Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "kısmi af geliyor" haberlerini doğruladı.

Ama pardon ‘af’ değilmiş bu, infaz düzenlemesiymiş!

Memleketimde zammın adı yeniden değerlendirme olur da affın adı infaz düzenlemesi olmaz mı?

Bu isim değiştirmeler asıl niyeti gizlemek ve tepkiyi azaltmak için kullanılır oldu.

Bölücü başı Apo demiyorlar da İmralı diyorlar mesela.

Neyse, nereden çıktı bu af meselesi?

MHP istedi. Pandemi bahanesiyle gerçekleştirilen infaz düzenlemesinin kapsamını genişletmek gerekiyormuş. O gün bu haktan cezası kesinleşenler yararlanmış da suç tarihi aynı olmasına rağmen henüz dava süreci bitmeyenlere haksızlık olmuş!

Aslında kriminal bir talep ve Sinan Ateş davasıyla ilgili olduğuna da bahse girerim.

Haliyle öyle demeyecekler de hak, hukuk, adalet ve eşitsizliğin giderilmesi kılıfına sokacaklar.

Ve adım gibi eminim bu düzenleme kriminal tipleri kapsayacak, tacizciler, tecavüzcüler, katiller yararlanacak ama fikir ve düşünce suçlarını kapsamayacak.

Her affın ardından yaşananları az çok biliyoruz. Aynı şahısların aynı suçları işlemekten vazgeçmediklerini de…

Dolayısıyla iş işten geçtikten sonra iktidar kanadı her defasında affa karşı olduklarını söylüyor.

Hatırlarsınız, son düzenlemeden yararlanarak salıverilen, polisle çatışmaya girmekten çekinmeyen, gözünü kırpmadan cinayet işleyen suç makineleri toplumda infial uyandırmış, daha 4 ay önce Adalet Bakanı Tunç şöyle demişti;

"Kasten öldürme suçları, kasten yaralama suçlarında özellikle denetimli serbestlik uygulamalarının toplumda eleştiriye neden olduğunu görüyoruz. Tüm bu toplumdan gelen eleştirileri dikkate almak durumundayız. Özellikle toplumu suçtan korumalıyız. Zaten ceza hukukunun, ceza adaletinin amacı toplumu suçtan korumaktır..."

Yani daha 4 ay önce, infaz indirimi yanlışından döneceklerini söylüyorlardı.

Hoş, hep söylüyorlar onlar…

Cumhurbaşkanı Erdoğan da rahatsızdı ve eleştiriyordu; "onlarca suç kaydı olan kriminal tiplerin ellerini kollarını sallayarak ortalıkta dolaşması bizi de rahatsız ediyor" diyordu.

Artık rahatsız mı oldular yoksa Ümraniye'de polis Şeyda Yılmaz'ı şehit eden 19 yaşındaki katilin, yargıda 19 dosyasının, poliste 26 suç kaydının bulunmasına rağmen sokağa salındığının vatandaşlarda infial uyandırması mı böyle konuşturdu bilemem.

Önemli de değil zaten ki konuştuğu gibi yapmıyor.

Gelin sizi 7 yıl önceye götüreyim.

Eylül 2018 tarihinde Devlet Bahçeli yine gündeme bir af meselesi getirmişti. Teklifi bile hazırdı.

Lakin Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Kader mahkûmları meselesini anlamış değilim.

İlke şu; devlete karşı işlenenlerde devlet bu yetkiyi kullanabilir ama şahıslara karşı işlenen olduğunda orada devletin böyle bir af yetkisi kesinlikle yoktur” demişti.

Sonuç? MHP’nin istediği oldu.

Bugün de sanki bir dejavu yaşıyoruz.

Teklif yine MHP’den. ‘Emrin olur’ demesi de AKP’den…

Dediğim gibi talep kriminal ve ancak kriminal tiplere yarayacak.

Oysa cezaevlerinde yüzlerce, hayatı boyunca en ufak şiddet eylemi ve söylemi olmayan gazeteci, yazar ve akademisyenler var.

Emir komuta zinciri çerçevesinde 15 Temmuz kalkışmasına karışmış, hiçbir suçu olmayan yüzlerce er ve erbaş var.

Hani diyorlar ya; Devlet ancak kendine karşı işlenen suçları affedebilir.

Alın size fırsat işte; “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti devirmeye teşebbüs” gibi absürt suçlamalarla tutuklu ya da hükümlü insanları affedin.

Şanınıza yakışır bir iş olur, kesinlikle…