"Bir zamanlar sıfırdınız, bugün katrilyon sahibisiniz,

Patlamanız yakındır.

Garibanın ahı sizi boğacak.

Siz bir kişi değil, koskoca bir güruhsunuz.

Siz, garibanın sırtından kazanan vicdansızlarsınız!

Emeği sömürdünüz, alın terini çaldınız; sonra da soluğu Havai/ Dubai’de tatilde aldınız.

Sırtımıza basa basa kazandınız, doymadınız.

Ama artık Anadolu halkı isyan ediyor, edecek.

Bugün Anadolu insanı 1 tane ucuz ekmek, 1 kilo ucuz et için kuyruğa girerken, siz onların çocuklarının mutluluğunu çalarak çocuklarınıza saltanat kurdunuz/ kurmaya çalışıyorsunuz.

Çünkü sizin gözünüz sadece parada, makamda, saltanatta.

Dün bir partinin kapısındaydınız, bugün öbürünün masasında.

Ballı börek günleriniz bitecek.

Uçaklarınız, yatlarınız, katlarınız, medyanız, sahte diplomalarınız, taptığınız yeşil paralarınız da artık sizleri kurtaramayacaktır…

Çaldıklarınızı yiyemeyecek, kusacaksınız…

Siz bu ülkenin garibanlarını yok ettiniz.

Kökü bozuk olduğunuz için ne makamı taşıyabiliyorsunuz ne de parayı.

Sonradan görme kibrinizle bu ülkeye en büyük zararı siz verdiniz.

Ama artık yeter!

Anadolu halkı ayağa kalkıyor.”

Şimdi bu satırları okuyunca diyeceksiniz ki ‘hocam, sabah sabah ciğer mi yedin?’

Yok. Bunları yazabilecek kadar cesaretli değilim, canımı da yolda bulmadım.

Bunlar benim değil Savcı Sayan’ın sözleri. Ağrı AKP’li Belediye Başkanı Savcı Sayan…

Meşhur bir söz vardır; “Merd-i kıbti, şecaat arz ederken sirkatin söyler.”

Anlamı şu; Kıpti’nin merdi, kendini överken, cesaretini, yiğitliğini anlatırken sirkatini yani hırsızlığını, hırsızlık konusundaki maharetini anlatır.

Savcı Sayan da kendimi öveceğim, sayın cumhurbaşkanına bağlılıklarımı ve sadakatimi göstereceğim derken partisinin ve partililerinin sirkatini anlatmış.

Nankörleri ifşa edeyim, bunun yanı sıra da kendimi ön plana çıkarıp övüneyim derken, partililerinin yolsuzluk yaptıklarını, köşeyi döndüklerini ifşa etmiş.

Bütün paylaşımlarının arasına “Sizi liderimizin etrafından söküp atacağız. Cumhurbaşkanımızı size yedirmeyeceğiz!” cümlelerini sokarak hem sonsuz sadakatini ortaya koymuş hem de kendini güvence altına almış.

Son zamanlarda AKP içinde eskiler ve yeniler, içeridekiler ve dışarıdakiler arısındaki kavgalara sık rastlıyoruz.

Ama bu sefer ki tek kale maç gibi olmuş çünkü karşı çıkan, atağa geçen hiç yok.

Çünkü bu cümlelerden alınmak demek, bütün bu suçlamaları üzerine almak demek.

Bu anlaşılır anlaşılmasına da bu sözlerle zan altında bırakılan iktidardan niye ses çıkmadı, bunu anlamak mümkün değil.

Yalanlama gelmedi.

Bu ağır ithamlar reddedilmedi.

Bu sözlerin geri alınması veya düzeltilmesi istenmedi.

Dezenformasyonla mücadele merkezi devreye girmedi.

Savcı Sayan, hesapta büyük bir nankörlüğü ifşa ederken, zenginliklerini iktidara borçlu olup ona ihanet eden nankörleri uyarırken, iktidarın sırtından akıl almaz derecede zenginleşenler olduğunu iddia ediyor.

İktidar sayesinde çuvalla para kaldıranlar, garibanın sırtından saltanat kuranlar, haksız servet edinenler, siyasetten zenginleşenler var iddiaları nereden bakarsanız bakın iktidara da bir suçlama içeriyor.

Bu toplumda buz gibi bir itiraf olarak algılanıyor ama herkes suspus…

İktidar medyasında da yankı bulmuyor, gündem oluyor.

Acaba neden?