AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan son genel kurul konuşmasında kayıt dışı siyaset yapanları eleştirdi.

"Kayıt dışı siyaset yapma dönemi artık kapanmıştır. Yeni Türkiye'de kayıt dışı ekonomiye de kayıt dışı siyasete de yer yoktur” dedi.

Ve ekledi; “Bu sözlerim sadece siyaset heveslisi sermaye temsilcilerine değil, aynı zamanda 'komprador burjuvazinin' gönüllü taşeronluğuna soyunan muhalefet partilerinedir.”

Sayın Erdoğan bu konuşmasında TÜSİAD’ı kast etti evet ama mesajı tüm kayıt dışı siyaset yapanlaraydı.

Ne demek kayıt dışı siyaset?

Yani konumu, görevi, durumu gereği siyaset yapamayacak olanların el altından siyaset yapmaları…

Nitekim iktidar kanadının en çok kullandığı cümlelerden birisidir; “Cübbeni çıkar da gel!”

Cübbeden kasıt kişinin konumundan kaynaklanan giysidir. Aynı zamanda kişinin konumundan kaynaklanan dokunulmazlık vesaire…

Genel kurulda bu mesaj üstüne basa basa verirken, genel kurul sonrası tebrik yarışına girenlere bakıyorum da alayı yukarıdaki tanıma göre cübbeli…

Mesela RTÜK Başkanı…

Kendisi radyo ve televizyonları denetlemekle görevli kurumun başkanı…

Mevzu tarafsızlıksa eğer en çok tarafsız olması gereken kurumun, tarafsız olması gereken başkanı…

Aynı zamanda kendisi bir devlet memuru…

RTÜK kanunlara göre bağımsız bir kamu kuruluşu. Personeli de devlet memuru. Devlet memurları kanunen siyaset yapamazlar.

Ama sayın başkanın attığı twit ne kadar bağımsız, tarafsız olduğunun adeta ifşası…

“AK Parti 8. Olağan Büyük Kongresi’nin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Adında AK, ışığında istikbal ile Türkiye yüzyılında demokrasiye ve millî iradeye güç katacak bu önemli süreçte emeği geçen herkese milletimiz adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde seçilen MKYK ve MYK Üyeleri ile Genel Başkan Yardımcılarını tebrik ediyor, millete hizmet yolunda mukaddes görevlerinde üstün başarılar diliyorum.”

Haliyle ilk tepki RTÜK üyesi İlhan Taşçı’dan geldi.

Şöyle dedi Taşçı; Sayın @ebekirsahin Anayasanın 133. maddesi kapsamında RTÜK üyelerinin TBMM Genel Kurulunca seçilen, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olduğundan hiç söz etmeyeceğim nasılsa sizin nezdinizde kıymeti harbiyesi yok!

Yurdumuzdaki insan hakları, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin güçlendirilmesi için mücadele veren en küçüğünden iktidar adayı olan CHP’ye kadar tüm partilerin kongre/kurultayları için de sizden aynı heyecanı ve coşkuyu paylaşmanızı bekliyoruz.

Nihayetinde RTÜK Üyeleri, tüm televizyonlara olması gerektiği gibi tüm siyasi partilere de eşit mesafede olmak zorundalar.

En azından yasalar ve anayasa bunu emrediyor. Madem bir kıvancı paylaştınız AKP kongresi için diğer partiler de desteğinizden be sevincinizden yoksun kalmasınlar!”

Sosyal medyadan da benzeri tepkiler geldi;

Atanmış bir devlet memuru olarak her siyasi parti kongresini böyle coşkuyla kutluyor musunuz? Ya da suç işlediğinizin farkında mısınız? Sonuçlarıyla bugün değilse de yarın hukuk nezdinde yüzleşeceksiniz, diye soranlar oldu.

Bir devlet memuru aynı anda hem memurluk hem de siyaset yapamaz. Siyaset yapacaksan istifa et ve istediğin siyasi partiye üye ol. Aksi taktirde suç işlemiş oluyorsun, diye uyaranlar oldu.

Bence en çarpıcı olanı ‘Böyle bir yazıyı bir general vali emniyet müdürü veya yetkili bir başka önemli kamu personeli CHP veya başka bir parti kongresi için yazsaydı ne olurdu acaba” sorusuydu.

2000 bin yıl önce söylenen “Yasalar örümcek ağına benzer, küçük sinekler ağa takılır kalır. Büyük sinekler ağı deler geçer” sözünün günümüzde de geçerli olması ne acı!

‘Yeni Türkiye Yüzyılı’ dedikleri bu olmasa gerek…