Zafer havalimanının ibretlik zarar hikayesini hatırlatınca ‘Hocam, ya İstanbul Havalimanı ne getirdi ne götürdü?’ diyenler oldu.
Götürüsü hesap edilince getirisinin de bir anlamı kalmayan havaalanının nesi, nasıl anlatılır ki? Külliyen zarar, külliyen ihanet…
Gerek var mıydı? Bence yoktu. Sırf yeni imar ve rant alanları açılsın, yandaş müteahhitler para kazansın, projesiydi. Atatürk’ün ismini bir büyük eserden daha silmek de işin bonusu…
Teknik ya da ekonomik nereden bakılırsa bakılsın büyük bir hataydı.
Teknik anlamında büyük bir hataydı çünkü yer seçimi felaketti. Uzmanların bütün uyarıları kulak ardı edilerek, önceden arsa rantına konan siyasi ve bürokrat kesiminin arzusu istikametinde belirlendi.
Ne büyük bir hata olduğunu da 2022 Ocak ayında kar yağdığında yaşananlar gösterdi. İstanbul Havalanın felç oldu. Yaşanan krize müdahale etmek için Cumhurbaşkanının tensipleriyle(!) yola çıkan İç İşleri Bakanı Soylu ve Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu’nun, talan sebebiyle tek pisti kalan Atatürk Havaalanına inmek zorunda kalmaları doğanın ibretlik dersiydi adeta…
İstanbul Havalimanı'nın kargo bölümünün biriken kar sebebiyle çökmesi de işin cabası…
Sade rant değil, bir de inat uğruna yapılmıştı.
Ben söylemiyorum. Bakın 18 Eylül 2018 tarihli bir haber, hem de yandaş Hürriyet Gazetesi’nin haberi “İstanbul Atatürk Havalimanı dünyanın en iyi 3'üncü en iyi havalimanı seçildi!”
Kafaya koymuşlardı ve çok aceleleri vardı ki, kısa bir süre önce kapasite arttırımı için milyonlarca dolar sarfettiklerini bile unuttular.
Apar topar kapatıldı?
Öyle ki işletmeci TAV firmasına, kira sözleşmesi bitmeden erken kapatılmasından dolayı 389 milyon Euro tazminat ödemeyi de göze aldılar.
Tamam, İstanbul'un yeni bir havalimanına daha ihtiyacı vardı. Vardı varmasına ama yıllık 70 milyon kapasiteli Atatürk havalimanını kapatıp yerine yıllık 90 milyon kapasiteli yeni bir havalimanı açmanın, bu iş için milyarlarca Euro dökmenin mantığı neydi?
Kalsaydı, kime ne zararı vardı?
Sırf rant elde etmek ve Atatürk Havalimanı’nın adını silmek uğruna 1950’lerde cumhuriyetin kalkınmacı anlayışı ile inşa edilen, rüzgarı, görüş alanı, pisti ve çevre düzenlemesi hesap edilerek yapılan gözbebeğimizi rant ve inat uğruna ortadan kaldırmakla elinize ne geçti?
Mimarlar, mühendisler, çevreciler ve muhalifler “Yapmayın, etmeyin, bu havalimanını kapatmayın” dedi, dinlemediniz.
Uzmanlar, “İstanbul Havalimanı’nın yeri yanlış. Bu bölgeye havalimanı yapılmaz. Burası kentin son ekolojik alanı, çevre felaketine yol açarsınız” diye defalarca uyardı. Oralı bile olmadınız.
Dolayısıyla bu havalimanı olayı da tıpkı diğer Yap-İşlet-Devret modelleri gibi bu millete atılan en büyük kazıklardan bir tanesidir.
Bize atılan kazık sadece ekonomik değil, başka yönleri de var ki Yılmaz Özdil gayet güzel anlatmıştı;
“Gökyüzündeki gururumuz SoloTürk, Atatürk Havalimanı’nın yıkılış töreninde gösteri uçuşu yaptı iyi mi! Böylece... Türk Hava Kuvvetleri, bir havalimanının kapatılmasında gösteri uçuşu yapan, dünya tarihindeki ilk hava kuvvetleri oldu!
Halbuki... Atatürk Havalimanı, aynı zamanda askeri havalimanıdır.
Atatürk Havalimanı’nın bitişiğindeki Hava Harp Okulu’nun 1967 yılından beri orada bulunmasının sebebi, bizatihi havalimanıdır.
Hava Harp Okulu öğrencileri “özendirici uçuş” adı verilen temel uçuş eğitimlerini Atatürk Havalimanı’nda yapar.
Atatürk Havalimanı’nın kapatılması şerefine (!) gösteri uçuşu yaptırdıkları SoloTürk’ün pilotu, ilk kanatlarını orada çırptı.
Türk Hava Kuvvetleri’nin pilotluk macerasının başladığı yerdir Atatürk Havalimanı.
Ve Atatürk Havalimanı’nın yıkılış töreninde Türk Hava Kuvvetleri’ne gösteri uçuşu yaptırdılar!
Hava Harp Okulu’nun denize sıfır arazisi, bugün İstanbul’un en değerli arazisi... Hava Harp Okulu’nu oradan çıkarırsanız, o ebattaki araziye, Ataköy büyüklüğünde, alışveriş merkezleriyle, otelleriyle, marinasıyla, 50 bin nüfuslu uydu kent kurmak mümkün.
Atatürk Havalimanı kapatıldığında, Hava Harp Okulu’nun orada bulunmasının manası da ortadan kalkıyor. Herkes Atatürk Havalimanı’na inşaat yapılacak zannediyor ama, asıl 10 milyar dolarlık inşaat alanı, Hava Harp Okulu’nun arazisi.
Nasıl olsa kimse sormuyor... O millet bahçesi, millet için mi yapılıyor, yoksa Hava Harp Okulu’nun yerine dikilecek milyar dolarlık binaların bahçesi mi? Önü deniz, arkası orman, ne mütevazı manzara değil mi?”