Sıradan günlerden birisiydi. Güneşli bir gökyüzü vardı. Güneş tepemizde var gücü ile yer yüzünü ısıtıyordu. Öğle vaktiydi. Bir anda güneşe gölge düştü. Gün ortasında gece oldu. Kimi güneş tutulması kimi de ay tutulması dedi bu duruma, fakat gerçek öyle değildi. Bir tutulmadan fazlası olmuştu. İstilacılar başta kocaman gemisi öncü olmak üzere dünyaya gelmişlerdi. Bir anda büyük bir panik başladı. Sokakta kaza yapan arabalar, bir türlü ilerlemeyen trafik ve sağ sola nereye koştuğunu bilmeyen insanlar... Kimi insanlar arabalarında kalmışlardı kimisi de etrafta bulduğu binalara giriyorlardı. Benim gibiler ise koşuyordu ama nereye koştuğunu bilmeden. En sonunda nefesim yetmemişti ve yanımda bulunan kapıları açık olan bir alışveriş merkezine girdim. Bilinçsiz bir şekilde alışveriş merkezinin en alt katına inen merdivenlerden aşağı doğru gitmeye başladım. İnebildiğim kadar aşağıya indim. Daha sonrasında da yer altı otopark tabelasını gördüm ve o yöne koşmaya başladım. Yaptığım bu şeyin bir mantığı var mıydı belki de yoktu ama sadece yaptım. Ben yer altı otoparkına inerken alışveriş merkezinin tavanından büyük bir ses geldi. Açıkçası bir patlama sesi miydi yoksa başka bir şey miydi tam olarak anlayamıyordum. Ben sadece inebildiğim kadar yerin altına inmekle meşguldüm. Yer altı otoparkının en alt katında sessizce bir köşede sakladım kendimi. Saklanmaya başladığım zaman etraftan insan çığlıkları ve büyük yıkım gürültüleri geliyordu. Hiçbir şey yapmadan olduğum yerde gizlendim. Bir süre sonra çığlıklar kesildi. Sonrasında da uyuya kaldım. Gözlerimi açtığımda saklandığım yerde kalakalmıştım. Bir süre sessiz bir şekilde etrafı dinledim. Çıt çıkmıyordu. Bulunduğum yerden yavaşça kalktım ve oradan çıkmak için bir yol aradım. O sırada bana doğru koşan ‘’Onlardan mısın?’’ diyerek bağıran şişman bir adam gördüm. Ne oluyor ne bitiyor diye sordum ama bana sertçe vurup beni yere serdi. Sonra özür dilerim diye bağırdı. Hiçbir şey anlamamıştım. Adamın geldiği yöne doğru yürümeye devam ettim ve ileride birkaç insan gördüm. Tam onlara bağıracaktım ki; o insanların birini çevrelediğini ve ona bir şeyler yaptığını gördüm. Belirli bir süre sonra etraf iyice boşaldı ve kendimi gizlice dışarıya attım. Dışarısı hâlâ karanlıktı ve kocaman bir gemi yukarıda duruyordu. Geminin etrafında ise irili ufaklı araçlar uçuyordu. Yolda birkaç insan topluluğu gördüm ama o insan topluluğu bizim bildiğimiz insanlar gibi değildiler. Robot gibi bakıyor ve hareket ediyorlardı. İnsanlardan saklanarak bir yerlere ya da en azından evime gitmeye çalıştım. Şehri yok etmişlerdi, köprüleri yıkmışlar en işlek yolları yok etmişlerdi. Evime vardım ve ses çıkarmadan orada kaldım. Birkaç gün boyunca cam kenarına bile yaklaşmadım. Etraftan irili ufaklı çığlık sesleri geliyordu ama aldırış etmedim, edemedim. İşgalcilerin askerlerinin insanlar olduğunu anladım. Bu insanlar hiçbir şeye tepki vermiyor ve topluluk halinde dolaşıyorlardı. Bu insanlar ayrıca işgalcilerin yeryüzündeki gözü olmuşlardı. İnsanlık kendi kendini yok ediyordu hatta etmişti. Günlerce evde kaldıktan sonra bir yerlere kaçmam gerektiğini düşündüm. Sonunda hiç kimsenin olmadığı bir yer belirledim kafamda ve oraya doğru gitmeye başladım. Yolda bir sürü zorluk atlattım. Beni kovalayan insan toplulukları oldu. Beni diğer insanlardan ayıran şey tek olmamdı. Bunun farkına varan sokak hayvanları hem beni koruyorlardı hem de benimle birlikte göç ediyorlardı. En sonunda hedeflediğim yere günler sonra vardım. Şu anda buradayım ama daha sonrasında ne olacağını ve ne yapacağımı bilemiyorum. Belki de insan gibi düşünen, duyguları olan son varlık ben kaldım.
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl