MEGA kenti sallayan 6.2’lik deprem tam da 23 Nisan kutlamalarına rast geldi. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 105. Yıl dönümüzde sevincimiz yarım kaldığı gibi, İstanbul’u ve çevre illeri sarsan depremde büyük sıkıntılar yaşadık…

Çok şükür, birkaç yıkıntının dışında can kaybımız yok… Sakatlanmalar da yaşanan panik ortamında gerçekleşti.

Depremin şiddeti malumunuz 6.2… Bir başka anlatımla Nagazaki’ye atılan atom bombasından daha büyük!

Eğer İstanbul’da beklenen deprem 7’nin üzerinde gerçekleşirse, onun şiddeti son depremin en azından 15-20 katı olacak!

Orta şiddetle yaşanan bu son depremde bile İstanbul’un trafiği ve haberleşme cihazları kilitlendiğine göre, acaba o beklenen depremde neler yaşanacak, varın siz tahmin edin!

Deprembilimci Naci Görür ve birçok yerbilimci “Deprem Türkiye’nin gerçeği. İstanbul’da 25-30 yıllık bir zaman diliminde büyük depremin gerçekleşmesi çok büyük bir olasılık. Bunun için İstanbul’undaki yapı stokunun yenilenmesi, çürük binaların en kısa sürede yenilenmesi hayati bir önem arz ediyor” şeklinde görüş beyan ediyor.

DAHA NEYİ BEKLİYORSUNUZ?

2023’ün 6 Şubat’ında 11 şehrimizi yerle bir eden Kahramanmaraş merkezli depremin yaralarını henüz saramadık. 50 binin üzerinde bir kaybımız var. Orta nüfuslu bir ilçeyi kaybettik.

Verilen sözler, vaatler hep havada kaldı. Şu anda bu deprem bölgelerinde hâlâ konteynırlarda yaşam mücadelesi veren on binlerce vatandaşımız mevcut… On binlerce vatandaşımız, Anadolu’da başka şehirlere göç etmek zorunda kaldı.

Bir Japon mühendis, Körfez Köprüsü’nün inşası sırasında, halatın yerinden çıkması ile “Ben bir insanın ölümüne neden olabilirdim!” diye intihar ederken, bizim 6 Şubat depreminde resmi rakamlara göre 50 binin üzerinde vatandaşın ölümüne neden olan belediyelerin yönetimlerinden hiç kimse istifayı bile akıllarına getirmedi.

Bunları bırakın… Bu yapılara ruhsat veren, haksız kazanç için çarpık yapılaşmaya göz yuman başkanlar, mühendisler, encümenler ve tüm bunların başındaki ilgili bakanın aklından da geçmedi istifa etmek…

İlk günlerde mahkemeye düşen suçlular tek tek salıverilirken, ölen vatandaşlar öldüğü ile kaldı.

DEPREMİN SON İKAZI İSTANBUL’A

Aslında çarpık yapılaşmanın en bariz örnekleri İstanbul’da yaşanıyor. Yıllarca ihmal edilen ve hatta ihanet edilen uygulamalarla nüfus bakımından öyle bir şişti ki İstanbul, -Allah göstermesin- bir depremde yerle bir olacak bu şehrin binalarında belki de yüzbinlerce insanımız ölümle burun buruna kalacak.

Durum bu kadar bariz ve gerçek iken, maşallah yöneticilerimiz hâlâ kayıkçı kavgasında.

Hükümetle muhalefet arasında yaşanan son bir-iki aydaki gerilim yüzünden ülkeyi terk eden 50 milyar dolarlık bir sermaye aslında bu şehrin en azından o çürük olan yapılarını yenileme gücüne sahipken, heba oldu, havaya uçtu!

2002 yılında iktidara geldiklerinde 1.70 olan Doların bugün 40’lara ulaştığı Türkiye’de şimdi hangi güçle ve hangi kararlılıkla bu dünya kentini yenileyeceksiniz?

Durum bu kadar gerçek, deprem ise bu kadar yakın iken iktidar kanadı hâlâ çılgın proje olarak nitelendirilen Kanal İstanbul’u hayata geçirme peşinde…

Bu bölgedeki arsalar, birçok Arap ülkesinin televizyonlarında reklama çıkıyor artık… Yani parası olanlar, İstanbul için hayati önem taşıyan su kaynaklarının da geçiş noktası olan bu bölgelerdeki arsaları kapma yarışında.

Gelinen bu noktada İstanbul’da yaşayan 20 milyon insan büyük deprem korkusu yaşarken, yöneticilerin hala olayı ciddiye almaması daha büyük korku veriyor…

Bilmiyorlar ki, İstanbul çökerse, Türkiye çöker!

Daha neyi bekliyorsunuz?

Gök kubbenin yıkılmasını mı?

*****************

ANLAMLI SÖZ

“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar.

Hiç ders alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

MEHMET AKİF ERSOY

*****************