'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi' komisyonu.
Çok cafcaflı, oldukça iddialı bir isim…
Misyonu?
Numan Kurtulmuş’un tarifiyle “Ortak acılarımızı ortak umuda çevirmek, Her kimliğin sözünü söyleyebileceği, demokratik çoğulcu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmek.”
Peki vizyonu?
İşte o biraz tartışmalı.
Çünkü; iktidar ile muhalefet sürekli ayrı telden çalıyor.
DEM’e gelince onların ki ben söylüyorum tamburam ne çalıyor deyiminden farksız.
İktidar yani AKP/MHP/DSP/Hüda par ittifakı meseleyi sadece PKK’nın silah bırakmasıyla sınırlarken, CHP ve sair muhalif partiler, geniş, kapsayıcı, birleştirici bir demokrasi paketi tezini savunuyorlar.
DEM de kısmen, olayın PKK ve Dem ile sınırlı kalmamasını, mesela CHP’nin dışlanmamasını istiyor ve sözü belediyelere operasyon çekilirken barış ve kardeşlik ortamı oluşturmak mümkün mü noktasına getiriyor.
Bir de iktidar her ne kadar reddetse de Apo derhal salınsın, PKK’lı mahkumlar serbest bırakılsın, her şeyin yasal çerçevede yürüyebilmesi için anayasa değişikliği yapılsın istiyorlar.
Yasal çerçeve konusunda haklılar çünkü önceki açılım sürecinde iktidar ile işbirliği yapan herkes, sürecin sonlanmasıyla birlikte terörist muamelesi görüp hapse tıkıldı.
Görünen o ki iktidar kanadı, PKK ile barışalım, silahlar bırakılsın, terör örgütü kendini lağvetsin bu konuda hiçbir pazarlık yapılmasın şeklinde bir oldu-bitti dayatmasında…
Barış deyince aklına sadece PKK ile barışmak, kardeşlik deyince aklına sadece Kürtlerle kucaklaşmak, sadece Kürtlerle dayanışmak ve demokrasi denince aklına sadece Kürtlere birtakım haklar vermek geliyor.
Öyle ya bir yandan milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi diyeceksiniz, sürecin ve bu süreci yürüten komisyonun adını milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi koyacaksınız ama öbür yandan muhaliflere yönelik baskılar, haksız hukuksuz tutuklamalar, sindirme operasyonları devam edecekse, Apo’ya şarkılı şiirli sevgi yüklü mesajlar gönderen, Sırrı Süreyye Önder’in fotoğrafını okşayan ama sıra CHP ve Özgür Özel’e gelince tehdit ve hakaretler yağdıran Bahçeli dilini değiştirmedikçe, bu komisyonun misyonuna kim inanır?
Bir de hukuki tartışmalar var ki en başından beri bu çocuğun ölü doğacağının en önemli göstergesi…
Mesela, muhalefet, HDP ve hukukçular; Terörsüz Türkiye yolunda demokratik adımlarla ilerlenmesi, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanında çalışmalar yapılması, bir yandan da bazı hukuka aykırı yargı uygulamalarıyla idari tasarruflardan vaz geçilmesi, hukuka aykırı gözaltı ve tutuklama kararlarının kaldırılması, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, kayyım uygulamaları, diploma iptali ve Atatürkçü subayların TSK’dan tasfiyesi gibi idari uygulamalara son verilmesi taleplerini sıraladıkça iktidar kanadından özellikle MHP adeta çıldırıyor.
Nitekim MHP’nin Hukukçu Genel Başkan Yardımcısı ve komisyon üyesi Feti Yıldız bu taleplere anında karşı çıktı.
Bazı kurumların meseleyi anlamadığını iddia ederek ‘Bu sürecin temel amacı, terör örgütü PKK’nın tüm uzantılarıyla birlikte, ön koşulsuz ve kalıcı biçimde silah bırakmasının sağlanması’ diyerek süreci adeta sınırladı.
Resmen, ‘demokrasinin geliştirilmesi, bağımsız yargı, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması gibi meseleleri karıştırmayın, bunları komisyonun gündemine getirmeyin’ diyor.
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum da aynı görüşte. Yasal düzenleme yapılacaksa sürece özel, genel kanunlardan ayrı tek bir özel kanun yapılsın diyor.
Geçici olsun, geçiş sürecinde uygulansın ve süreç bitince sona ersin istiyor.
PKK’ya özel olsun, sadece kendini fesheden terör örgütünün aktif ve destek unsurları olan kişileri kapsasın, diyor.
Komisyon da, süreç te, eğer çıkarılacak ise çıkarılan yasalar da PKK’ya özel olacak ise Türkiye’nin başka dertleri yok mu diye sormayalım mı?
Haksız hukuksuz hapis yatanlar, yasa yerine konulan Kanun Hükmünde Kararnamelerle zindanda çürütülenler, işsiz aşsız bırakılanlar, mağduriyetleri gerek anayasa gerekse uluslararası mahkemelerce teyit edilenler ne olacak?
Türkiye’nin sadece PKK ve Kürtlerle mi kucaklaşmaya ihtiyacı var.
Diğerleri insan ve vatandaştan sayılmıyor mu?