İmamoğlu’nun İBB’de ikinci dönemi…
İBB dediğin yer de rantın, yolsuzluğun, hırsızlığın, partizanlığın ve her türlü usulsüzlüğün membaı…
Ama anlaşılan İmamoğlu’nun bu taraklarda bezi yok ki tek bir suç unsuru bulamıyorlar.
Dolayısıyla neyle suçlayacaklarını şaşırıyorlar.
Yok elini arkadan bağladın, Fatih’e saygısızlık ettin.
Yok İstanbul karlar altındayken balık yemeğe çıktın.
Yok halka ucuz ekmek dağıttın, kent lokantalarıyla milletin karnını doyurdun.
Yok deprem yardımı yaptın.
Yok metro için kendi imkanlarınla kredi sağladın.
Vay ‘ahmak’ dedin. Vay bilirkişiyi ifşa ettin!
Ve son örneği İmamoğlu’nun diploması sahte!
Maksat İmamoğlu’nu soruşturma bombardımanına tutmak, bunlarla meşgul etmek ve mümkünse adaylığını engellemek…
İşin uzmanları hatta o dönemin bürokratları söylüyor; Diploma gerçek. Derslere ve imtihanlara girilmiş, sınıflar geçilmiş, diploma alınmış.
İddia ne?
İmamoğlu’nun hak etmediği bir yatay geçişle üniversiteye girmesi ve diploma alması…
Yine herkes hemfikir ki Kıbrıs’taki üniversiteden yapılan yatay geçiş, o günkü mevzuatlara uygun…
Tut ki değil. Tut ki İmamoğlu ile birlikte aynı anda yatay geçiş yapan 50 kişinin alayı dolandırıcı. Öyle olsa bile zaman aşımı söz konusu… Yani takibi mümkün değil.
Tut ki organize bir sahtekarlık yapılmış, zaman aşımı dönemin memurları, bürokratları için de geçerli…
İddia edilen suçun gerçekleştiği tarih 1990. Üzerinden 35 yıl geçmiş.
Bu suçun zaman aşımı süresi 8 yıl.
Nitekim ortada emsal teşkil eden bir içtihat kararı da var.
Hulusi Akar’ın kızı Serra Akar. 2003 yılında ABD’de biyoloji okurken, Ankara Hacettepe Tıp Fakültesi’ne yatay geçiş yapıyor.
Evet, usulsüz bir uygulama ama kimse üzerine gitmiyor, suç zaman aşımına giriyor,
YÖK, 2014 yılında yapılan bir şikayet üzerine şu kararı veriyor; “Eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 11 yıl geçtiği ve eylemin temadi nitelik taşımadığı, Yerleşik Danıştay içtihatlarına göre idari organ ve makamların kendi hatasından kaynaklanan ilgili lehine hak doğuran işlemleri idari istikrar ve kazanılmış hak anlayışının gereği ancak 60 gün içerisinde geri alabileceği, 11 yıllık sürenin geçtiği tespiti karşısında hukuk devletinin temel ilkelerinden olan idarede istikrar ve devamlılık ilkesi uyarınca yatay geçiş işleminin geri alınamayacağı birey aleyhinde işlemlere tabii tutulamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.”
Yani şimdi Akar’a gelince öyle, İmamoğlu’na gelince böyle mi olacak?
Biri 13 yıllıkken zaman aşımından yararlanırken, diğeri 35 yıl aradan sonra suç mu sayılacak?
Bunu millete anlamazsınız. Tıpkı aynı zarfa atılan 4 oydan birini sahte ve geçersiz saymanızı anlatamadığınız gibi…
Millet olaya şöyle bir bakar ve sorar;
Yahu İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldığı diplomayı YÖK onaylamış, kabul etmiş.
İmamoğlu bu diplomayla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) başvurmuş kısa dönem askerlik yapmış, TSK da bu diplomayı kabul etmiş.
Siyasete giren İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanlığı için aynı diplomayla başvurup aday olmuş, seçilmiş. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da bu diplomayı kabul etmiş.
Daha sonra aynı diplomayla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na iki kez aday olmuş ve seçilmiş. YSK diplomayı yine kabul etmiş.
Yani İmamoğlu’nun diplomasına 31 yıl itiraz eden olmamış.
Şimdi cumhurbaşkanı adaylığı gündeme gelince mi aklınıza geldi?
Bende de diyorum ki illa bir suç arıyorsanız, soy adını araştırın. Bence kesinlikle İmamoğlu bir imamın oğlu değil. Yalan söylüyor!