Kıbrıs’ta seçim yapıldı, bizim iktidarın muhalefeti hem de rekor farkla kazandı.
Haliyle çok üzüldüler. Niye üzülmesinler ki muhalefet kazanırsa Kıbrıs elden çıkacaktı, Yavru Vatan ellerin olacaktı…
Kıbrıs elden çıkarsa Akdeniz’e dair bütün tezlerimiz havada kalacak, Mavi Vatan kararacak, İsrail ve ABD ve yandaşları Akdeniz’in bütün doğalgaz ve petrol rezervlerine çökecek, karasularımız falan kalmayacak, biz artık Akdeniz’e tekne ile bile açılamayacak, belki kıyılarında balık bile tutamayacaktık.
Bu görüş doğrultusunda mevcut cumhurbaşkanı desteklendi, muhalefet kösteklendi. AKP’li siyasetçisinden tutun sanatçısına kadar hatta tarikatçısına kadar Kıbrıs’a gönderilip halkın tercihine müdahale edildi.
Sonuç; Kaybettiler.
Neyi? Kıbrıs’ı…
Sadece Kıbrıs’ı değil, Akdeniz’deki bütün haklarımızı…
Peki, Kıbrıs bizim miydi ki? Yani sizin miydi ki?
Türkiye, Akdeniz’de var mıydı ki?
Kıbrıs’ın stratejik önemini kavradınız da gereğini yaptınız mı ki bugün ‘eyvah Kıbrıs elden gitti’ diyorsunuz?
Kıbrıs, tarih boyunca Orta Doğuya açılmak isteyen devletler için, vazgeçilmez stratejik ve ticari bir üs olarak görüldü. Kıbrıs, “bölgesel ve stratejik güç” olmanın olmazsa olmazıydı.
En azından yarısına sahip olduk da stratejik öneminin farkına varıp gereğini yaptık mı?
Bu sorunun cevabını en baştan aramaya başlayalım.
23 yıldır ülke yönetiyorsunuz, neredeyse çeyrek asır ve üstelik tek başınıza ve en geniş yetkilere sahip olarak…
‘Dünya lideri’ tarafından yönetiliyorsunuz ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kan kardeşimiz ülkelerin tanımasını bile sağlayamadınız.
Kimilerine göre de ‘ümmetin liderisiniz’ ama tek bir İslam ülkesine tanıtamadınız.
Bırakın tanınmayı, bırakın siyasi yönünü, Türk ve İslam ülkelerinin KKTC ile ekonomik ve kültürel işbirliği yapmalarını bile sağlayamadınız.
Hadi Akdeniz bölge ülkelerinin bir kısmı ‘kafir’ iyi de Müslüman ülkelerle doğru dürüst bir ilişki kurup, en azından o kafirlere karşı bir ittifak oluşturdunuz mu? Hayır.
Aksine ‘kafir’ ülkelerle iş birliği yapıp Libya’da Kaddafi’yi, Suriye’de Esad’ı devirdiniz.
Milli menfaatlerimiz değil, siyasal İslam ideolojisi doğrultusunda hareket edip, Mısır’ı da küstürdünüz.
Dolayısıyla şimdi alayı ABD ve İsrail’in kuyruğuna takıldılar, birlikte Akdeniz’de doğalgaz ve petrol arıyorlar, biz seyrediyoruz.
Yılmaz Özdil’in deyimi ile; “Güney Kıbrıs, Amerikan petrol devi ExxonMobil’le, Fransız petrol şirketi Total’le, İtalyan petrol şirketi Eni’yle, Güney Kore petrol şirketi Kogas’la, İngiltere-Hollanda petrol şirketi Shell’le, Katar Petroleum’la anlaşma imzaladı.
Sondaj faaliyetlerini koruma adına bu ülkelerle askeri işbirliği anlaşmaları da imzalandı,
Bunların hepsini son 10 yıl içinde yaptılar.
Aynı süre zarfında biz ne yaptık?
Casino ülkesi yaptık. Kokain üssü yaptık. Karapara üssü yaptık. Yasadışı bahis üssü yaptık.
Adeta mafya cumhuriyeti haline getirdik, Güney Amerika’dan uyuşturucu güzergahı kurduk, orospu sektörü yarattık, uluslararası kokuşmuşluğa göz yumduğumuz için siyasileri/bürokratları fuhuş yaparken gizli kameraya kaydettiler, şantajla esir aldılar, kukla yaptılar, dünya tarihinde ilk kez telefonda sanal seks yüzünden hükümet düştü, kumarda 50 bin doların üstünde para kaybeden 50 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının isimleri internete düştü, böylece, Türkiye’nin her yıl milyarlarca dolarının kayıtdışı yollarla Kıbrıs’taki kayıtdışı sisteme aktarıldığı ortaya çıktı, servetinin kaynağı belirsiz oligarklara, küresel baronlara fink attırdık, silahlı çatışmalar gırla gitti, hepsinin üstünü örttük.”
Ha bir de saray yaptırdık, itibarımız artsın diye…
Kıbrıs, bizim miydi gerçekten!