Dünya Kadınlar Günü’nde yine klişe ve samimiyetsiz kutlama mesajları havada uçuşurken, CHP lideri Özgür Özel’in hem kadınları yücelten hem de bugün başlayan İmamoğlu davası üzerinden onurlandıran güzel bir açıklama geldi.
Önemine binaen aktarıyorum;
“Buradan bir gerçeğin altını çizmek bir erkek olarak yapmak bana düşer.
İstanbul Büyükşehir davası yarından itibaren görülecek. Bu davada suçlanan kişinin suçu, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve partisini her girdiği seçimde yenmiş olmak ve ona hiç yenilmemiş olmak. Cumhuriyet Halk Partisi'nin suçu da yapılacak ilk seçimlerde iktidara gelmek üzere emin adımlarla yürüyor olmak.
Bunu durdurmak isteyen anlayış, bir siyasetçiyi İstanbul’a Yargı Kolları Başkanı olarak yolladı.
Yani kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla ana kademesi ile baş edemeyeceğini gördü.
Geçmişte de çok hatalı kararlar veren, berbat kararlar veren, verdiği kararlar Anayasa Mahkemesi tarafından oybirliği ile hak ihlali görülen birini oraya koydu.
Sonra da tekrar onu siyasete çağırdı. O kişi gitti orada, hukuku katletti.
Şimdi söyleyeceğim ve ‘Bana düşer’ dediğim kısım buradan sonrası.
Şöyle bir yol izlediler. Herkesi topladılar, özellikle de Ekrem Başkan’a yakın çalışanları ve özellikle zulmederek Ekrem Başkan’a karşı ifade vermek için insanları aldılar evlatlarıyla tehdit ettiler, aileleriyle tehdit ettiler.
Önlerine kağıtlar koydular ‘At imzayı, çık dışarı’ dediler.
Vallahi Ekrem Başkan’ın dost, arkadaş bildiklerinden ya da liyakatli, dürüst bildiklerinden ‘Buradan yıllarca çıkamazsın. Ama Ekrem Başkan’a iftira atarsan, arkadaşlarına iftira atarsan dışarı çıkarsın’ deyip imzalar atıp dışarı çıkanlar oldu. İftiracılar oldu.
Şimdi iddianamede bu iftiraların kanıtları, delilleri yok.
O iftira edenler, hem inşallah hukuk önünde bu dünyada, hem öbür dünyada en ağır şekilde bu iftiranın cezasını çekecekler.
Olmayanı olmuş gibi anlatan, imzayı atıp iftira atan dışarı çıkan, hatta bugün bir tanesi iktidara yakın bir gazetede bir sayfa röportaj vermiş. Yazın ilk tutuklandığında ‘Ya bu yaz denize girecek miyiz?’ deyip sonra iftira atıp o savcının izniyle yazlığında Bodrum’da ev hapsinde duranlar oldu.
Bak buradan bunu söylemek bana düşer. 450 kişi yargılanıyor ya en ağır baskıları da kadınlara çocukları üzerinden yaptılar ama iftiracılar içinde bir tane kadın yok arkadaşlar, bir tane kadın yok.
Açın bakın ne kadınlar gördüm, biri geçen hafta Aziz İhsan Aktaş davasında serbest kaldı. Yaz boyunca ağladı Silivri Kadın Cezaevinde. İftiracıların beyanlarına ağladı, kendisine atılan iftiralara ağladı. İlk mahkemede suçsuzluğu çıktı, şimdi dışarıya çıktı. Hüngür hüngür ağladı, önüne ittirilen kağıda bir tane imza atmadı.
Kadınlara şöyle yaptılar. ‘Eşinden ayrılmışsın.’ ‘Ayrıyım efendim.’ ‘Çocuk?’ ‘12 yaşında efendim.’ ‘Sensiz ne yapacak?’ ‘Suçum yok bırakın gideyim efendim.’ ‘At imzayı git çocuğunun yanına.’ Öbürüne ‘İki tane kızım var biri yurtdışında biri burada falan.’ ‘Kim bakacak?’ ‘Vallahi annemden başka kimse yok.’ ‘Kaç yaşında?’ ‘78.’ ‘At imzayı al çocuklarını.’ ‘Nasıl atayım? Ben yalan atamam, iftira atamam. Öyle olmadı ki.’ ‘Bu ihaleyi buna vermişsiniz.’ ‘Ben yazdım, en iyi ihaleyi yaptım, en doğru şekilde yaptım, o kazandı.’ ‘Öyle deme sen yine, şöyle de. Ekrem Bey söyledi ihaleyi buna ver diye de. Sen çık Ekrem yatsın.’ ‘Ben bu yalanı atamam’ dedi.
Bunu yapmayanlar dedi ki sonra buna ‘O zaman sana iyi yolculuklar.’ Öyle deyince sandı ki beni Çağlayan’dan Silivri’ye gidiyorum diye ‘İyi yolculuklar’ dedi savcı. Silivri’ye gitti doktora götürdüler. Niye? ‘Yolculuğun var.’ Ertesi sabah birini Gebze’ye, birini Düzce’ye, birini Bolu’ya, birini Afyon’a…
İftira atmayan kadınları 26 kişilik koğuşa 40’ncı kadın olarak yerde yatmaya gönderdiler.
Sekiz aydır direniyorlar o iftirayı atmıyorlar.
Önlerinde saygıyla eğiliyorum.
Kerameti kendinde arayıp, Ekrem Başkan’ın gölgesinde yürüyüp, orada burada belki de kendisi bazı namussuzluklar yapıp imzayı atıp kendini kurtarıp, masumları yakan namussuzların hepsi maalesef bizden çıktı.
Bütün kadınların önünde söylüyorum ki bir tane sizden çıkmadı. Hepsini helal olsun.”