Herkesin birbirine akıl verdiği, kimsenin de kimseye saygı duymadığı bir düzenin içinde yaşıyoruz. Sokakta yürüyorsun, karşına çıkan biri seni baştan aşağı süzüyor; kılık kıyafetine karışıyor. Lokantada oturup yemek yiyorsun, yan masadan dudak bükmeler, alaycı bakışlar. İçtiğin sudan kahveni yudumlayışına kadar herkesin söyleyecek bir sözü var.

Bu toplumun en büyük hastalığı işte bu: Başkasının hayatına karışma hevesi. Kendi hayatına dönüp bakmayan, kendi eksiğini görmeyen ama başkasının saçından ayakkabısına kadar eleştirmekten geri durmayan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bunun adı saygısızlıktır. Ve bu saygısızlık her geçen gün büyüyerek toplumu çürütüyor.

TOPLUMUN ATA SPORU

Biz yıllardır “muasır medeniyetler seviyesine çıkacağız” diye nutuklar atıyoruz. Ama medeni olmanın ilk kuralını hâlâ öğrenemedik: Birbirinin tercihine karışmamak. Bugün Avrupa’da, Amerika’da ya da gelişmiş dünyanın herhangi bir yerinde kimse kimsenin yolda yürüyüşüne, saçına, dövmesine, içtiğine, giydiğine bu kadar takılmaz. Çünkü bilirler ki özgürlük, başkasının sınırına müdahale etmediğin sürece kutsaldır. Bizdeyse tam tersi: İnsanların özel alanına müdahale etmek adeta ulusal bir spor.

Çocuk yaşta “elalem ne der” baskısıyla büyüyoruz. Ailemiz, komşumuz, öğretmenimiz, patronumuz, sokaktaki yabancı… Herkes bizi kontrol etmeye çalışıyor. “Şunu giyme, bunu yapma, şuraya gitme, şunu söyleme.” Sonra da soruyoruz: “Neden özgür değiliz, neden gelişemiyoruz?” İşte cevabı burada. Çünkü biz birbirimizi boğuyoruz.

SINIFTA KALDIK!

Ekonomide geri kalıyoruz, eğitimde dünya sıralamalarında dipteyiz, kültürde üretimimiz kısır, sanatta ilerleyemiyoruz. Ama nedense en iyi yaptığımız şey birbirimizin hayatına karışmak. Yolda yürüyen genç kıza karış, kahve içene karış, oruç tutana karış, tutmayana karış, alkol alana karış, almayana karış… Bitmeyen bir müdahale zinciri. Bu zihniyet değişmediği sürece hangi hükümet gelirse gelsin, hangi ekonomi modeli uygulanırsa uygulansın, hangi yatırımlar yapılırsa yapılsın bu ülke gelişemez. Çünkü gelişmişlik sadece parayla, bina dikmekle, yol yapmakla olmuyor. Gelişmişlik, insanın insana gösterdiği saygıyla ölçülüyor. Ve biz bu konuda sınıfta kaldık.

Türkiye’de sorunlarımızın en büyüğü ekonomi değil, siyaset değil, eğitim değil. Türkiye’nin en büyük sorunu saygısızlık. Birbirimizi rahat bırakmayı öğrenmedikçe, “muasır medeniyetler” sadece bir masal olarak kalacak