitli etkinlikler düzenleniyor, gün hareketli geçiyordu; baharın uyanışına yaşlısıyla, genciyle, kucaktaki bebelerle herkes eşlik ediyordu...

Hepsi bu...

Şimdi yeni adı Nevruz oldu, o güzelim gelenekler bir kenara fırlatılıp atıldı...

Atıldı da ne oldu?

TÜRK BAYRAĞI NEREDE?

Her zaman olduğu gibi onun da içini boşalttık, yerine bir takım siyasi emeller ve politik yemler serpiştirdik.

İşte Diyarbakır, Mardin, Hakkâri ve Van’da yaşananlar buna tipik birörnek gibiydi.

Barış bülbülü (!) ve DEM’in Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bizim Türk Bayrağı ile bir sorunumuz yok” diyordu milletin gözünün içine baka baka... Doğrusu rolünü çok da iyi oynuyordu... Yeri gelince demokrasiyi ve insan haklarını da kimseye bırakmıyordu bu güruh...

Fakat yukarıda saydığım şehirlerde ve birçok ilçede kutlanan Nevruz Bayramı’nda PKK’nın paçavrasına, bebek katili Apo’nun, başına milyonlarca ödül konan teröristlerin toplu posterlerine kadar her şey vardı da bir tane Türk Bayrağı yoktu...

Sahi orası neresiydi?

Hakkâri, Van, Mardin, Diyarbakır Türk toprağı, Türk yurdu değil miydi?

Öyleyse Türk Bayrağı nerede?

Hani bayrak ile bir sorununuz yoktu Tuncer Efendi?

Eline mikrofonu alıp caka satmak, nereye varacağı belirsiz “Barış Süreci”nin ağır işlediği konusunda hükümete tehditkâr söylemlerde bulunmak pek de güzel oluyor değil mi?

Sevsinler sizin demokratlığınızı...

Sevsinler sizin vatanperverliğinizi...

Sevsinler sizin barış çığırtkanlığınızı...

Hepsinin bir hikâyeden ibaret olduğunu şu son Nevruz Bayramı’nda çok iyi anladık... Ve sizin, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Lozan öncesine, ağır Sevr şartlarına götürmek isteyen emperyalistlerden, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Temsilcisi Tom Barrack’tan hiçbir farkınız yok...

Hepiniz de milyonların gözüne baka baka “Kürtçülük” oynuyorsunuz, teröristlere arka çıkıyorsunuz...

Kürtlerin değil, Emperyalizmin desteklediği, ülke topraklarında 50 bine yakın vatandaşının canına mal olmuş PKK ve türevlerinin sinsice temsilciliğini yapıyorsunuz...

Bu sinsi planınız ortaya çıktıkça da, bölüşmeye, ayrışmaya zemin hazırladığınız o “Barış Süreci” elinizde patlayacak bilesiniz...

Dağlarda, inlerinde, gizli mahfillerde on binlerce terörist hâlâ Emperyalizmin uşaklarından destek alırken, siz sadece 30 kişinin, eskimiş kanlı silahlarını yakarak, “Silahları yaktık!” diye temize çıkamazsınız.

Şimdi siz söyleyin bakalım; Newroz mu Hıdırellez mi?

********************

ANLAMIL SÖZ

“Hiç çalmadım; günah olduğu için değil, karaktersizlik olduğu için. Muhtaçlara yardım ettim; sevap olduğu için değil, insan olduğum için. Hiç rüşvet almadım; haram olduğu için değil, etik olmadığı için... Yani, “insan olmak” için, önce vicdanımız olmalı...”

AZİZ SANCAR (Nobel ödüllü bilim adamımız)