Sahte diploma skandalını evet büyük bir infial yarattı ama balık hafızalı olmayanlar ve fikri takip yapanlar için öyle şaşkınlıktan küçük dilimizi yutturacak kadar da sürpriz değildi.

Çok şaşıranlar, internet arama motoruna bir sorsun bakalım sahte, eksik, yetersiz diploma konusunda karşılarına hangi isimler çıkıyor?

Biz şaşırma hakkımızı bu ülkede, bir kitabında ‘intihal’ yaptığı gerekçesiyle, YÖK’ün hakkında öğretim mesleğinden çıkarma cezası verdiği bir akademisyen bu ülkenin Milli Eğitim Bakanı yapıldığında kullanmıştık.

O kadar geriyi hatırlamayanların da şaşırma haklarını mevcut Milli Eğitim Bakanı’nın ‘inanılmaz yükselişi’nde kullanmaları gerekiyordu.

Daha yeni bir tartışma çünkü.

Yine de hatırlatayım; Bakan Tekin, Topluma ‘geri zekalı’ muamelesi çektiğinde hapisteki İmamoğlu "Bu ülkede nasıl profesör olunur?" diyerek Tekin'in akademik kariyerini anlatmış, "Beş yıl doçentlik görevinde kalmalı. 5 yıl doçent kalmayan Yusuf Bey sonra profesör oldu. Rektör olmak için 3 yıl profesör kalması lazım ama Yusuf Bey sonra rektör oldu. Pat diye profesör, pat diye rektör oldu. 48 saatliğine kararname yayınladı. 48 günlük profesör, rektör oldu. Sonra kararname geri çekildi. Bunlar kararname çocukları" demişti.

Şimdi bu ülkede sahte diplomaların havada uçuşması, organize sınavlarda soruların çalınması veya birilerine aktarılması gibi usulsüzlükler çok mu anormal?

Gündeme gelirsek, Murat Ağırel sahte diploma olayını ta bir yıl önce yazmış, o zaman çalıştığı Halk TV’de ‘kayda geçsin’ programında da anlatmıştı.

İşte asıl o zaman zaman şaşkınlıktan küçük dilimizi yutmamız gerekiyordu.

Bir sene önce; Yetkilileri uyarıyorum, sosyal medyada dolandırıcılık siteleri “e-Devlet garantili sahte diploma” diye ilanlar veriyorlar. Hatta daha da ileri gidip bu hususta garanti veriyorlar.

Asıl amaç bu yalanlara inanıp para yatıracak olanları dolandırmak, diğer amaç ise bu sitelere girenlerin kişisel bilgilerine ulaşmak sanıyordum ama gerçekten de veriyorlarmış, diyordu.

Bir sene önce; Üniversitede okuyup vefat eden veya kaydı dondurulan kişilerin bilgileri siliniyor, yerine parayı veren kişinin bilgileri dolduruluyor. Bu sayede kare kodlu diploma almış ve sorgulamalarda da doğrulama yapılmış oluyor, diyordu.

Bir sene önce; Dolandırıcılar, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrenci işlerindeki yetkili bir kişinin kimlik bilgileri ile adına bir telefon hattı çıkarıyorlar. Çıkardıkları hat ile e-imza alıyorlar. Bu e-imzayı Hatay Müşavirler Odası’ndan teslim alıyorlar. Aldıkları e-imza ile de proliz adlı sisteme girip değiştirme işlemlerini yapıyorlar.

Hiç kimse yapılan işlemi sorgulamamış. E-imza hizmetini veren TÜRKTRUST firması, 100 üniversitenin kullandığı proliz sisteminin firması en ufak bir sorgulama yapmamış, diyordu.

Murat Ağırel, bütün bunları nereden biliyordu?

Sahtekarlar, sosyal medyada açık açık ilanlar veriyor ve reklam yapıyorlardı da oradan…

Nitekim bu sitelerden birini müşteri kılığında aramış ve olayın içyüzünü öğrenmişti.

Peki bu, ilgililerin ve güvenlik güçlerinin hiç mi aklına gelmedi?

Yahu ben şimdi kalkıp internetten ‘sahibinden acil satılık eroin, hem de kelepir fiyatına’ yazsam anında olayın araştırılması ve benim takibe alınmam gerekmez mi?

Şebeke açık açık ilan veriyor, e-devlet garantili sahte diploma diyor, neredesiniz?

Gerçekten de, bir muhalif twiti anında görüp sabaha karşı müdahale edenler hiç mi fark etmedi?

Yoksa ‘muhalif avcılığı’ görevinden fırsat mı bulamıyorlardı?

Sahtekarlık bununla da sınırlı değildi.

Murat Ağırel "Sadece sahte üniversite diploması mı sanıyorsunuz” diyor ve ekliyordu;

“Sahte ehliyet düzenleyen “ehliyet çeteleri” var.

Bu çetelerden biri sonunda ortaya çıktı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nda görevli bir personelin e-imzası kopyalanmış; bazı sürücü kurslarıyla iş birliği içinde, sınavda başarısız olan kişilerin e-sınav notları sistem üzerinden değiştirilmiş.

Ve bu sadece bir yerde tespit edilen örnek.
Bu çetelerin içindeki bir kişi yüzlerce, binlerce kişinin bu şekilde ehliyet aldığını belirtiyor.

Buyurun tespit edilen 90 kişinin isim ve değiştirilen not listesi…"

Ve Murat Ağırel şimdi haklı olarak uyarıyor;

“Son 20 yılda verilen tüm diplomalar, akademik unvanlar tekrar kontrol edilmelidir.”

O uyarıyor ama bu ülkede ucu iktidar partisine dokunan hiçbir olayın üzerine gidilmiyor…