Olup biteni; Barış Süreci, Terörsüz Türkiye Süreci, Barış ve Demokratik Toplum Süreci şeklinde tanımlamakla, Komisyona; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi' adını koymakla, toplumu ikna edeceklerini sananlar yine yanıldılar.

Bunu yüzlerinde okuyoruz.

Dikkatli bakın, her birinin yüzünden düşen bin parça. Kimisi şaşkın, kimisi endişeli…

İmralı komisyonuna dahil edilen milletvekili bile ‘gittim’ diyemiyor.

Bu kadar önemli bir misyon yüklediğiniz komisyonun üç üyesinden birisi bu adam.

İlke TV’ye “Ben adaya gitmedim, kimin gittiğini de bilmiyorum” diyor. Biz komisyonun gittiğini, görüştüğünü ve döndüğünü önce PKK yayın organlarından, en son TBMM’nin resmi açıklamasından öğreniyoruz.

Yani bir taraf ötmese, unutulup gidecek…

Belli ki görüşmeyi yok sayma, üstünü örtme mümkün olduğunca çabuk unutturma ama öbür taraf, yani kim ne derse desin ‘kazanan taraf’ propaganda derdinde.

Bu tarihi fırsatı kaçıracak değiller ve tadını çıkarıyorlar.

Nitekim dönen dolapları hep onlardan öğreniyoruz. Sırmış, gizliymiş hiç umurlarında değil, her fırsatı tepe tepe kullanıyorlar.

Hatırlarsınız, ‘içinde PKK’lıların olduğu bir komisyonunda gizlilik esası uygulanamaz, şımartılmış ve üstelik adap erkan bilmeyen bu çete ağzını tutamaz, sizi rezil eder’ demiştik.

Mağara faresi teröristlerin anında öğreneceği bilgileri, kamuoyundan gizlemenin anlamı yok, demiştik.

Nitekim çenelerini tutamıyor, hükümet tarafını zora sokacak açıklamalar yapıyor, ittifak kanadı alttan aldıkça onlar ‘galip taraf’ havasında her fırsatı propagandaya döndürüyorlar.

Bir yandan da iyi oluyor sanki. Öyle ya işin iç yüzünü, gelişmeleri, verilen tavizleri ancak böyle öğrenebiliyoruz.

İktidar tarafı ‘pazarlık yok’ dedikçe onlar dilek ve temennilerini sıralıyor, iktidar ve ittifak kanadı ‘taviz yok’ dedikçe onlar kazanımlarının listesini paylaşıyorlar.

Atalarımız “Gizli gizli sevişen, aşikar doğurur” sözünü boşa söylemediler. Ya o işi yapmayacaksın ya da yaptığın işe sahip çıkacaksın.

Çıkabiliyorlar mı? Hayır.

O zaman bu utanılacak işi neden yapıyorsunuz?

Bölücü örgütle muhatap olduğunuz yetmezmiş gibi bir de örgüt lideri bir katilin ayağına gitmek marifetse eğer neden fotoğraf verilmiyor, içerik neden kamuoyu ile paylaşılmıyor?

Yok marifet değilse, hatta zülse eğer neden gidiliyor?

Bölücü örgüt bileşenleri ‘görüşme tutanakları yayınlansın’ istiyorsa ki istiyor, demek ki onların utanacağı, kaybedeceği bir durum yok ortada…

Bizim taraf sır kalsın istiyorsa ki istiyor, o zaman kendilerini ve haliyle bizi utandıracak bir durum var ortada…

Yoksa bir taraf zaferini ilan etmek isterken bir taraf hezimeti gizlemek mi istiyor?

Bence boşuna çaba, dediğim gibi bu adap, usul, erkan bilmeyen güruhun ağzında bakla ıslanmaz.

Peki, kendinden pek çok şey gizlenen kamuoyu bu işlere ne diyor?

AREA Araştırma’nın 26 ilde 22-24 Kasım 2025 tarihleri arasında yaptığı "Türkiye Siyasi Gündem" araştırmasıyla vatandaşların tavrı net olarak ortaya çıktı.

Buna göre 'Terörsüz Türkiye' için TBMM'de kurulan komisyonun PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ı dinlemek için İmralı'ya gitmesi gerektiğini belirtenlerin oranı yüzde 27.5, İmralı'ya gidilmesini istemeyenlerin oranı ise yüzde 65.7 olarak ölçüldü.

Devlet Bahçeli'nin 'Terörsüz Türkiye hedefi için gerekiyorsa alırım yanıma üç arkadaşımı İmralı'ya gitmekten çekinmem" çıkışını vatandaşın yüzde 63.2 olumsuz buldu.

Dikkatinizi çekiyordur mutlaka, vatandaş ‘terörsüz Türkiye’ istiyor, hatta ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini destekliyor ama iş ayrıntılara gelince kamuoyu desteği azalıyor.

Bu demektir ki kamuoyu süreçten ziyade sürecin içeriğinden ve süreç adına yapılanlardan yani bölücü örgüte verilen tavizlerden rahatsız.

AKP bunun farkında, bunun için yüzleri asık. Bunun için ellerinden geldiğince sürecin içeriği gizli kalsın istiyorlar.

Ama sürecin her aşamasını ‘zafer’ addeden güruh, buna izin vermiyor…