Sair partilerin gündemi nasıl değerlendirecekleri önemliydi.
Bu yüzden grup toplantılarının tamamını izledim. Bugünlük İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun eleştiri ve görüşlerini aktarayım.
Dervişoğlu, iktidarı olayları doğru okuyamamakla suçladı;
“Milletine mızrak batırırken, tatlı canını iğneden sakınan, yasamayı-yürütmeyi-yargıyı tekeline alana sormak isterim; genç-yaşlı, kadın-erkek, işçi-emekli bunca insan, milliyetçisi, muhafazakarı, sosyal demokratı neyi protesto ediyor? Hiç kafa yoruyor musun?” 
Emniyet güçleri de önceki kumpas davalarıyla uyardı;
“Üstlerinin verdikleri talimatları yerine getiren emniyet güçlerimize sesleniyorum; gençliğinizin heyecanı, rozetlerinizin gücü ve devlet görevinin verdiği özgüvenle ileride pişmanlık duyacağınız şeylerden uzak durun. Mukaddes görevinizi, üniformanızı kendilerini devlet zannedenlerin kibrine ve hırsına lekeletmeyin…
Bürokrasi ve yargı makamlarında oturanlara, saraydan ve AK Parti Genel Merkezi’nden gelen emirleri daha telefon kapanmadan imzalayanlara da sesleniyorum! Ağaca yaslanmayın kurur, insana güvenmeyin ölür. Sadece bir şey payidardır. O da büyük Türk milletidir.
Kumpasla, pusuyla, kaosla abad olduklarını zannedenleri hatırlayın. Onlar da kendilerini güçlü, güçlü oldukları için de haklı zannediyorlardı. Kanunlar yaptılar, mevcudu kendilerine yonttular, yargıyı sopa ettiler. Pis ellerini, hayasız niyetlerini şerefli Türk ordumuza kadar uzattılar. Tüm bunlar yaşanırken, tıpkı bugün olduğu gibi iktidar aynıydı. Bugün rotasyona tabi tutsa da siyasi figürleri aynıydı. 
Ekrem İmamoğlu gözaltındayken yaptığı açıklamaların aynılarını; Ergenekon-Balyoz kumpaslarında da yapıyordu. Hatta ‘ben bu davanın savcısıyım’ diyordu. Hatırlayın! Uyanın! Kendinize gelin!
Karşınızdaki irade hep aynı ceberrut irade. Sadece taşeronlar değişiyor. Ama büyük Türk milletine reva görülen muamele değişmiyor, senin makus talihin değişmiyor.
Kaos ve kumpas peşindeki muktedir bilsin ki; sahibiyiz sandığı şey, Türk milletinin KUT’udur ve adı Cumhuriyet’tir! Hürriyetle kaimdir. Adaletle daimdir. Devletin tapusu hiç kimsede değildir! Mahkeme de kadıya mülk değildir. Değil sarayın vesayeti, bin cihanda onu gasp edecek tek bir gafil yoktur. Çok deneyen oldu ama hepsi milletin hür ve şaşmaz iradesinin altında kaldı.
Gittiğim hiçbir ilde, ilçede, köyde yüzünü eğmeyen bir tek baba, endişesiz tek bir ana, umutla dolu neşeyle gülen tek bir genç görmedim! Ben böyle bir yağma düzeni, böyle bir organize kötülük görmedim! Ben bizimle ayakta kalacak sandığım devlet denen mefhumu böylesine çiğneyen ve onu bana bu yaşta sorgulatan bir kabus görmedim! Her işlerinde kanunsuzluk, her kararlarından kaos doğuyor. Ben Türk milletinin iliğini kemiğini kurutmaya and içmiş böylesine bir düşmanlık görmedim! 
Gizli tanıklar, farazi ifadeler… Ne kadar tanıdık değil mi? O tanıdık tuzaklara meyledenlere söyleyeyim; zorbalığınızın hiçbir aşamasında kendinizi meşrulaştıramayacaksınız. Şimdi kurduğunuz tuzaklara da yarın kendiniz düşeceksiniz.
Siz bu milleti görmüyor ve duymuyor mu sanırsınız? Mesela kendi müteahhitlerinizin, kendi bürokratlarınızın oturdukları localarda, yazıhanelerde, ofislerde konuştuklarını millet duymaz mı sanırsınız? 23 yılın pisliklerini bilmez mi sanırsınız? Kendinize gelin ey iktidar sahipleri! Sarayın emir erleri size söylüyorum! Düne bakın ve kendinize gelin. Dünün maşaları, heykeli dikilecek denilenlerden feyz alın! İrade aynı iradedir, değişmemiştir. Yarın sizi de satacak, yok edecektir. Önce terörist olacaksınız. Sonra da ya kaçacak ya da Silivri zindanına atılacaksınız.
Bana “Yarın yolsuzluk çıkarsa ne diyeceksin?” diye soruyorlar.
Bu soruyu yolsuzlukla iktidarda kalanlar soruyor. Ben de onlara soruyorum.
Onlarca müfettiş gitmiş, 1300 tane teftiş yapılmış, bu teftişlerden hiçbir şey çıkmamış, dahası ellerinde teknik dinleme, fiziki takip, kayyım, yargı kolluk ne ararsan tüm yetkiler var.
Ama gel gör ki bir hesap kesmek için gizli tanıklardan medet umuluyor. 
Ben de söylüyorum;
Yolsuzluk teftişin, soruşturmanın konusudur. Birileri suç işledi mi, işlemedi mi? Yargının konusudur. Peki, yargı kimindir? Yargı kimin konusudur? Yürütme bir elde, yargı bir diğer elde tek adamlığın bütün araçları elinizde sopa, vurdukça vurdunuz, kırmadık yer bırakmadınız. Bugüne kadar “Türk milleti adına” diye imza atılan hangi kararda Türk milleti kendi vicdanını bulmuştur da bu sefer bulacak sanıyorsunuz! Siz kimi kandırıyorsunuz?
‘Bu ekonomik maliyetin sorumlusu muhalefettir’ diyor. Ben de soruyorum; bundan 6 sene önce yenilediğiniz İstanbul seçimlerinin bu ülkeye maliyetinin hesabını sordunuz mu? Borsanın düşüşünden, dolarının artışından yok olan milletin parasının hesabını verdiniz mi?
Bunlar, hayatı bedelsiz zannediyorlar. Kararlarını bedelsiz, yanlışlarını bedelsiz, ihanetlerini bile bedelsiz zannediyorlar. Bu millet sizin bedellerinizin bedelini çok ödedi. And olsun ki ödetmeden size iki cihanda rahat vermeyecektir!”