Gençler bir bir bavullarını toplayıp gidiyor. Kimi İstanbul’a, kimi Ankara’ya, kimi de yurtdışına… Gidenin geri döndüğü de yok. Çünkü burada tutunacak dal kalmadı.
Sakarya yıllardır büyüyen, gelişen, sanayisiyle övünen bir şehir olarak anlatılır.
Ama gelin görün ki bu şehrin gençleri o masallara artık inanmıyor.
Çünkü sokakta, kahvede, üniversite kampüsünde herkesin dilinde aynı cümle var:
“Burada gelecek yok.”
İŞ VAR DİYORLAR, AMA KİME VAR?
Birileri çıkıp “Sakarya’da istihdam artıyor” diyor. Ama hangi işten bahsediyoruz? Asgari ücretin üç kuruş üstünde, sigortası eksik, sabah akşam vardiya işlerinden mi? Biraz eğitimli, biraz idealist bir genç nereye gidecek? Fabrikada mı çalışsın, markette mi kasaya otursun, yoksa diplomayı duvara mı assın? Üniversitelerden her yıl binlerce genç mezun oluyor, ama şehir o gençlere “yer” açmıyor. İş yok, destek yok, umut yok. Bir tek “sabret” var. Ama gençliğin sabrı da bir yere kadar.
ÇARESİZLİKLE BÜYÜMEK
Bu şehirde genç olmak, sanki görünmez olmak gibi. Ne fikrin dinleniyor, ne emeğin değer görüyor. Bir proje üret, destek iste, “biz sana döneriz” derler; ama o dönüş hiçbir zaman olmaz. Köprüler yapılır, yollar genişletilir, ama gençlerin umudu daralır.
Sakarya umut şehriydi. Depremden sonra ayağa kalkan, yeniden dirilen bir yerdi. Ama şimdi sanki herkesin ayağı prangalı. Bir genç girişim kurmak istese bürokrasi boğuyor, bir diğeri sosyal projeye kalkışsa “sırası mı şimdi” diyorlar. Yani gençlik, bu şehirde kendi gölgesinden bile şüphe eder hale geldi.
EĞİTİM VAR AMA GELECEK YOK
Üniversite var, ama mezun olunca ne olacağını kimse bilmiyor. Diploma artık bir süs eşyası gibi; iş görüşmesinde “tecrüben var mı?” diye soranlara cevabın yoksa, geçmiş olsun. Tecrübeyi nerede kazanacak bu çocuk? İş vermeyen, destek olmayan bir düzende “çalışan genç” nasıl yetişecek? Ev kiraları uçmuş, asgari ücret kirayı bile karşılamıyor. Ailesinin yanından ayrılan genç, bir ay sonra geri dönüyor. Çünkü “yaşamak” artık sadece faturaları ödeyebilmek anlamına geliyor. Ne sosyal alan kalmış, ne umut veren bir şehir atmosferi. Gençler nefes almak için bile başka şehirleri düşlüyor.
NEDEN KİMSE KALMAK İSTEMİYOR?
Doğası güzel, evet.
Yeşili bol, havası temiz, suyu bereketli…
Ama gençler için yaşanacak şehir demek sadece doğa değil; gelecek demek, fırsat demek, değer görmek demek. Ve Sakarya bu üçünde sınıfta kalıyor. Bir şehir, gençlerini tutamıyorsa o şehir yaşlanmaya mahkûmdur. Bugün giden her genç, yarının bir eksilen nefesidir bu topraklarda. Ama kimse dönüp “neden gidiyorlar?” diye sormuyor. Sorsalar da cevabı duymaya cesaret edemiyorlar: Çünkü burada gençlerin sesi duyulmuyor!
BİR NESİL UMUDUNU KAYBEDİYOR
Gençler artık gelecek değil, çıkış kapısı arıyor. Kimi Avrupa hayali kuruyor, kimi İstanbul’un keşmekeşine sığınıyor. Çünkü orada da zor, ama en azından bir umut var. Burada ise umut bile kiraya verilmiş gibi. Gençlerin gitmesi sadece bireysel bir karar değil, toplumsal bir çığlık aslında. “Artık dayanamıyoruz” diyorlar.
Güzel şehirlerde sadece ağaçlar yeşermez, insanlar da yeşermeli. Gençler bu toprağın en canlı umuduydu, ama biz o umudu görmezden geldik.