2025 yılı tarımsal işletme verileri açıklandığında bir yandan memnuniyetle karşılanacak bir tablo ortaya çıktı: Mevsimlik tarım işçilerinin günlük ücretleri bir önceki yıla göre ortalama yüzde 37,8 oranında artarak 1.299 TL seviyesine yükseldi. Sürekli tarım işçilerinin aylık kazançları ise 37 bin 305 TL’ye ulaştı. Ücretler yükseliyor, hayat biraz daha kolaylaşıyor gibi görünüyor… Ancak rakamların derinlerine indiğinizde karşınıza başka bir tablo çıkıyor: Kadın ve erkek işçiler arasındaki makas, ne yazık ki hâlâ uçurum kadar geniş.
Sakarya, Türkiye’nin fındık ve sebze üretim merkezlerinden biri olarak tarım işçisine ödenen günlük ücrette 6. sıraya yerleşmiş. Erkek işçilerin günlük ücreti 1.684 TL’ye ulaşırken, kadın işçiler 1.512 TL’de kalıyor. Mevsimlik işçilerde fark 223 TL; sürekli çalışanlarda ise tablo daha da vahim: Erkekler 39 bin 843 TL kazanırken kadınların ortalama aylık maaşı 23 bin 598 TL. Aradaki makas sadece bir rakam değil, emeğin, alın terinin ve fırsat eşitliğinin sorgulandığı bir gösterge.
Kadın emeği can damardır
Tarım, kadın emeğinin en yoğun olduğu sektörlerden biri. Tarlada, bahçede, hasatta kadın işçiler; erkeklerden belki daha çok çalışıyor, belki daha çok sabır gösteriyor. Peki, ödülleri ne oluyor? Erkekler hâlâ daha fazla kazanıyor. Ücret makası, yalnızca ekonomik bir fark değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin güncel ve somut bir göstergesi. Bu durum sadece Sakarya’ya özgü değil. Türkiye tarım sektöründe yıllardır kadının emeği ikinci planda görülüyor. Tarımda kadın işçi, genellikle esnek, mevsimlik ve düşük ücretli işlerde çalıştırılıyor. Oysa kadın emeği, sektörün can damarlarından biri. Her fındık, her domates, her sebze üretiminde kadın emeği var. Peki, bu emeğin hakkı verilmiş mi? Verilmemiş.
Tarımda da ekonomide de süreklilik olmaz!
Bir başka dikkat çeken nokta ise sürekli işçilerdeki makasın çok daha geniş olması. Erkekler neredeyse 40 bin TL kazanırken, kadınlar 24 bin TL civarında kalıyor. Bu, kadının uzun vadeli istihdamda ve düzenli işlerde bile daha az değer gördüğünü, fırsat eşitliğinin hâlâ hayal olduğunu gösteriyor. Oysa ekonomik büyüme, sadece üretim rakamlarıyla değil, eşitlik ve adaletle anlam kazanır. Kadının emeği hak ettiği karşılığı almadığı sürece, tarımda ve ekonomide sürdürülebilir adımlar atmak mümkün değil. Tarımda makasın kapanması, yalnızca ücret farkının giderilmesiyle değil; toplumsal algının, işveren davranışlarının ve devlet politikalarının da değişmesiyle mümkün.