BUGÜNKÜ Türkiye’nin, İbni Haldun’un söylemlerini dikkate almaya çok ihtiyacı var. 14. Yüz yılın aydınlarından olan İbni Haldun’un çalışmaları, ünlü Mukaddimesi zamanımıza kadar ışık tutuyor.

İbni Haldun’un 74 yıllık ömrü, 27 Mayıs 1332 tarihinde Tunus’ta başladı ve 17 Mart 1406 tarihinde Kahire’de tamamlandı. Sosyoloji ve iktisadın öncülerinden kabul edilir. Vermiş olduğu eserler, asırları aşıp zamanımıza kadar ulaşmış, devlet adamlarına ve aydınlara tıpkı Yusuf Has Hacip’in Kutatgu Bilik eseri gibi yol göstermiştir.

Devlet mekanizmasındaki çürümüşlüğe, milletin kabullendiği bu ortamları şöyle özetliyor İbni Haldun;

· Dayanışmanın yok olması

· Üretimin yavaşlaması

· Tüketimin çılgınlığı

· Bindirilen vergiler

· Liyakatsizlik

· Adaletsizlik

· Umutsuzluk

· Göçün hızlanması

· İblisane gurur ve kibir

· Gösteriş, riyakârlık ve yalakalık…

Siz söyleyin; şu andaki gelinen bu noktayı tarif etmiyor mu İbni Haldun?

ADALET CAN ÇEKİŞİYOR!

Şu anda Türkiye’de hüküm süren ekonomide, eğitimde, adalette ve hayatımıza dokunan her alanda yaşanan sıkıntılar aslında “liyakat” sisteminin çürüdüğünü göstermiyor mu?

Bu Devleti yönetenler, bir önceki seçimlerde “mülakat” sisteminden vaz geçecekleri sözünü vermelerine rağmen, Devlet kademelerini “liyakatsiz” partililerle doldurmadılar mı?

İşte o liyakatsiz ortamlarda oluşan Devlet mekanizması bugün çürümenin eşiğinde her geçen gün biraz daha itibar kaybediyor!

Adalet her zaman güçlülerin, nüfuzlu kişilerin yanında olmuştur…

Gariban, çaresizlikten aldığı bir ekmeğin hesabını verirken, Devleti sömürmeyi kendine ilke edinen kişiler bu ülke değerlerini har vurup harman savurmakta.

İşte bu liyakatsizlikle Türk Adaleti can çekişiyor ve bu adaletsiz ortamlarda nice insanlar büyük mağduriyetler yaşıyor…

Hangi birini anlatalım?

GEÇER AKÇE; YALAKALIK!

Devlet mekanizmasında liyakat gidince yerine gösteriş, riyakârlık ve yalakalık yerleşiyor… Bugün Avrupa ülkeleri arasında en büyük rüşvet çarkının döndüğü ülke konumuna geldik ne yazık ki…

İşlenen kadın cinayetlerinde, çocuk suiistimallerinde ve her türlü yüz kızartıcı suçta da şampiyon konumdayız…

Adliyeler ve cezaevleri dolup taşıyor! Adalet, güçlülerin elinde sadece bir oyuncak! Masum ve fakir bir vatandaş hakkını arayabilmek için en azından 50 bin ila 100 bin arasında bir parayı denkleştirmesi gerekiyor…

Diyelim denkleştirdin; yüzde yüz haklı olsanız dahi, sonucun güçlüden yana değişmeyeceğinin garantisini kim verebilir?

Bir zamanlar en güvenilir kurumu olan adalet mekanizması da sizlere ömür! Öyle bir hal aldı ki hukukumuz, bugün Anayasa’nın vermiş olduğu bir karara ne siyasiler saygı duyuyor ne de alt mahkemeler bu kararı uyguluyor!

At izi ile it izinin karıştığı, yalakalığın revaçta olduğu bu ortamda hangi Anayasal hakkı, hangi yaşama hürriyetini korkmadan kullanacaksınız?

********************

ANLAMLI SÖZ

“Akıl süsü dil, dil süsü sözdür… İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür… İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü de parlar…”

YUSUF HAS HACİP

*******************