GEÇEN haftanın son günü Dünya Kadınlar Günü idi. Gazetemiz Bizim SAKARYA’nın yazarları da bu olaya epey değindi ve önemli yazılar kaleme aldı. Ben de birkaç kelam etmek istiyorum.
Önce özetin özeti bir tarih vereyim...
8 Mart 1857’de New York’taki bir dokuma fabrikasında 40 bine yakın kadın işçinin, çalışma süresini kısaltmaya dönük girişimiyle başladı her şey... İşveren ile polisin işbirliği sonucu gözdağı verilmek amacıyla fabrikaya kapatıldı kadınlar... Bu arada çıkan yangında 129 kadın da canlı canlı yandı. Bu üzücü olay, bir sonraki yıl milat kabul edildi ve Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı...
Görüldüğü gibi hikâyesi elem verici...
Peki kutlanıyor da, acaba kadınlar ne kadar özgür? Onlara, hak ettikleri mutlu ve güvenli ortamlar ne kadar sağlanabiliyor?
Ne yazık ki, Hitler’i, Mussolini’yi, Stalin’i, Korkunç İvan’ı, Donald Trump’u ve Netenyahu’yu da bir anne doğurdu.
Eğer dünya milletleri kadınlarına, annelerine hak ettikleri değeri verebilseydi; şimdi ortalığı yakıp yıkan, milyonlarca insanın ölümüne neden olan savaşlar da konuşulmayacaktı.
Bilmezler ki, anneler ağlarsa dünya ağlar...
SU ÜSTÜNE YAZI TUTMAZ!
Kutlayalım... Kadınları baş tacı yapalım... Onlara hak ettikleri gerçek değeri verelim... Ancak sarf edilen “cilalı” sözlerle bu gerçekleşir mi?
Konuşmalar, su yüzüne yazılan yazı gibi, silinip gidiyor. Ve kadınlara dünyayı zehir eden olaylar zinciri artarak devam ediyor!
Bu konuda ülkemizin de sicili bozuk ne yazık ki...
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, "2025 Kadın Cinayetleri Raporu" adıyla yayımladığı bildiride, 1 Ocak-31 Aralık 2025 tarihleri arasında en az 391 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü açıkladı. TKDF bu vakaların 297'sinin kadın cinayeti, 94'ünün ise şüpheli ölüm olarak kaydedildiğini belirtti.
Rapora göre, cinayetlerin en fazla görüldüğü iller İstanbul (54), Diyarbakır (21), İzmir (20), Antalya (19), Ankara (16) ve Adana (14) oldu.
Raporda, öldürülen kadınların 165’i evli, 100’ünün bekâr, 38’inin boşanmış olduğu, 10’unun dini nikâhla yaşadığı, 78’inin ise medeni durumunun bilinmediği açıklanıyor.
GAZZE’DE ÖLENLER KADIN DEĞİL Mİ?
Son iki yılda Gazze’de öldürülen 74 bin masum insanın 50 bine yakını kadın ve çocuklardan oluşuyor...
Ve gözleri kör olmuş dünya bu soykırımı sessizce izlemekle yetiniyor!
Daha iki hafta önce Amerika ile İsrail’in başlattığı savaşın ilk gününde İran’daki okulda yaşları 5 ila 8 arasında 167 kız çocuğu öldürüldü... Ve zalim Amerika, büyük bir pişkinlikle bunu İran’ın yaptığı yalanını uydurdu...
Hangi kadın hakkından bahsedelim?
Yahudi ve Hıristiyan inancına göre ölen kadın kendilerinden değilse hiçbir sorun yok... Ve utanmadan, sıkılmadan her yıl Dünya Kadınlar Günü güzellemesi yapıyorlar...
ÇOCUĞA AĞLAMAK YAKIŞIR MI?
Yazının ortasında verdiğimiz kız çocuğunun resmi Filistin’de bir Fransız gazeteci tarafından çekildi... Gazeteci bu resmi çekerken, bu melek yüzlü kıza “Biraz gülümse!” dedi... Ağlayan kız ancak bu kadar gülebildi...
Resme bakar mısınız; aynı anda hem gülüyor, hem ağlıyor...
Dünya, eğer gerçek anlamda kadınlarına değer verseydi, işte bu gözyaşları, bu savaş manzaraları hiç olmayacaktı...
Evet... Geride kalan 8 Mart Pazar, Dünya Kadınlar Günü idi... Her zaman olduğu gibi cilalı sözlerle kutlandı; geldi, geçti...
Kutlayalım... Lâkin dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlara gerçek değerlerini de verelim bir zahmet...
*****************
ANLAMLI DİZE
“Ve siz teşhir ettiniz, kokuttunuz etini!
Görün artık kadını, verin hürriyetini.
Nice arzu emele yem ettiniz kadını;
Vah... Yazık... Kirlettiniz o tertemiz adını...”