Ekonomi bozuldukça AKP’li siyasilerden ve yandaş basından tasarruf tavsiyeleri yağıyor.
Biri, “Peygamber Efendimiz de sofradan aç kalkar, bunu tavsiye ederdi, diyor.
Biri, "Ekonomik sıkıntı çekebiliriz. Normal şartlarda bir kilo et yiyorsak yarım kilo yeriz. Domatesi iki kilo yerine iki tane alırız, diyor.
Biri, “Eti kasaptan almayın benim gibi kuzu kesin” diyor
Bir diğeri “'Kombiyi 1 derece kısarak faturalarda yüzde 7'lik tasarruf sağlanabilir” diye akıl veriyor.
Emine Erdoğan, “Küresel bir seferberlikle bireysel davranışlarımızı değiştirerek insanlığı içine düştüğü bu utançtan kurtarabiliriz. Gelin hep birlikte basit önlemler alalım. Alışverişe çıkmadan önce alınacaklar listesi hazırlayalım. Porsiyonlarımızı küçültelim. Sadece ihtiyacımız kadarını alıp bozulacağını bildiğimiz yiyecekleri istiflemekten vazgeçelim” diyor.
Yandaş basın da alışveriş tarifleri veriyor;
“Alışverişe tek başına ve tok karnına çıkın. Çocuklar olmasın.
Büyük araba doldurmaya teşvik eder. Sepetten şaşmayın.
Sebze, meyve, süt, et alın. Abur cuburdan kaçının.
Cazip kokular yoldan çıkarmasın. Evde hiçbiri kalmaz.
Ürünlere dokunmayın. Sahiplik duygusu almaya zorlar.
İkramları geri çevirin. Dilinize değdiği an tuzağa düşersiniz.
Islak yeşillik taze görünür, kolay satılır. Ama çabuk çürür.
Pahalı ürün göz hizasındadır. Yukarıya ve aşağıya bakın.
Gurme reyonunda zemin titrer. Yavaşlar, daha çok alırsınız.
Kasiyer indirimli ürün teklif eder. Rafta da aynı fiyattır.”
Gördüğünüz gibi hepsi bizim sağlığımızı ve cebimizi düşünüyor, haklarını yemeyin.
Sağlık tavsiyeleri de önemli, doğru söylüyorlar, katılıyorum…
Hatta bir ilave de ben yapayım; Efendimiz “İnsanoğlu midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır” buyurarak, çok yemenin ruh ve beden sağlığına zararlı olduğunu da ifade ediyor.
Dolayısıyla ey ülkem insanları!
Yoksulluğun pençesindeyiz diye üzülmeyin.
Asgari ücret neredeyse açlık sınırına denk, ancak karın doyurmaya yetiyor ve sair ihtiyaçları karşılamak mümkün değil diye dertlenmeyin.
Yoksullukmuş, ne gam? Elhamdülillah Müslümanız üstelik, biz sabretmeyeceğiz de kimler sabredecek?
Bu Diyanet, boşuna mı fetva ve hutbeleriyle fakirliğin faziletini anlatıp isyan etmeyin, sabredin tavsiyesinde bulunuyor? Cennete gideceksiniz daha ne istiyorsunuz?
Önceki gün yandaş pardon yerli ve millici kanallardan birisi “Uzun süre aç kalmak ömrü uzatıyor!” haberi yaptı.
Destekliyorum. Hatta ekliyorum;
Açlık ömrü uzatıyor…
Doğalgaz ateş pahası ama olsun soğukta oturmak cilde faydalı…
Vergi manyağı olduk ama olsun vergi vermek kolesterolü düşürüyor.
Sakın muhalefet etmeyin, kızmayın, hükümeti övmek bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Eleştirmek ise baş ağrısını azdırıyor.
İstanbul Kanalı bırakın açılsın, kesin bilgi şeker hastalarına iyi gelecek.
Çok okuyup, öğrenip cehaletinizden beslenenlere kafa tutmayın sakın, kısırlığa yol açıyor.
Fazla düşünmeyin, araştırmayın, ne derlerse tamam deyin, aksi kafa yediriyor.
Hakkınız mı çiğnendi, olsun, bırakın öyle kalsın çünkü hakkınızı aramak kalbinizi yoruyor.
Et yemiyoruz diye üzülmeyin, kırmızı et zaten kanser yapıyor.
Yeni kıyafetler alıp da ne yapacaksınız, eski kıyafetleri giymek stresi azaltıyor.
Tatile mi çıkamıyorsunuz? Nankör olmayın, bu sayede karaciğeri zorlamıyorsunuz!
Ha bu arada enflasyonu dert etmeyin, çünkü enflasyon Alzheimer'a iyi geliyor.
İç ve dış borç artmış, hane halkı borcu sekize katlamış hiç önemli değil. Borç batağında olmak vücudu diri tutuyor. Hele borç kredi kartınaysa, basurdan kıl dönmesine kadar iyi geliyor.
Hükümet sizi düşündüğü için asgari ücreti arttırmadı, ne yani daha az mı yaşamak istiyorsunuz?
Beceremediniz, öldünüz diyelim, iyi işte, netice de ölüm her türlü sağlık sorununu kökten çözüyor!
Yatın kalkın dua edin ki, vatandaşının sağlığını öncelikli gören ve uzun yaşamanız için her türlü gayreti gösteren bir hükümetiniz var.
Bazı ülke vatandaşları sizin kadar şanslı değil, Singapur mesela;
Singapur hükümeti, bütçesinin 9,6 milyar dolar fazla vermesi üzerine vatandaşlarına prim ödeme kararı aldı.
Vallahi geri zekalı bunlar, vatandaşlarını obez edecek, tokluktan öldürecekler!
Ama bazıları akıllı!
Mesela İsviçreliler. Hükümet, bütçe fazlasını vatandaşa dağıtma kararı alınca isyan ettiler.
Referandumda ‘hayır’ dediler, İsviçre Hükümetinin, vatandaşlarına her ay 2500 İsviçre frangı dağıtma teklifini reddedip ömürlerini uzattılar.
İsviçreliler akıllı da Finlandiyalılar salak mı?
Değilmiş ki onlar da Finlandiya hükümetinin vatandaşlarına kayıtsız şartsız 800 EURO verme arzusunu mecliste reddettiler.
Bu ülkelerin hükümetleri hem salak hem de itibarsız, halka dağıtmak ne demek?
Biraz kafaları çalışsa, bizimkiler gibi bırakarak halkın hem beden sağlığını korur hem de cenneti garanti ederlerdi, değil mi?